***ALARK***İSHAK ALATON:"PORTFÖYÜMÜZDE BEKLEYEN İŞLER 1.5 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE"
Alarko Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Alaton, yatırım yapmak için
Ankara’nın kararlarını beklediklerini ancak hükümetin karar almakta
geciktiğini söyledi.
Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton, CNBC-e’nin
sorularını yanıtladı.
NTVMSNBC'de yer alan habere göre, yatırım yapmak için Ankara’nın
kararlarını beklediklerini ancak hükümetin karar almakta geciktiğini
belirten Alaton, seçimden sonraki pozitif havanın heba edildiğini
kaydetti.
CNBC-e'nin soruları ve Alaton'un yanıtları şu şekilde
"Bugünkü birlikteliğimizin nedeni İspanya’nın en önemli nişanlarından
sivil liyakat nişanına layık görülmeniz. İki ülke arasındaki
ilişkilere katkınızdan dolayı. Alarko Holding’in İspanyollarla çeşitli
ortaklık ve taahhüt işleri var. Yeni ortaklık veya projeleriniz var
mı?
Enerjiden önemli bir ortaklığımız var. Endesa şirketiyle. Bunun
yanında taahhüt grubumuzun İspanyol endüstrisi ile yaptığı birkaç iş
var. Bunların başında hızlı tren geliyor. Hızlı treni bitirdik teslim
ettik. 250 kilometre saatte hız yapacak bir tren ve 1 milyar doların
üzerinde bir yatırım yaptık İspanyollarla beraber. Zannediyorum Türk
ekonomisine çok büyük katkısı olacak. Uçakların yükünün bir kısmını
tren alacak. Çünkü İstanbul-Ankara arası 3 saate iniyor. Bunun yanında
birçok tesis yaptık İspanyollarla. Rafinerilerin yenilenmesi
büyütülmesi. Şimdi en son Antalya’da metro işini İspanyollarla beraber
aldık ve daha birçok yeni tesisin İspanyol teknolojisi ile yapılması
için hazırlıklarımız sürüyor. Türkiye’nin yatırımları hızlı bir
şekilde devam ediyor. Biz de orada haklı yerimizi alıyoruz.
Alarko Holding 2007’yi nasıl geçirdi? Yıl sonu cironuz ne olacak ve
2008 hedefiniz nedir?
2007, 2006’ya göre çok daha büyük ve hızlı geçti. 2008’in beklentileri
de aynı nispette. Daha büyük ve daha gelişmiş rakamlarla karşımızda
duruyor ve portföyümüzde bekleyen işler 1.5 milyar doların üzerinde.
Bunları yapabilmek için hazırlıklarımız var. 2008-2009 hatta 2010’a
sarkacak olan işlerimiz var ve bu arada yeni işler geliyor. Yani hızlı
gelişen bir grubuz.
Bekleyen işler taahhüt alanında mı?
Taahhüt alanında ve tabii bunun yanında enerji için beklentilerimiz
çok. Türkiye’nin enerji açığı var. Henüz farkında değiliz ama 2008’den
hemen sonra bir enerji açığı görülüyor. Bunu kapatmak için hızlı bir
gelişme programını devreye sokmamız lazım ve Ankara bu yolda kararlar
alıyor.
Enerjideki planlarınız neler?
Özelleştirmeleri çoktan beri bekliyoruz. Fakat büyük bir heyecan
yaratmış olmasına rağmen beklentileri karşılamaktan uzak. Bunun
yanında özel sektörün yatırımlarında 3 tane barajımız var. 4. büyük
100 MW’lık bir barajın inşasına başladık. Kırklareli’nde gazla çalışan
bir tesisimiz var. Onu 2 misline çıkarıyoruz. Bir de 2 tane projemiz
var. Biri 800 MW’lık kömür biri de 500 MW’lık gaz santralleri. Bunlar
için yer aradık ve bulduk ve şimdi hazırlıkları yapıyoruz.
Elektriğe zam yapılmamasının doğalgaz santralinizdeki üretime etkisi
oldu mu? Yatırım planlarınızı etkiledi mi?
Enerjiye zammın yapılmaması Türkiye’nin bir kaybı oldu. Türkiye
zamanında bu zammı yapabilmiş olsaydı hem şirketlerin karı normal bir
seviyeye gelecek ve vergi ödeyecektik hem de girdilerin haklı
maliyeti yerini bulacaktı. Suni olarak zoraki fiyatın düşük tutulması
Türkiye ekonomisinin aleyhine oldu, lehine olmadı. Ankara’daki politik
kuvvetin politik karar alıcının hatalarından biri enerji fiyatlarının
dondurulması oldu bence. Hatalıydılar. Enerji fiyatının normal bir
seviyeye getirilmesi gerekiyordu. Şimdi nihayet zannediyorum ki
akıllandık ve gereken tedbirleri alıyoruz.
Özelleştirmenin geri kalmasının hatta nispeten başarısız olmasının
gerisinde politik müdahaleler oluyor. Politik işe karışmalar yani
piyasanın görünmez elinin dengelerini bozucu yolda alınan kararlar her
zaman ekonominin aleyhine oluyor. Bunu idrak etmek lazım. Ankara’daki
politikacı idrak etmeli ki, ekonominin görünmez eli her şeyi
dengeliyor ve normal bir seviyeye getiriyor. Ekonominin gelişmesine
katkısı oluyor. Siz müdahale ettikçe bu gelişme gecikiyor ve zarar
yaratıyor.
Nükleerle ilgilendiğiniz biliniyor. Burada ortaklık arayışınızda
gelinen son nokta nedir?
Nükleerde teknik görüşlerden çok daha fazla politik görüşler ağırlık
kazanacak ve bizim görüşümüz budur. Bir taraftan Avrupa’nın nükleer
teknolojisi diğer taraftan ABD’nin nükleer teknolojisi Türkiye’de
rekabete girecekler. Biz bu rekabeti şimdiden görüyoruz ve
gelişeceğini düşünüyoruz. Onun için ‘bekle gör’ politikamız var çünkü
henüz çok erken. Nükleerin kararı dahi henüz alınmış değil. Alındığı
zaman bir yarış başlayacak ve o yarışta Alarko da olacak.
2008’de anladığım kadarıyla enerjide büyümeye önem veriyorsunuz? Bunun
yanında yeni sektör planınız veya çıkmayı düşündüğünüz sektör var mı ?
Çıkmayı düşündüğümüz bir sektör yok ama girmiş olup da çok iyi netice
aldığımız çok iyi bir isim yapmış olduğumuz bir uğraşı dalımız var o
da turizm. Türkiye’nin turistik potansiyeli dikkate alındığında
Alarko’nun turizmdeki atılımları çok hızlı olacak çünkü bir yerde
kabul etmemiz lazım Hillside markasıyla Alarko Türkiye’deki turizm
yatırımlarının en önünde kendini ispat etti. Öyle ki turizmde
Türkiye’nin potansiyelinde Alarko’nun yeri her zaman en ön sıralarda
ve en kaliteli üst noktalarda yarışmaya devam edecek.
Ne yapacaksınız yeni oteller mi?
Yer bulduğumuz takdirde çünkü biliyorsunuz biz de SİT alanları olayı
yaşanıyor. İyi yerler elimize geçtiği takdirde yeni yatırımları tabii
ki planlıyoruz. Bunların yanında Türkiye’de kısıtlamaları da dikkate
olarak KKTC’deki kuzey sahiline 450 dönümlük bir yer tahsisi yeni
aldık. Orada 1.800 yataklı bir Hillside grubunun yöneteceği tatil köyü
planladık ve yakında inşaatına başlayacağız.
Gayrimenkul geliştirmede yeni projeleriniz nedir? Ağırlık konutta mı?
Ne kadarlık ciro hedefiniz var?
Konutta bir her zaman vardık Alkent Etiler büyük bir projeydi.
Büyükçekmece’deki Alkent 2000’de 800 villa ve 200 apartman yani 1.000
büyük konut var. Şimdi 63 ilave konut söz konusu. Fakat bu konut
dalında çok fazla faaliyet gördük son yıllarda ve birçok proje
sıkıntıya girdi. Satışlarda geri kalıyorlar ve büyük bir maddi kaynak
oraya gereksiz yere bağlandı başka şirketler tarafından. Biz bunu
gözlemledik, bunu bekliyorduk ve üzülüyorduk. Çünkü çok büyük bir arz
durumunda fiyatlar düştü, satışlar yavaşladı, Atıl kapital ortaya
çıktı. Ekonomi daha aktif bir yöne yatırımlarını büyütebilirdi diye
düşünüyorum.
Karayolları ve İETT arazisi ihalelerine girmediniz. Alışveriş merkezi
gibi projeler gündeminizde yok mu ?
Neden, çünkü çok ısındı piyasa, çok yüksek fiyatlar verildi anormal
rakamlara çıkıldı. Bu rakamlar içinde mesela İstanbul Büyükşehir
Belediyesi’nin İETT arazisi 1 milyar dolara

bir Arap grubuna
satıldı, bir Körfez grubuna satıldı. Bu da çok anormal bir rakam çünkü
ne inşaat yapsanız o 1 milyar doları karşılamaz yani fazla ısındı bu
branş. Bu ısınan ortamın biraz soğumasını bekledik. Nitekim şimdi
hızlı bir şekilde soğuyor ve biz bu soğumada yara almıyoruz çünkü
biraz uzağında kaldık ve iyi ettik.
Yurtdışı taahhüt işleriniz nasıl gidiyor? Cironun ne kadarını
oluşturmasını bekliyorsunuz bu yıl ve 2008’de?
Yurtdışı taahhütte elimizdeki portföy 1.5 milyar doların üstünde. Ve
bunu önümüzdeki 3-4 yıl içinde yapmayı öngörüyoruz. Türkiye’nin
dışında çok aktif olduğumuz bir ülke Kazakistan. Kazakistan’ın bütün
yollarını biz yaptık. 700 küsur km. Kazakistan’ın en önemli havaalanı
Astana Havaalanı’nı biz yaptık. Kazakistan’da Boğaz Köprüsü ebadında
bir köprü yaptık ve yeni teslim ettik. Kazakistan’da şimdi de büyük
bir tesisin planlama aşamasındayız. Ayrıca Astana şehrinin su ve atık
su tesisleri 350 milyon dolarlık bir tesis oluyor ona da yeni
başladık. Cumhurbaşkanı Nazarbayev çok mutlu Alarko’nun hızlı
çalışmasından bizi özellikle tebrik ettiler.
İlgilendiğiniz özelleştirmeler var mı?
Otoyol bizim için çok yakın bir olay değil çünkü bir hizmet olayı.
Hizmette biz çok iyiyiz iyi bir ortakla ilgilenebiliriz teoride fakat
bizim en önemli gördüğümüz eksik Ankara’nın politikalarının belirgin
ve bir zaman içinde tatbik edilmeyişi. Yani bir karar alınıyor veya
alınmış gibi intikal ediyor medyaya ve sonra insanlar bunu artık
konuşmaz oluyorlar, biz de şaşırıyoruz karar alındı mı alınmadı mı.
Ankara’daki karar alma mekanizmalarında bir yanlışlık, bir eksiklik
görüyoruz. Daha belirgin, daha önceden planlandığı belli olan bir
politika görebilirsek biz de ona göre ayağımızı yorganımıza göre
uzatacağız ve hazırlıklarımızı yapacağız. Çünkü her şirketin bazı
kaynak ayırma politikaları var biz de bugün mesela büyük bir nakit
fazlası var, hiç borcumuz yok. Yani öyle bir şirket düşünün ki borç
sıfır, maddi kaynaklar yani likiti büyük bir miktar ve beklentideyiz.
Bekliyoruz neden? Çünkü Ankara’nın kararlarının hep böyle geciktiğini
görüyoruz ama hazırlıklarımız devam ediyor.
Alarko Holding, Alarko Carrier ve Alarko Real Estate halka açık diğer
şirketlerinizde halka arz düşünüyor musunuz?
Turizmi düşünüyoruz. Turizm Türkiye’de çok önemli bir gelişme
gösterecek fakat ortam hala iyice belirgin hale gelmiş değil.
Önümüzdeki 1-2 yıl içinde bunun kararını alacağız. Turizm en önde
görünüyor. Bunun yanında 1-2 ortaklık öngörüyoruz, yeni bir ortaklık
kurduk. Körfez ülkelerinden bir konsorsiyum. Geldiler gayrimenkulde
yeni bir ortaklık kurduk yüzde 50 her iki taraftan o şirketin
gelişmesini ve Körfez’de yeni işlere girmesini bekliyoruz. Ankara’nın
politikası belli olunca biz de yeni ortaklıkları daha hızlandıracağız.
Ekonomideki gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz? AK Parti hükümetinin
ikinci dönemi sizce nasıl başladı?
Ak Parti hükümetinin birinci dönemi başarılıydı, ikinci dönem daha da
başarılı olma vaadini gösterdi o işaretleri aldık. Güneydoğu’daki
durumun belirgin hale gelmiş olmasına rağmen bir politik saha haline
gelmesi hükümetin oraya kendini teksif etmesine mani oldu. Biraz
dağınık bir intiba aldık. AB yolunda özellikle 301. maddenin ele
alınmayışı, Avrupa’nın bunun üzerinde çok durması ve Ankara’nın bunun
öneminin idrakında olmayışı bütün bunlar yan yana gelince bir
kararsızlık, bir vakit kaybı olarak telakki ettiğim bir olay yaşadık.
Seçimden hemen sonraki o büyük pozitif hava gerektiği kadar
kullanılamadı ve bence heba edilmiş büyük bir şans. Şimdi geriye döner
mi tekrar kazanılır mı bu tabii Ankara’nın kendini toparlaması ve
belirli bir politika ortaya koymasıyla mümkün.
AB ve IMF çıpalarında zayıflama var mı sizce?
Var. AB yolunda gereken tedbirlerin geciktiğini herkes kabul ediyor.
Özellikle 301. maddenin tamamen ortadan kalkması gerekiyor. Bunun
yanında bir Anayasa değişikliği konuşuldu ve ortada bırakıldı bu da
çok üzüntü verici çünkü vakit geçtikçe insanlar huzursuz oluyorlar,
karar alamayan bir hükümet imajı yaratılıyor. Bu, hükümeti gereksiz
yere yıpratıyor ve zayıflatıyor. Aslında çok hızlı ve çok kararlı bir
hükümet olarak seçim neticesi ortaya koydu fakat bunun emarelerini
göremiyoruz. Bunun hızlı bir şekilde telafi edilmesi gerekiyor.
Son siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerinizi de almak isteriz.
Terörle mücadele çerçevesinde ABD ile yaşanan gerginlik ve olası sınır
ötesi operasyon derken sizce Türkiye’yi nasıl bir süreç bekliyor?
Hükümet sizce başarılı sınav verdi mi?
Terörle mücadelede çok başarılı bir netice alındı ve önümüzdeki
aylarda zannediyorum ki terörün bittiğini görebileceğiz. Çünkü ufukta
bu görünüyor. 2008 yılında terörün sonunu yaşayacağız. Ben eminim, çok
umutluyum. Fakat bundan hemen sonra Güneydoğu’da yeni bir atılım bir
ekonomik gelişme, bunun yanında Kuzey Irak’taki yakın dostlarımızla
bir barış ortamı yaratma, Kuzey Irak’ta yeni oluşumun gerçeklerinin
kabulü ve onlarla saygın bir birliktelik, komşuluk ilişkileri kurma
yolunda hızlı bir karar mekanizması bekliyoruz.
Küresel ekonomide gidişat olumsuza döndü. Yavaşlama beklentisi ve
kredi krizine bağlı endişeler artıyor. İş planlarınızı etkiler mi,
genelde Türkiye ekonomisine, ihracata nasıl yansır?
Küreselleşme mevzusunda özellikle ABD’deki görünen krizden ve
Avrupa’da devam eden sıkıntılardan Türkiye kendini masum tuttu.
Türkiye’ye bunlar menfi bir şekilde yansımadı, gelişmesine devam etti.
Türkiye’nin ekonomik gelişmesi Avrupa ve ABD’nin hayranlıkla izlediği
bir olay. Onun için biz bunun dışında kalabildik. Kendi içimizdeki bu
enerjik tavır ve özel sektörün potansiyeli bütün bu olumlu resmi
ortaya koydu fakat bu daha ne kadar devam eder biraz da politikacının
bunun kıymetinin idrakında olması ve ona göre tedbirleri zamanında
alması ile mümkün. Onun için şimdilik küreselleşmedeki problemler
Türkiye’ye intikal etmemiş olmakla beraber dikkatli davranmamız lazım."
*** IBS HABER MERKEZİ ***
(29/11/2007 - 14:52:07)