Borsa Mania Forum


*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. 22 Mayıs 2012, 05:06:31


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2 3 4 +   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ANNELER GÜNÜ.:))  (Okunma Sayısı 4531 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
strange
kuşlar kadar hür
Kral Tahtı
*****

Rep Gücü: 6
Karizma: 466


Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6115



« : 09 Mayıs 2008, 19:14:39 »

 smitten

anneler günü tarihçesi

Anneler Günü kendini 1600'lü yıllarda İngilizler'in "Mothering Sunday" (Anneler Pazarı) kutlamalarında gösterdi. Hıristiyanlığın Avrupa'ya yayılmasından sonra "Anneler Pazarı" kutlamaları ruhani bir güç sayılan "Anneler Kilisesi" ni onurlandırmak amacıyla düzenlenmeye başlandı, doğurganlık ve inanç yine bir araya geldi.

İçinde bulundukları dönemde zor koşullar altında yaşayan ve çoğu zaman çalıştıkları yerlerde barınan İngilizler bu özel günde izinli sayılırlar ve tüm günlerini evlerinde anneleri ile geçirirlerdi. Hatta biraz da hristiyan aleminin yortu geleneğinin etkisiyle olsa gerek "mothering cake" adını verdikleri bir tür pasta götürme adeti yerleşmişti.

Hristiyanlığın Avrupa'da yaygınlaşmasından sonra bu kutlama, onlara hayat veren ve kötülüklerden koruyan ruhani bir güç sayılan "Anneler Kilisesi" ni onurlandırmak amacıyla değişti. Zamanla kilise festivali Anneler pazarı kutlamaları ile birleşerek, beraber kutlanmaya başlandı.

Anneler Günü resmi olarak ise ilk kez Amerika Birleşik Devletleri'nde 1872 yılında kutlandı. Şair Julia Ward Howe bundan böyle her Paskalya Yortusu'nun dördüncü Pazarı'na denk gelen tarihin kendi şehrinde Anneler Günü olarak kutlanacağını ilan etti.

Philedelphia'da yaşayan Ana Jarvis adındaki genç kız, annesinin ölüm yıldönümü olan Mayıs ayının ikinci Pazar'ının tüm eyalette "Anneler Günü" olarak kutlanmasını istedi. Politikacılara, bakanlara ve iş adamlarına kendisine yardımcı olmaları için mektup yazdı.

Jarvis'in gösterdiği gayret 1911 yılında semeresini verdi ve her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar gününün Amerika Birleşik Devletleri'nin tüm eyaletlerinde "Anneler Günü" kutlanması hükümet kararıyla kesinleşti.

Böylece Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının binlerce yıl önce başlattığı gelenek 20. yüzyılın başından itibaren dünya çapında kabul görmüş oldu.
Ülkemizde ise 1955 yılından beri mayıs ayının ikinci pazar gününde anneler günü kutlanıyor.

Türkiye, Danimarka, Finlandiya, İtalya, Avustralya ve Belçika'da da aynı tarih kabul edilmesine rağmen İngiltere'de ve diğer birçok ülkede Anneler Günü ulusça belirlenen değişik tarihlerde kutlanmaktadır.

 Smiley
Logged

kuyunun dibinde kurbağalar,

sanır ki gökyüzü ,kuyu ağzı kadar...

İMECE..
http://www.borsamania.net/forum/index.php?topic=7327.msg145749;boardseen#top
strange
kuşlar kadar hür
Kral Tahtı
*****

Rep Gücü: 6
Karizma: 466


Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6115



« Yanıtla #1 : 09 Mayıs 2008, 19:15:37 »


Olur olmaz her şeye ağlayan Anne, kocasının ölüm haberini aldığında evi
badana ediyordu... Elinde badana fırçası, olduğu yere çöktü kaldı...
Ağlamadı. Konuşmadı da. Günlerce konuşmadı... Demiryolcu olan kocası
bir tren kazasında ölmüş, beş çocukla dul kalmıştı. Büyük kızı evliydi, bir
sonraki kızı hukuk fakültesine gidiyordu. 40-50 bin nüfuslu bir doğu
kentinde, kızını ta Ankara'lara, hukuk fakültesine göndermek kolay bir iş
değildi o dönemde. Hısım akrabanın, konu komşunun fiskoslarına aldırmamış
okumaya göndermişti kızını... Büyük oğlu lisede, ortanca oğlu ortaokulda,
en küçük oğlu ise ilkokulda okuyordu. Çocukken gönderildiği Kuran Kursunda
Arapça ve Osmanlıca öğrenmişti. Türkçe okuyup, yazmayı çocukları ilkokula
başladıktan sonra, onlara ders çalıştırmak için öğrendi...

Bu sayede tanıştı dış dünya ile. Kocasının her akşam eve getirdiği gazeteleri
okuyarak... Akıllıydı... 'Reis' derdi kocası ona... Her türlü ev işinden başka
tarla, bahçe işleri ile de o ilgilenirdi. Buna rağmen çok severdi kocasını. Hâlâ da
çok sever. Arada bir rüyasında görür onu. Gördüğü rüyayı unutmasın diye
gecenin bir yarısı çocuklarını uyandırıp anlatır... Çocuklarını büyütüp,
yetiştirmesi ise uzun hikaye... Kocasının ölüm haberini aldıktan üç gün
sonra ağzını ilk kez açtığında söylediği ilk cümle "gideceğiz buradan" oldu.

Bu karara karşı çıkan hısım akrabaya "çocuklar" diyerek direndi. "Onların
okuması lazım." Tanıdık berberlerin, terzilerin, iyi niyetli çırak alma tekliflerini
kulak arkası etti. O güne dek saygıda kusur etmediği kaynanasının; "O....
olmaya mı gidiyorsun Ankara'ya?" sözünü ise tınmadı bile. Yıllar sonra "O da
haklıydı." demişti. "Genç yaşta yitirdiği tek oğlunun yanısıra bir de onun
yadigârlarından, torunlarından ayrı düşmenin acısı ile söyledi o sözü."

Yapılırken kerpiçini, harcını sırtında taşıdığı evini kiraya vererek, tası tarağı
toplayıp bir vagona yükledi. Çocukları ile beraber bir kompartmana doluşup
Ankara'ya gitti... Bütün okullara yakın olmasına dikkat ederek bir ev kiraladı.
Çocuklarını yürüme mesafesindeki okullara kaydettirdi. Okul tatillerinde
memleketine gidip yıllık erzakını yaptı ama yinede zordu hayat. Kira, okul
masrafları ağır gelmeye başladı. Oğullarına kıyamıyordu ama abla'ya nazının
geçeceğini biliyordu. Fedekârlığı ondan istedi. Abla hukuk öğrenimini bırakıp,
demir yollarında işe girdi. Çocuklar, ne yaşanılan hayatın zorluğunu fark etti,
ne de babasızlığı. Hepsi okudu. Büyük oğlu devletin açtığı sınavları kazanarak
gittiği Almanya'dan yedi yıl sonra doktorasını yaparak döndü. Kısa sürede
profesör oldu. Ortanca oğlunun küçüklüğünden bu yana merak sardığı tiyatrodan
vazgeçmeyeceğini anlayınca ancak bir üniversite bitirmesi ve daha da önemlisi
yedek subay olarak askerliğini yapması koşulu ile tiyatrocu olmasına izin verdi.

Şimdilerde onu sahnede, tv ekranlarında görüp, kocasının ölüm haberini aldığı
zaman tuttuğu gözyaşlarını esirgemiyor. Söylemeyi unuttum; o, yani anne
sadece mutluluk duyduğunda ya da duygulandığında ağlar... Küçük oğlu da en
büyük ağabeyin izinden giderek akademik kariyerini tamamladı. Profesör oldu...
Yaşı bilinmiyor annenin. En az 85'indedir diye tahminler yapılıyor. Belki de 90!..
Üç büyük ameliyat geçirdi. Tansiyonu ancak ilaçlarla dengede duruyor.Romatizma
ve yaşlılık bir zamanlar taşı sıksa suyunu çıkaracak kadar güçlü olan adalelerini
bitirip, tüketti. Yatağa bağlandı.Tekerlekli yürütecinin yardımı ile tuvalete gidebiliyor
ancak.Ve buna şükrediyor... Her zaman ilgi duyduğu dış dünya ile tek bağlantısı
katarakt ameliyatına rağmen okumakta zorlandığı gazeteler. İşitme cihazı ise hiç
işe yaramıyor. Dudak okuyarak anlaşıyor etrafı ile...Yine de mutlu. Tek pişmanlığı
son seçimlerde Ecevit'in partisine verdiği oy. Tek dileği ise kimselere, özellikle de
yatağa bağlandıktan sonra kendisine çiçekler gibi bakan çileli kızına; abla'ya daha
fazla yük olmadan sessizce ölmek... Ölüp cennete gitmek ve orada henüz otuzbeş
yaşındayken yitirdiği kocası ile buluşarak adamına; çocuklarını vatana, millete
hayırlı birer evlat olarak yetiştirdiğini ve kendilerini kurtardığı müjdesini vermek...

Anneler gününde annem geldi aklıma... Şöyle ya da böyle Anadolu'daki
yüzbinlerce anneye olduğu kadar sizin de annenize benzeyen
kendi annem... Ne desem ki!..
Ne desek!..


Kenan Işık

 

 Smiley
Logged

kuyunun dibinde kurbağalar,

sanır ki gökyüzü ,kuyu ağzı kadar...

İMECE..
http://www.borsamania.net/forum/index.php?topic=7327.msg145749;boardseen#top
strange
kuşlar kadar hür
Kral Tahtı
*****

Rep Gücü: 6
Karizma: 466


Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6115



« Yanıtla #2 : 09 Mayıs 2008, 19:16:38 »


Sevgili Anneciğim,
Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki,
çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler...
... Ve insan, zamanın nasıl insafsız
bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor.
Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların
'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden
beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı...

Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca
değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin.
Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin
iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin,
kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın.
O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar
ortak üretiyor, tüketiyoruz.
Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin,
yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz
kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik...
Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense; tarihin
en iyi annesi... Her çığlıkta
başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm.
Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin
o bencil alışkanlığıylaayakta kaldım.

Sevginle donandım...
Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi
ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;
Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz,
bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e
hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki,
anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş.
Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun,
ben her yalanda burnumu yokladım.
Şaşırdım. Bostandaki lahanaların,
ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin
modasının geçtiğini gördüm sokakta...

Söyleyemedim sana...
'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık
eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları
salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye...
Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden;
'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen;
ben ilginle boğulduğumdan dertlendim.
Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse
ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak
küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?
Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...

Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...
Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...
Nasıl dar günlerde yardıma koşup,
kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin?
...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.
'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu,
tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.

Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık...
...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe,
ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum.
Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...'
diye başladıkça ben, değişen
takvim yapraklarını koydum önüne...

Nasıl da zalim bir çark bu değil mi?
Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde
yuvadan uçacağını bile bile
koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun...
Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor.
Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi,
kâh bir mektup, kâh bir sesi...
Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi...
Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça
yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları...
Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık.
Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı...
Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk.
Ben büyürken seni de büyüttüm.

Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi...
Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri...
Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum.
Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu;
yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda,
öpülen kurbağalar prens oluyor.

...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin
geçersizleştiğini anlatan kitapları
kaldırıyoruz salondan gizli gizli...
O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye
devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları...
İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor
sevginin değerini...
Bense sevginden mahrum kalmaya
fazla dayanamayacağımı biliyorum.

O yüzden bu Anneler Günü'nde
sana upuzun bir ömür diliyorum.
Hem biliyor musun?
'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......

 

Can Dündar

 Smiley
Logged

kuyunun dibinde kurbağalar,

sanır ki gökyüzü ,kuyu ağzı kadar...

İMECE..
http://www.borsamania.net/forum/index.php?topic=7327.msg145749;boardseen#top
SAYMİN06
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 09 Mayıs 2008, 19:24:06 »

tüm anneler gününüz kutlu olsun..  smitten   Kiss

Logged
strange
kuşlar kadar hür
Kral Tahtı
*****

Rep Gücü: 6
Karizma: 466


Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6115



« Yanıtla #4 : 09 Mayıs 2008, 19:31:33 »

hepimize öğütler...

annemizden binlerce defa duymuşuzdur... Smiley

tekrar edelim smitten

HAYATIN ALTIN KURALLARI

 

*Göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için
dünyayı dolaşman gerekmez.


* Bak, aynı zamanda da baktığını gören ol.

* Geldiğin zaman boşluk dolduran değil,
gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol.

* Her duyduğuna inanma, elindekinin hepsini
harcama ve istediğin kadar uyuma.

* "Seni seviyorum" derken inanarak söyle.

* "Özür dilerim" derken karşındakinin gözünün içine bak.

* İlk görüşte aşka inan.

* Evlenmeden önce en az altı ay nişanlı kal.

* Asla başkalarının hayalleriyle dalga geçme.

* Derinden ve inançla sev.

* Kırılabilirsin belki ama başka türlü de
hayatını tam yaşayamazsın.

* Anlaşmazlıklarda dürüstçe savaş.

* İnsanlar hakkında konuşulanlara inanıp
onlar hakkında karar verme.

* İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.

* İnsanlara beklediklerinden fazlasını ver
ve bu işi yaparken kibar ol.

* Yavaş konuş, ama hızlı düşün.

* Eğer biri sana cevap vermek istemediğin bir soru sorarsa
gülümse ve "neden bilmek istiyorsun?" de.

* Şunu daima hatırla ki, büyük aşk veya
büyük yatırım daima büyük risk taşır.

* Eğer kaybedersen, aklını da kaybetme.

* Üç "S" yi unutma:
Sevgi - herkese,
Saygı - kendine, başkalarına,
Sorumluluk - tüm hareketlerin için.

* Küçük bir tartışmanın tüm dostluğu mahvetmesine izin verme.

* Dostun olsun istiyorsan, dost ol.

* Eğer hata yaptığını fark edersen,
hemen onu düzeltmeye bak, bile bile devam etme.

* Telefonda konuşurken gülümse.
Karşındaki sesinden gülümseyişini duyacaktır.

* Konuşmayı sevdiğin biriyle evlen.
Yaşın ilerledikçe sohbet her şeyden fazla önem kazanacaktır.

* Biraz yalnız kalmaya özen göster.

* Anneni say, sev, ara.

* Yeniliklere açık ol, ama ille de değişmeye çalışma.

* Şunu bil ki, sessiz kalmak bazen de en iyi cevaptır.

* Daha fazla kitap oku, dostlarını ara, daha az TV seyret.

* Güzel, şerefli bir hayat yaşa.
Yaşlanıp geri baktığında ikinci bir defa tadını çıkarırsın.

* Allaha güven - ama arabanı kilitle.

* Yuvanda sıcak bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.

* Sevdiklerinle tartışırken, o anı önemse, geçmişi kurcalama.

* Satır aralarını da oku. Bilgilerini paylaş.

* Dünyaya iyi davran.

* Dua et. Büyük güç verir.

Düşün. Daha da büyük güç verir.

* İşini iyi yap.

* Öperken gözlerini kapamayan sevgiliye güvenme.

* Yılda bir defa, daha önce gitmediğin bir yere git.

* Eğer çok paran olursa, başkalarına yardım et.
Paranın en zevkli tarafını kaçırma.

* Bazen istediğin bir şeyin olmaması senin için bir şanstır.

* Önce kuralları öğren, düşün, karar ver ve bazılarını boz.

* En iyi ilişkin, birbirinize olan sevginiz,
birbirinize ihtiyacınızdan fazla olduğu zaman olacaktır.

* Başarının gerçek olup olmadığını anlamak için
karşılığında neler verdiğine bak.

* Ders alınmış başarısızlık başarı demektir.

* Şunu bil ki, karakterin senin kaderindir.

* Sınırsızca sev, her gönülde çiçek olacağına
bir gönülde buket ol.

* Kişiliğini ve kimliğini hiçbir değerle değiştirme!

*Sevgi icin kollarını kapalı tutma,
sonra kendinden başka tutacak şey bulamazsın.

* İçinden ne geliyorsa yap. Doğal ol.


* Sana Yapılan iyiliği mermere, kötülüğü toza yaz..

* Mutluluk, sorunsuz bir yaşam değil,
onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir.

* Gülmek için mutluluğu bekleme,
sonra tebessüm bile edemezsin.

 
öğrenecek çok şey var...

özümseyebilmek daha da önemli super

 Smiley
Logged

kuyunun dibinde kurbağalar,

sanır ki gökyüzü ,kuyu ağzı kadar...

İMECE..
http://www.borsamania.net/forum/index.php?topic=7327.msg145749;boardseen#top
KIRMIZIMOD
KIRMIZI :)))
MODERATÖR
*****

Rep Gücü: 11
Karizma: 3592



Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8897



« Yanıtla #5 : 09 Mayıs 2008, 19:32:09 »

tüm anneler gününüz kutlu olsun..  smitten   Kiss



bu nasıl bir cümledir aman yarabbim........noktalama işaretleri nerdeeeee knuppel2
Logged

Hayatta 3 değişilmezim vardır....dostuk samimiyet ...Saymincan
strange
kuşlar kadar hür
Kral Tahtı
*****

Rep Gücü: 6
Karizma: 466


Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6115



« Yanıtla #6 : 09 Mayıs 2008, 19:32:58 »

Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan bir çocuk varmış.

Bir gün Tanrı'ya sormuş;
"Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler.
Fakat, ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki, orada nasıl yaşayacağım?"

"Tüm meleklerin arasında senin için bir tanesini seçtim, O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak. Meleğin sana hergün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek. Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın."
"Peki, insanlar bana birşey söylediklerinde, dillerini bilmeden, söylediklerini nasıl anlayacağım?"

 

"Meleğin sana dünyada duyabileceğin en tatlı ve en güzel sözcükleri söyleyecek.

Sana konuşmayı, dikkatle ve sevgi ile öğretecek."

"Peki, ben seninle konuşmak istersem ne yapacağım?"

"Meleğin sana ellerini açarak bana dua etmeyi de öğretecek."

"Dünyada kötüler olduğunu da duydum.
Beni onlardan kim koruyacak?"

"Meleğin seni kendi hayatı pahasına da olsa koruyacak."

"Fakat, ben seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm."

"Meleğin sana sürekli benden söz edecek ve ulaşmanın yolunu öğretecek."

O sırada cennette bir sessizlik olur ve dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır.
Çocuk gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru sorar;

"Şimdi gitmek üzere isem, benim Meleğimin adı ne?"

"Meleğinin adının önemi yok yavrum. Sen onu, ANNE diye çağıracaksın."

Tüm annelerin "Anneler Günü" kutlu olsun…

 smitten
Logged

kuyunun dibinde kurbağalar,

sanır ki gökyüzü ,kuyu ağzı kadar...

İMECE..
http://www.borsamania.net/forum/index.php?topic=7327.msg145749;boardseen#top
strange
kuşlar kadar hür
Kral Tahtı
*****

Rep Gücü: 6
Karizma: 466


Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6115



« Yanıtla #7 : 09 Mayıs 2008, 19:34:07 »

Unuttum, Nasıldı Annemin Yüzü

Unuttum, nasıldı annemin yüzü
Unuttum, sesi nasıldı annemin.
Gece bir örtü olsun anılardan
Kara yüreğime örtüneyim.

Unuttum, nasıldı annemin gülüşü
Unuttum, nasıldı ağlarken annem.
Yaşam sallasın kollarında beni
Küçücük oğluyum onun ben.

Unuttum, elleri nasıldı annemin
Unuttum, gözleri nasıldı bakarken.
Kuru ot kokusu getirsin rüzgar
Yağmur usulcacık yağarken.

Ataol Behramoğlu


 
Logged

kuyunun dibinde kurbağalar,

sanır ki gökyüzü ,kuyu ağzı kadar...

İMECE..
http://www.borsamania.net/forum/index.php?topic=7327.msg145749;boardseen#top
strange
kuşlar kadar hür
Kral Tahtı
*****

Rep Gücü: 6
Karizma: 466


Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6115



« Yanıtla #8 : 09 Mayıs 2008, 19:36:32 »

Anneme Mektup

 Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.

Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.

Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim.

Necip Fazıl Kısakürek


 
Logged

kuyunun dibinde kurbağalar,

sanır ki gökyüzü ,kuyu ağzı kadar...

İMECE..
http://www.borsamania.net/forum/index.php?topic=7327.msg145749;boardseen#top
Sayfa: [1] 2 3 4 +   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.2 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


© 2006 BorsaMania Tüm Hakları Saklıdır- Gizlilik - Kartvizit - Altın

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.
Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile
müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum
ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile
risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım
kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.