|
decameron
|
 |
« Yanıtla #13 : 14 Aralık 2007, 14:55:29 » |
|
***ALBRK***ALBARAKA TÜRK/BÜYÜKDENİZ:"YABANCI SERMAYENİN BİR BANKACILIK SİSTEMİNE GİRİŞİ, BAZI POLİTİK KESİMLERİN SÖYLEDİĞİ GİBİ YENİ SÖMÜRGECİLİK İSTİLA HAREKETİ DEĞİL" Albaraka Türk Genel Müdürü Adnan Büyükdeniz, yabancı sermayenin bir bankacılık sistemine girişinin, o bankacılık sisteminin problemli olması durumunda her derde deva bir çözüm olmadığını belirterek, "Ama bazı politik kesimlerin söylediği gibi yeni sömürgecilik istila hareketi de değil" dedi. Büyükdeniz, Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksekokulu tarafından düzenlenen "Finans Sektöründe Yabancı Sermaye" konulu sempozyumda yaptığı konuşmada, bankacılık sektörünün ekonomide kritik öneme sahip bir sektör olduğunun altını çizdi. Yabancı sermayenin Türk bankacılık sektörüne ilgisinin sorgulandığı kadar banka sahiplerinin bankalarını neden sattıklarının da sorgulanması gerektiğini dile getiren Büyükdeniz, bankaların kriz sonrası duydukları sermaye ihtiyacına dikkati çekti. Büyükdeniz, alıcılar açısından değerlendirildiğine ise gelişmekte olan pazarların sunduğu cazip imkanları hatırlattı. Yabancı bankaların girdikleri ülkelerde yerli bankaların daha verimli çalışmalarına yol açtıklarını anlatan Büyükdeniz, bu bankaların en olumlu etkisinin ise sermayelendirme konusunda olduğunu söyledi. Yabancı sermayeye açılmanın sektörde bulunan yapısal problemleri kendiliğinden çözemeyeceğini ifade eden Büyükdeniz, "Eğer piyasa yapınız rekabetçi bir piyasa yapısı değilse, yabancı sermayenin piyasadaki sorunu çözmesini beklemek mümkün değildir" dedi. Büyükdeniz, piyasada düzenleyici ve denetleyici otoriteler arasında bu konuda işbirliğinin şart olduğunun altını çizdi. Yabancı bankaların genellikle ülkeye girdikleri zaman, halka açık şirketin hisselerini piyasadan toplayarak bankayı adeta piyasaya kapatma eğilimi gösterdiklerini de hatırlatan Büyükdeniz, "Ben Türkiye'de benzer örneklerini biliyorum. Bu, tabiatıyla doğru fiyatlandırma ve piyasa disiplini açısından son derece sakıncalı bir konu. Burada halka açıklığın teşvik edilmesi önemli" diye konuştu. -"YABANCI PAYININ KISITLANMASI GERÇEKÇİ ÇÖZÜM DEĞİL"- Yabancı sermayenin girişinde seçici olmanın önemine de dikkati çeken Büyükdeniz, belli bir ülkeden gelecek yabancı sermaye yerine çeşitlendirilmiş havuzdan gelecek yabancı sermayenin daha faydalı olacağını düşündüğünü ifade etti. Büyükdeniz, şunları kaydetti: "Sonuç olarak yabancı sermayenin bir bankacılık sistemine girişi, eğer o bankacılık sistemi problemliyse her derde deva bir çözüm değil. Ama bazı politik kesimlerin söylediği gibi yeni sömürgecilik istila hareketi de değil. Bu, belli koşullarda yardımcı olabilecek faydalı bir girişim diye düşünüyorum. Zaman zaman gündeme getirilen yabancı sermaye payı belli bir oranda kısıtlanması çözümü de bana gerçekçi çözüm gibi gelmiyor. Asıl olanın, yabancı sermaye payının kısıtlanması yerine düzenleme, denetleme çerçevesinin iyi oluşturulmasının ve rekabetçi piyasa çerçevesinin sağlanmasının uzun vadede gerçek bir çözüm olduğuna inanıyorum." -BREZİLYA İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ MAKAS AÇILDI- Fitch Ratings Türkiye Genel Müdürü Ayşe Botan Berker ise geçtiğimiz 10 yıl içinde, gelişmekte olan ülke reytinglerinde değişmeler yaşandığını, pozitif trendlerin güçlendiğini söyledi. Dünyadaki likidite bolluğu, borç yükündeki azalmalar ve gelişen ülkelerdeki düşük faizlerin, fonların gelişmekte olan ülkelere kaymasına neden olduğunu hatırlatan Berker, gelişmekte olan ülkeler içinde yer alan Brezilya ile Türkiye'yi kıyasladı. 2006 yılından bu yana Brezilya'nın sürekli cari hesap fazlası vermesi ve borç yükünü önemli oranda azaltmasının, ülkenin reyting notunun yükselmesini sağladığını belirten Berker, "Böylece Türkiye ile Brezilya arasındaki makas açılmış oldu. Türkiye'de maalesef 2007 yılında daha çok politik risklere odaklı olarak reytinglerin biraz baskılanmış olduğunu gördük. Ancak seçim sonrası bu risklerin biraz azalmış olması nedeniyle küçük de olsa bir artırıma gidebildik" diye konuştu. Berker, Türkiye'de merkezi hükümetin reyting notunun şirketlerin altında kaldığını da bildirdi. -"TÜRKİYE YENİDEN BİR ÇEKİM MERKEZİ OLDU"- Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Uludağ ise 2007 yılında finans sektörünün büyüklüğünün geçen yıla göre yüzde 7 oranında artarak 714 milyar YTL'ye ulaştığını, ağırlığın ise bankacılık sektöründe olduğunu kaydetti. Uludağ, sigorta sektörünün bu büyüklükten aldığı payın düşündürücü olduğunu dile getirdi. Türkiye'de 1980 yılında 4 yabancı sermayeli banka bulunduğunu, 90'lı yıllarda bu rakamın 23'e ulaştığını belirten Uludağ, 2001 kriziyle birlikte bu rakamın 2003 yılında 13'e düştüğünü hatırlattı. Son yıllarda Türk bankacılık sektörüne yeniden bir ilginin başladığını ifade eden Uludağ, Türkiye'nin bu anlamda yeniden bir çekim merkezi haline geldiğini söyledi. Uludağ, yabancı sermayenin Türkiye'yi huzurlu bir alan olarak görmeye başladığını, gelir seviyesindeki artış ve genç nüfusun da ülkeyi cazip kıldığını anlattı. Uludağ, yabancı sermayeli bankaların bankacılık sermaye aktifleri içindeki payının bugün yüzde 14, kredilerdeki payının yüzde 17,3, mevduattaki paylarının ise yüzde 12 düzeyinde bulunduğunu söyledi. -"TAŞIN ALTINA PARMAK KOYAN PAYDAŞLAR VAR"- Çalık Bank Genel Müdürü Önder Halisdemir ise yabancı sermayenin Türkiye'ye gelişi konusunda "Bence olumlu. Taşın altına parmak koyan paydaşlar var" dedi. Halisdemir, politika yapıcılarının yerli sermayenin de sisteme katılması konusunda yabancı sermayede olduğu gibi katı olmaması gerektiği görüşünü aktardı. BDDK Denetim Dairesi Başkanı Erkan Sever ise yabancı sermayenin Türkiye'ye gelişindeki en önemli nedenin, ülkedeki olumlu makro ekonomik göstergeler olduğunu söyledi. Finans sektörüne gelen yabancı sermayenin rekabetle birlikte maliyetleri aşağıya çektiğini belirten Sever, kredilerde yaşanan artışa değindi. Türkiye'de faaliyette bulunan 50 bankanın 23'ünün yabancıların kontrolünde olduğunu bildiren Sever, kontrol gücü yabancılarda olmayan ancak banka sermayesinde payı bulunan bankalar da bulunduğunu hatırlattı. -YABANCILARIN PORTFÖY YATIRIMLARI- Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği (TSPAKB) Başkanı Nevzat Öztangut ise yabancıların portföy yatırımlarına bakıldığında 1986 ile 2003 yılları arasındaki 17 yıllık dönemde 9 milyar dolar olduğunu, 2004 ile 2007 yılları arasında ise bu rakamın 33 milyar dolara çıktığını bildirdi. Hisse senetleri piyasasında bu yıl sonunda yabancı işlemlerinin hacminin alış-satış 600 milyar dolar olmasının beklendiğini belirten Öztangut, böylece işlem hacminin yüzde 24'ünün yabancılar tarafından yapılmış olacağını kaydetti. Yabancı sermayenin aracı kurumlara olan ilgisine de değinen Öztangut, 2005 yılında sektörde 11 adet olan yabancı sermayeli aracı kuruluş sayısının 23'ü bulduğunu, hisse senedi işlemlerinin ise yüzde 34'ünün yabancı aracı kuruluşlar tarafından yapıldığını söyledi. Öztangut, bütün bunlara rağmen Türkiye'nin global finansal akımlardan yeteri kadar pay alamadığının anlaşıldığını dile getirerek, yapılacak daha çok iş bulunduğunu sözlerine ekledi. (AA)
(14/12/2007 - 14:49:09)
|