Borsa Mania Forum


*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. 18 Mayıs 2012, 13:07:39


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 ... 10 11 12 [13] +   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ahlar_ÇIKAR__Kimsenin-yanına-ettiği-kar-kalmaz-spek-sinek-manipci-aldatma  (Okunma Sayısı 15825 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
AHLAR ÇIKSIN
Yeni Dost
*

Rep Gücü: 0
Karizma: 2


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 24



« Yanıtla #108 : 21 Kasım 2009, 16:42:17 »

HAFTANIN MAKALESİ !
Yetmiş milyon kişi fişlenecek!
   
  http://umutfm.com/
Sadece radyo

Dün burada bir anlaşmadan söz ettim. Avrupa Birliği ülkeleri adalet bakanları ile ABD arasında 30 Kasım'da yapılacak "güvenlik anlaşması" ile yüz milyonlarca AB vatandaşının kişisel bilgilerinin ABD istihbaratına verileceğini, bu kişilerin potansiyel terörist gibi algılanacağını, insanların günü gününe izleneceğini, bunun temel hak ve özgürlükler için bir yıkım olacağını aktardım. "Beş yüz milyon yeni terörist" başlıklı yazının bugünkü bölümünde aynı konuyla bağlantılı olarak ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Başkanı Robert Müeller'in Ankara ziyaretinde Türkiye'den ne istemiş olabileceğini tartışacaktım.
Radikal gazetesi (19-11-2009) Müller'in şok edici talebini manşetten duyurdu. FBI Başkanı Türkiye'den, tıpkı AB'den istedikleri kişisel bilgileri istiyordu. Kara, hava, deniz, demiryolu gibi bütün ulaşım araçlarını kullananların parmak izi, ses, yüz, retina/iris gibi en özel bilgilerinin toplanıp kendilerine verilmesini istiyordu. Buna da biyometrik veri deniyor.
Hepimiz, günün her saatinde, her yerde izleneceğiz, bilgilerimiz toplanacak ve ABD istihbaratına aktarılacak. Biz hâlâ dinleme tartışmalarını yapaduralım, onlar bunun çok ötesini istiyorlar. Bir süre sonra DNA örneklerini de isteyecekler.
Sadece "şüpheliler"i izlemek mümkün değil. Böyle bir ayırım yapılamayacağına göre, aldığınız her bilet, attığınız her imza, pasaport alırken alınan on parmağınızın izi küresel terörle mücadele gerekçesiyle onlara verilecek.
Sadece bunlar değil,
kendinizle, ailenizle, çevrenizle ilgili bilgiler,
 banka işlemleriniz de
aktarılacak.
Bu ne demek?
Yetmiş milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı potansiyel terörist olarak izlenecek demek. Zaten kendi imkanlarıyla izleyebildikleri kadar izliyorlar. Ama bunu Türkiye Cumhuriyeti devlet imkanları kullanarak daha düzenli ve etkili yapmak istiyorlar.
Dün "500 milyon yeni terörist" başlığı altında AB vatandaşlarını terör şüphelisi yapan anlaşmayla ilgili cümleler özetle şöyleydi: "30 Kasım'da, yani Lizbon Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinden bir gün önce, Avrupa Birliği ile ABD arasında yapılacak bir anlaşmaya dikkat çekmek istiyorum. 27 ülkenin adalet bakanı ABD ile bir güvenlik anlaşması imzalayacak. Anlaşma ile ABD otoriteleri, 27 AB ülkesinin vatandaşlarına ait banka hesaplarına girebilecek. Para transferlerini izleyecek. Her bir AB vatandaşının her hangi bir bankadaki hesapları, günlük harcamaları, para transferleri en küçük detayına kadar ABD istihbaratının elinde olacak. Sadece para transferleri değil, kişisel bilgiler de bu anlaşmaya göre CIA tarafından izlenebilecek.
AB vatandaşı herhangi bir kimse, "teröre destek olduğunu", terör listesine girdiğini fark etmeyecek bile. Aldığı her hangi bir şey, ABD'nin ambargolu şirketlerinden birine mensupsa, bu kişiler bir anda kendilerini ABD cezaevlerinde bulabilecekler. Mesela Afganistan'ın bombalanmasına karşı çıkmak ABD için suç olabilecek, verdikleri küçük insani yardımlar teröre destek kabul edilebilecek. AB yönetimi ve ulusal hükümetleri yüz milyonlarca insanı CIA'nın insafına terk etmiş olacak…"
Endişelerimi son cümleye saklamıştım: "Ne dersiniz; ABD bu anlaşmayı Türkiye ile de yapar mı? Yoksa yapıldı da biz mi bilmiyoruz!"
Müeller'in anlaşmanın imzalanacağı 30 Kasım'dan önce Ankara'ya gelmesi ve bu talepleri iletmesi ne zamanlama değil mi! Haberde, Ankara'nın talebi reddettiği söyleniyor. Bir milletin küresel olağanüstü hal ve güvenlik paranoyasına teslim edilmesi gelecek nesillere yapılacak en büyük kötülük olacaktır. Umuyoruz gerçekten talep reddedilmiş olsun. Ama geçmişe bakınca şüphelerden kendimi alamıyorum. Bakalım o zaman.
Müeller bir kez daha Türkiye'ye sır dolu ziyaret yapmıştı. 2005 yılında gerçekleşen ziyaretten önce Kuzey Irak'taydı. Hemen ardından CIA Başkanı Porter Goss Ankara'ya geldi. O zaman Müeller'in ve Goss'un ziyaretleri, PKK'ya yapılacak operasyon görüşmeleri şeklinde tartışıldı. O günler; ziyaretin operasyonla hiç alakası olmadığını, CIA'nın işkence merkezleri ve gizli uçuşlarıyla alakalı olduğunu yazdım. Çünkü o tarihlerde sadece CIA değil, FBI da havayolu jetleriyle dünyanın birçok bölgesinden başka bölgelere insan kaçırıyordu. Yüzlerce belki binlerce insan bu şekilde kaçırıldı. Af Örgütü'nün 2006 raporlarında uçuşların yüzlerce olduğu ifade ediliyordu. Sadece Mısır'a yüze yakın insan kaçırıldı. Bu faaliyetler Demokrat ABD Başkanı Bill Clinton'ın 1995'te imzaladığı, George Bush'un 2001'de genişlettiği genelgeye göre yapılıyordu. Bütün AB ülkeleri bu pis işe ortaktı ve ortaklık 22 Ocak 2003'te yapılan gizli Atina Anlaşması'na dayanıyordu.
Müeller'in ziyaretiyle Türkiye'nin bu kirli trafikteki rolünü sorguladık. Gizli anlaşmanın altında kimin/kimlerin imzası olduğunu sorduk. Bütün dünya konuşu sorgulamaya başlamıştı. Aynı tarihlerde CIA uçakları İstanbul'a, Diyarbakır'a, İncirlik'e inip kalkıyordu. Gelecek nesillerin bunun hesabını soracağını söyledik. Müeller'in 2005'teki Ankara temasları hâlâ sır. Türkiye'nin kirli ortaklığa "katkısı" ve Türkiye'de olduğu söylenen gizli sorgu evleri de.
30 Kasım'da sözkonusu anlaşma yapılacak. Türkiye'nin neye nereye kadar "hayır" dediği konusunda endişeliyim. Bugün olmasa bile yarın 27 AB ülkesi arasına katılınca ne olacak? Ben o kadar bekleneceğini sanmıyorum.
Müeller'in taleplerinin bununla sınırlı olduğunu da sanmıyorum. Umarım yanılırım…

İbrahim KARAGÜL
Logged

http://umutfm.com/kayit.gif
_-------------------------_
NEREYE GİDİYORSUN_EY_YOLCU DİNLE VE ANLA
http://94.75.240.159/~umutfmx/izle.php?id=331
http://umutfm.com/izle.php?id=1781
_ http://umutfm.com/izle.php?id=526
http://umutfm.com/izle.php?id=2537
__ http://umutfm.com/izle.php?id=2353
._Gerçeklere kör olanlar nuru MUHAMMEDİYEYİ göremezler__..
http://umutfm.com/yayin.php
DAX 3666:::5800V.S.
AHLAR ÇIKSIN
Yeni Dost
*

Rep Gücü: 0
Karizma: 2


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 24



« Yanıtla #109 : 26 Kasım 2009, 12:10:22 »



--------------------------------------------------------------------------


Tüm dostların bayramını kutlarım.............

--------------------------------------------------------------------------------

HAFTANIN MAKALESİ !

KURBAN OLUN

Kurbanı açıklamak için tek başına akıl yetmez......
Aşk gerek, aşk..........
Kurban akılla değil aşkla açıklanır...............

Göğsünde yürek yerine taş taşıyanlar nasıl anlasınlar kurbanı?.........
Koca bir ömrü yemekhane, yatakhane, abdesane, işhane arasında, hayatın bundan öte, daha yüce bir anlamı olduğunu fark etmeden geçirenler nasıl anlasınlar kurban eden İbrahim’i, kurban olan İsmail’i?...........
Sevemeyenler, sevecek yerlerini öz elleriyle kundaklayanlar.........,
“Halilullah” (ALLAH sevgilisi) olan İbrahim’in rüyasını, hülyasını, sevdasını nasıl hayra yorsunlar? ...........
“Sahibi benim” dediklerinin eline zincirlerini verip altında binek olanlar, “sahibi benim” dediklerinin gerçekten sahibi olan ve sırtına binip onu aşkın yolculuğunda bir binek olarak kullananları nasıl anlasınlar?...........
Bakınız etrafınıza;
kurban olmayan birini görebilir misiniz?
Kimi kara sevdasının, kimi ak sevdasının kurbanıdır.
Dünyaya,
paraya,
makama,
mala,
şöhrete,
alkışa,
servete
kurban olmak .......
ve.....
kurban etmek için kuyruğa girenlerin haline bakın.............Bakmayın siz “Ben hiçbir şeye kurban olmam!” diye iddialı konuşanlara;
aslında onlar benliklerine ve bencilliklerine kurban olmuş birer zavallıdan başka bir şey değildirler.

Onların gerçekte hiçbir şeyleri yoktur ki “adayabilsinler”.......
İçgüdüleri, ayartıcı özbenlikleri, sevgi adını koydukları tutkuları, aşk adını verdikleri libidoları, servetleri, makamları, şöhretleri, malları onların sahibidirler, efendisidirler.
Köle efendisini nasıl azat eder?
Ya adar ve adanırsınız ya da harcar ve harcanırsınız.
Üçüncü bir şıkkı yok mu?..............

Yok, bence yok......
Baksanıza etrafınıza:
En yüce sermayesi olan hayatlarını kendilerinden aşağı değerdeki şeyler uğruna hovardaca harcayanların haddi hesabı yok.........İşte İbrahim ve İsmail, insanın adi şeyler uğruna harcanmaması için en yüce değer uğruna adamanın ve adanmanın yolunu gösterdi. Kurbanın sembolize ettiği derin hakikat budur.

Bu hakikati anlamayan için kurban bir “hayvan”.............,
kurban bayramı da “et festivali”dir................

Adayacağı ve adanacağı gerçek kapıyı bilenleri kimse daha aşağı bir değer uğruna harcayamaz, kullanamaz, kurban edemez.

Hangi ateş imanı yakabilir ki?

Hz. İbrahim önce canla sınandı, sonra cananla.
Can sınavını ateşte verdi. Yanmadı, çünkü iman yanmazdı. Aşkını imana, imanını hayata dönüştürmüş birini yakacak ateş bulunabilir miydi; tıpkı bir gönül erinin dediği gibi:
Eğer âşık isen yare
Sakın aldanma ağyare
Düş İbrahim gibi nare
Bu gülşende yanar olmaz

Aşkı İbrahimce olanın, yüreği dağca olur. İbrahimi bir aşka talip olursanız, aşkınızın ateşi Nemrutların yaktığı ateşi söndürecektir, hiç kuşkunuz olmasın.

Dört bin yıllık süreç?

BUGÜN arife......
Milyonlar bir sesin çağrısına uyup Mekke’de Arafat tepesine koşacaklar. Dünyanın dört bir yanından, beyaz, siyah, kızıl, sarı derili milyonlar.
Asyalı, Afrikalı, Avrupalı, Amerikalı milyonlar...........

Bu ses İbrahim’in dört bin yıl öteden gök kubbeye saldığı bir ses.
Nemrud’un ütopyasına benzemez bu;
tam dört bin yıllık yaşanan canlı bir süreç.

“Lebbeyk ALLAHumme lebbeyk!”
diye yüreklerini dua makamında İbrahim’in, İsmail’in, hicretin gelini Hacer’in korosuna katan milyonlar, bu sürecin her şeye rağmen süreceğini muştuluyorlar.

Gök kubbede baki kalan işte bu sadadır.
Bu imanın sadasıdır.

Siz de katın sesinizi bu ilahi koroya.
Unutmayın; adak değerini adandığı kapıdan alır.
O’nun
kapısı
en
yüce
kapıdır
ve bir tek O’dur insana gerçek değerini bahşeden.
Yalnızca O’dur kendisine teslim olan insanı istismar etmeyen.

O halde halde haydi hep bir ağızdan ses katın İbrahim’in gök kubbede yankılanan sesinin yanına:

“Lebbeyk ALLAHumme lebbeyk:
Buyur ALLAH’ım emrine amadeyim!”


MUSTAFA İSLAMOĞLU
__________________
DAX 3666:::5800V.S.
NEREYE GİDİYORSUN_EY_YOLCU DİNLE VE ANLA
http://94.75.240.159/~umutfmx/izle.php?id=331
http://umutfm.com/izle.php?id=1781
_ http://umutfm.com/izle.php?id=526
http://umutfm.com/izle.php?id=2537
__ http://umutfm.com/izle.php?id=2353[B
._Gerçeklere kör olanlar nuru MUHAMMEDİYEYİ göremezler__..
http://umutfm.com/yayin.php
http://umutfm.com/kayit.gif
Logged

http://umutfm.com/kayit.gif
_-------------------------_
NEREYE GİDİYORSUN_EY_YOLCU DİNLE VE ANLA
http://94.75.240.159/~umutfmx/izle.php?id=331
http://umutfm.com/izle.php?id=1781
_ http://umutfm.com/izle.php?id=526
http://umutfm.com/izle.php?id=2537
__ http://umutfm.com/izle.php?id=2353
._Gerçeklere kör olanlar nuru MUHAMMEDİYEYİ göremezler__..
http://umutfm.com/yayin.php
DAX 3666:::5800V.S.
AHLAR ÇIKSIN
Yeni Dost
*

Rep Gücü: 0
Karizma: 2


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 24



« Yanıtla #110 : 08 Aralık 2009, 16:21:33 »

Alıntı sahibi: AHLAR ÇİKSİN;611912
.
GLOBAL OYUN SÜRÜYOR

_2_Yıldır yazıyorum__
____Hedef dünyayı savaşsız ele geçirmek.
____İlki İzlanda Oldu_
ŞİMDİ DE FED KREDİ VERİYOR............

Dünya Bankası Başkanı
28 ülke risk altında
.22 DOLARDAN . 147 YE PETROL ŞİMDİ İSE ..87.. DOLAR ALTINA 60 CİVARINDA GİDİŞ 53 DOLARA MI ?
.....derken..........Petrolün varili 33 dolara geriledi,

....peki sonuç ne getirecek......
..SONUÇ.......
.YENİ EKONOMİK DÜZEN.
YENİ GLOBAL YAPILANMA

.
.
.
.. ‘’Osmanlı Avrupa’ya gebe..
Avrupa Osmanlı’ya gebe’’...

http://www.nurtube.com/view/83/bir-d...geldik-sana-1/
.
.


.BUGÜNE GELİNCE.............

..EVET................

GLOBAL OYUN SÜRÜYOR
**********************************
İşte dünyanın en borçlu ülkesi

1 Aralık 2009 Salı : 17:40 EKONOMİ 

 
Dubai'de Nakheel'in, geçen hafta borçlarını erteleme talebinin yarattığı kaygılar, dünyanın en borçlu ülkelerinin hangileri olduğunu akla getirdi.
 
 
Toplam kamu ve özel sektörün yabancılara, yabancı para mal ve hizmet karşılığı dahil ödemesi gerekli toplam dış borç miktarını gösteren ''dış borç sıralamasında'' ilk sırada dünyanın en büyük ekonomisi ABD yer alıyor.

CNBC'nin, Dünya Bankası ve CIA World Factbook'dan derlediği 2009 yılı ilk çeyrek ve ikinci çeyrek verilerine göre, ABD'nin 13 trilyon 454 milyar dolar toplam dış borcu (devlet ve özel sektör dış borç toplamı) bulunuyor. ABD'yi 9 trilyon 87 milyar dolarla İngiltere, 5 trilyon 208 milyar dolarla Almanya ve 5 trilyon 21 milyar dolarla Fransa takip ediyor.

Toplam dış borcun GSYH'ye oranına bakıldığında ise en kötü durumdaki ülkenin İrlanda olduğu görülüyor. İrlanda'nın milli gelirinin 12,6 katı kadar dış borcu (toplam dış borcun GSYH'ye oranı yüzde 1.267) bulunuyor.

Her ne kadar ABD, toplam dış borç miktarında ilk sırayı alsa da toplam dış borcun GSYH'ya oranına bakıldığında ABD'nin durumu İrlanda, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, İsviçre, Belçika, Avusturya, İsveç, Danimarka, Norveç, Portekiz ve Finlandiya'dan daha iyi durumda.

Gelişmiş ülkeler içinde toplam dış borcun GSYH'ye oranı bakımından en kötü durumda olan İrlandayı ise İsviçre, İngiltere, Hollanda, Belçika, Danimarka, Avusturya, Fransa ve Portekiz izliyor.

Bu arada kişi başına düşen dış borç bakımından 567 bin 805 dolarla İrlanda başı çekerken, İrlanda'yı 176 bin 45 dolarla İsviçre ve 148 bin 702 dolarla İngiltere takip ediyor. ABD'de kişi başına düşen dış borç 43 bin 793 dolar, Fransa'da 78 bin 387 dolar, Almanya'da 63 bin 263 dolar, İspanya'da 59 bin 457 dolar ve İtalya'da ise 39 bin 741 dolar seviyesinde bulunuyor.

En fazla toplam dış borcu olan 20 ülkenin 2009 yılı ilk çeyrek ve ikinci çeyrek itibarıyla toplam dış borçları, 2008 yılı tahmini GSYH'leri, dış borçlarının GSYH'ye oranları ve kişi başına dış borç miktarı şöyle:

ÜLKELER TOPLAM DIŞ BORÇLAR 2008 TAHMİNİ GSYH DIŞ BORCUN GSYH ORANI

(MİLYAR DOLAR) (MİLYAR DOLAR) (YÜZDE)

(2009 2. ÇEYREK)

1- ABD 13.454,0 14.260,0 94,3

2- İngiltere 9.087,0 2.226,0 408,3

3- Almanya 5.208,0 2.918,0 178,5

4- Fransa 5.021,0 2.128,0 236,0

5- Hollanda 2.452,0 672,0 365,0

6- İspanya 2.409,0 1.403,0 171,7

7- İrlanda 2.386,0 188,4 1.267,0

8- İtalya* 2.310,0 1.823,0 126,7

9- İsviçre 1.338,0 316,7 422,7

10- Belçika* 1.246,0 389,0 320,2

11- Avustralya 891,2 800,2 111,3

12- Avusturya 832,4 329,5 252,6

13- İsveç 669,1 344,3 194,3

14- Hong Kong 631,1 306,6 205,8

15- Danimarka 607,3 203,6 298,3

16- Yunanistan 552,8 343,0 161,1

17- Norveç 548,1 275,4 199

18- Portekiz 507,0 236,5 214,4

19- Finlandiya 364,8 193,5 188,5

20- Macaristan* 207,9 196,6 105,7

(*) Bu veriler 2009 yılı 1. çeyreğe aittir.

AA
Logged

http://umutfm.com/kayit.gif
_-------------------------_
NEREYE GİDİYORSUN_EY_YOLCU DİNLE VE ANLA
http://94.75.240.159/~umutfmx/izle.php?id=331
http://umutfm.com/izle.php?id=1781
_ http://umutfm.com/izle.php?id=526
http://umutfm.com/izle.php?id=2537
__ http://umutfm.com/izle.php?id=2353
._Gerçeklere kör olanlar nuru MUHAMMEDİYEYİ göremezler__..
http://umutfm.com/yayin.php
DAX 3666:::5800V.S.
AHLAR ÇIKSIN
Yeni Dost
*

Rep Gücü: 0
Karizma: 2


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 24



« Yanıtla #111 : 09 Aralık 2009, 11:26:22 »

en net ifadesi de Başbakan'ın (terörle mücadeleyi kastederek) 'bu bir milattır'

--------------------------------------------------------------------------------

Obama Türkiye'ye neden mecbur?

9 Aralık 2009 Çarşamba : 08:13 HABER / YORUM


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti esnasında Başkan Obama'nın yaptığı açıklamaların stratejik önemi nedir? ABD, niçin Türkiye'ye mecbur? İşte cevabı.


Adem Yavuz ARSLAN'ın yazısı

Başbakan Erdoğan ve beraberindeki bakanlarla birlikte iki gündür Washington'dayız.

Sonuçları itibarıyla tarihi denemese de dönüm noktası olabilecek görüşmeler gerçekleşti.

Türk ve Amerikan liderlerin buluşmaları her zaman önemlidir ama bu görüşme Erdoğan'ın tabiriyle 'yeni bir milat' olarak kabul edilecek.

Öncelikle şunu hatırlatmak şart. Erdoğan-Obama buluşmasının randevusu 15 Ekim'de Başbakan'ın Bağdat seferi sırasında gelmişti. Amerikan tarafı '15 gün sonra bekliyoruz' mesajı gönderse de Türkiye kendi gündemlerini aktarıp buluşmayı yaklaşık iki ay sonrasına erteledi.

Bu ayrıntı şu açıdan önemli. Erdoğan'ın Amerika seyahatinin mantığı da aslında randevu trafiği ayarlanırken yaşananlarla paralel. Kendine güvenen ve kendi gündemi olan bir ülke imajı çiziyor Türkiye. Erdoğan buraya gelmeden önce bölgede ziyaretler yaptı. Hem kendi tezlerini anlattı hem de onların görüşlerini aldı. Yani Washington'a bir nevi bölgesel lider gibi geldi.

Türkiye'nin bölgesinde ve çevresinde olanlarla ilgili bir tezi var. Amerika'ya da 'sorunlarımız ortak. Çözüm için uyarılarımızı dikkate al' diyor. Aslında toplantının ruhuna bakılırsa da 'Bush döneminde olduğu gibi projelerini dikte eden' bir Amerika yerine 'Türkiye'nin tecrübesine ve tezlerine itibar eden bir Amerika' var denebilir.

Türk politikacılar ve diplomatların Amerikalı muhataplarına sunduğu basit bir tez var: "Gündeminizdeki konuları yukarıdan aşağıya yazın. Yanına da biz yazalım. Amerika ve Türkiye'nin gündemlerinin örtüştüğünü göreceksiniz. Bu yüzden ortak hareket ve koordinasyon önemli."

Erdoğan'ın iki günlük Washington temasları Amerikan tarafının bu mesajı aldığını gösteriyor. Beyaz Saray'daki çalışma yemeği, baş başa görüşme, sonrasında yapılan basın açıklaması ve bu esnadaki üslup dikkat çekiciydi.

Her şeyden önce Başkan Obama ile Erdoğan'ın buluşması planlanandan bir saat fazla sürdü. Obama'nın 'dostum Türkiye arkadaşım Erdoğan' ifadesi de not edilmeli.

Obama'nın konuşmasındaki satır başları Türkiye'ye verdiği önemi yansıtır türdendi. İki lider arasında üslup farklılıkları olsa da derin görüş ayrılıkları olmadığını söylemek abartı olmaz.

Peki kim ne kazandı ve bu buluşma sonrasından ne beklemek lazım? Buradaki yaygın kanı 'Kimsenin Beyaz Saray'dan eli boş çıkmadığı' yönünde. En azından diplomatlar arasındaki inanış böyle. Fakat Türkiye açısından bakarsak elinin boş çıkmadığı hatta kucağının dolu olduğunu söylemek abartı olmaz. Bunun en net ifadesi de Başbakan'ın (terörle mücadeleyi kastederek) 'bu bir milattır' demesiydi.

Amerika'daki ilginçliklerden birisi de şu: Türkiye ile olan ilişkiler Amerikan yönetiminin de geleceği açısından kritik. Obama yönetimi rahat değil. İçte ekonomik sıkıntıları var. Seçim kampanyasında vadettiklerini hayata geçirmekte zorlanıyor. Afganistan, İsrail ve Irak'ta işler istediği gibi gitmiyor. Türkiye'nin ise bütün bu sorunlarla ilgili Obama'nın elini rahatlatacak tezleri var. En önemlisi de bunları uygulama imkânına sahip. Dolayısıyla Washington'un Ankara'ya 'ya benimlesin ya da düşmanımsın türü hovardalık yapma lüksü' de yok denebilir.

Erdoğan-Obama zirvesinde çok önemli gündemler vardı ama Türkiye'nin öncelikli gündemi terörle mücadeleydi. Türk heyeti Amerikalı muhataplarına tüm tezlerini detaylı anlattı. Kıbrıs'ta gelinen durum, Karabağ sorununun çözümü, NATO'da verilen sözlerin tutulması, Nabucco'nun önemi, İran sorunun diplomasiyle çözülmesi gibi. Özetle şunu söylemek mümkün. Erdoğan gelen şehit haberleriyle moralsiz başladığı günün sonunda siyaseten daha da güçlenmiş bir şekilde çıktı. Dinleyen, talimat alan bir ülke değil derdini anlatan ve vizyon çizen bir Türkiye vardı önceki gün Beyaz Saray'da. Belki de bu yüzden Amerikan tarafının kapalı kapılar ardında talep ettiği ilave bir gündem yoktu.

Kulisler Ankara'nın Washington'dan istediklerini aldığı yönünde.

Washington'da kim lobi yapıyor?

Başbakan Erdoğan'a Amerika'da hep aynı sorular soruldu denebilir. Ermenistan ile ilişkiler, İsrail ve Kıbrıs sorunları, dış politikada eksen tartışmaları. Gerek Obama buluşması sonrası basın toplantısında, gerekse John Hopkins'teki konuşmada, gerekse de SETA'nın kokteylinde hep benzer sorular geldi. Hatta her yerde basına yönelik vergi cezaları soruldu. Erdoğan aynı konuları aynı gün içerisinde 4 kez anlatmak durumunda kaldı.

Erdoğan'ın İsrail'e olan tepkisi dikkat çekiciydi.........
Teamül gereği.........
bugüne kadar bütün başbakanlar............
...... bir şekilde .........
Yahudi lobisinin toplantılarına katılır..........
........... ya da...........
.... buluşma organize edilirdi.............

........... Ama bu kez farklı oldu..........
Buluşma olmadığı gibi Erdoğan her ortamda İsrail'e yüklendi..,.......
............ Gazze'yi hatırlattı.....................

Bunu yaparken de 'ben de bir babayım, orada öldürülen çocuklar içimi acıtıyor' dedi ve ilave etti: 'Bu can bu bedende olduğu sürece bunları da duyacaksınız.'

Tokat'ta ki 7 şehit konusunda ilginç bir üslup kullandı Erdoğan: 'Önünde arkasında olanlar hesabını verecek. Yeri ve zamanlaması manidar' dedi. Bugüne kadar böyle bir üslup kullanmamıştı. Herkesin kafasında 'Tokat olayından farklı şeyler çıkabilir' düşüncesi oluştu.
Erdoğan her ortamda Türkiye'nin tezlerini anlattı. Kendinden emin ne yaptığını bilen bir lider portresi çizdi. AB'ye bile rest çekti. Bu durum Amerikalılar'ın ve buradaki düşünce kuruluşlarının dikkatini çekiyor. Üniversitedeki konuşmasına ilgi büyüktü.

Erdoğan Amerikan Müslümanları arasında çok popüler. Üniversiteden otele dönerken bindiğimiz taksinin şoförü Sudanlı'ydı ve Türk olduğumuzu anlayınca kendisi konuya girdi. 15 dk boyunca Erdoğan'ı övdü. Aynı şeyi bir Filistin kökenli Amerikalı yaptı. Tüm gün boyunca Erdoğan'ın peşinden koşup 'şahsen teşekkür etmek' istemiş. Ama fırsat bulamayınca bu işi bize havale etti.

Erdoğan sürekli basın özgürlüğü ve süren bazı davalarla ilgili sorularla karşılaşınca tepkiliydi. 'Ülkemde basın özgürlüğü Amerika'dan bile ileride. Bu konu neden gündem oluyor anlamış değilim. Birileri gelip lobi yapıyorsa bilemem' demesi dikkat çekti. Yerel kaynaklar 'demokrasi karşıtı bir lobi'nin burada faaliyette olduğunu söylüyor. Ergenekon ile ilgili gelişmeleri not etmek şart.

Ermeni medyasının Erdoğan'a ilgisi büyüktü. Basın toplantısındaki yabancılardan gelen soruların neredeyse tamamını onlar sordu. Kıbrıs'tan asker çekip Afganistan'a yollanması ile ilgili bir soruya da 'bunlar magazin haberidir' dedi
Logged

http://umutfm.com/kayit.gif
_-------------------------_
NEREYE GİDİYORSUN_EY_YOLCU DİNLE VE ANLA
http://94.75.240.159/~umutfmx/izle.php?id=331
http://umutfm.com/izle.php?id=1781
_ http://umutfm.com/izle.php?id=526
http://umutfm.com/izle.php?id=2537
__ http://umutfm.com/izle.php?id=2353
._Gerçeklere kör olanlar nuru MUHAMMEDİYEYİ göremezler__..
http://umutfm.com/yayin.php
DAX 3666:::5800V.S.
Sayfa: 1 ... 10 11 12 [13] +   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.2 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


© 2006 BorsaMania Tüm Hakları Saklıdır- Gizlilik - Kartvizit - Altın

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.
Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile
müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum
ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile
risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım
kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.