buzzy
BorsaMania
     Rep Gücü: 2
Karizma: 146
Offline
Mesaj Sayısı: 2372
kiM geLmiŞ?
|
 |
« : 10 Nisan 2010, 14:09:08 » |
|
Kırbaç. Kırbaç 7000 yıl önce Çin'de icat edildi, fakat kırbaç "şaklaması"nın, kırbacın sapına çarpan derinin sesi olmayıp, mini bir ses duvarı patlaması olduğunun anlaşılması ancak 1927'de yüksek-hızda fotoğrafçılığın icadıyla mümkün oldu.
Ses duvarını aşan ilk icat nedir? Kırbaç şaklaması, kırbacın vurulması anında kendi etrafında katlanmasıyla oluşan halkadan kaynaklanır.
Bu halka kırbaç boyunca ilerler ve kırbaç uca doğru iyice inceldiğinden halka gittikçe hızlanarak başlangıçtakinin 10 katı hıza ulaşır. "Şaklama" halkanın saate 1194 km hıza ulaşarak ses duvarını aştığı anda gerçekleşir.
Pilotluğunu Chuck Yeager'ın yaptığı Bell XI, 1947'de sesi duvarını aşan ilk uçaktı. Bu uçak, 1948'de 21.900 metre yükseklikte saatte 1540 km hıza ulaştı ve bu hâlâ tüm zamanların en hızlı dokuzuncu insanlı uçuşudur.
En hızlı insanlı uçuş rekoru hâlâ, 1967'de 31.200 metre yükseklikte saatte 6389 km hıza ulaşan X-15A'nındır.
Dünya üzerinde bir insanın en hızlı yolculuğu ise Apollo-10'un 1969'da atmosfere yeniden girişi sırasında gerçekleşti. Bu aracın hızı kayıtlara saatte 39.897 km olarak geçti.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
buzzy
BorsaMania
     Rep Gücü: 2
Karizma: 146
Offline
Mesaj Sayısı: 2372
kiM geLmiŞ?
|
 |
« Yanıtla #1 : 10 Nisan 2010, 14:10:08 » |
|
Yılanları en çok hangi müzik cezbeder? Onlar için fark etmez, hepsi aynıdır. Yılan oynatma numaralarında kobralar flütün görüntüsüne tepki verir, sesine değil.
Yılanlar kesinlikle sağır olmamalarına rağmen müziği tam olarak "duymazlar."
Yılanların dışarıda bir kulak ya da kulak zarları yoktur, fakat çeneleri ve karın kasları sayesinde yerden aldıkları titreşimleri hissedebilirler. Ayrıca görünüşe göre, havadan gelen sesleri bir iç kulak aracılığıyla algılayabilirler.
Eskiden yüksek seslere tepki vermedikleri için yılanların hiç duyamadıkları düşünülürdü. Fakat Princeton'da yapılan; bir araştırma çok keskin bir duyma yetileri olduğunu gösterdi.
Kilit buluş, yılanların iç kulağının nasıl çalıştığıydı. Yılanlar voltmetrelere bağlanıp havadan ulaşan seslerin beyinlerinde nasıl bir etki yarattığı ölçüldü. Görünüşe göre, yılanların duyma yetileri daha büyük hayvanların hareketlerinin yarattığı seslere ve titreşimlere ayarlıydı. Bu yüzden müzik onlar için anlamsız olmalıdır.
"Cezbedilmiş" kobralar korkutulduklarında yukarı kalkar ve enstrümanın hareketine göre sallanırlar. Flüte hızla vuracak olurlarsa canları acır, bu yüzden de bir daha yapmazlar.
Çoğu kobranın zehirli dişi sökülmüştür, fakat öyle bile olsa belli bir mesafeden sadece kendi uzunlukları dahilinde şiddetli bir vuruş yapabilirler; sanki dirseğinizi masaya koyup elinizle aşağıya doğru hızla vurur gibi.
Kobranın doğal tavrı saldırgan değil savunmacıdır.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
buzzy
BorsaMania
     Rep Gücü: 2
Karizma: 146
Offline
Mesaj Sayısı: 2372
kiM geLmiŞ?
|
 |
« Yanıtla #2 : 10 Nisan 2010, 14:11:22 » |
|
Keman yayları neyden yapılır? Keman yayları kedi bağırsağından yapılmaz, hiçbir zaman da yapılmamıştır.
Bu efsane Ortaçağ İtalyan keman ustalarının, enstrümanları için iyi tellerin koyun bağırsağından elde edildiğini keşfetmeleriyle başladı. Kedi öldürmek çok korkunç bir uğursuzluk getirdiğinden, icatlarını korumak için herkese telleri kedi bağırsağından yaptıklarını söylediler.
Koyun bağırsağından yapılışının efsanesi
Efsaneye göre, Abruzzi dağının Pescara yakınındaki köyü Salle'de, Erasmo adında bir eyerci bir gün kuruyan koyun bağırsağının arasından esen rüzgarın sesini duymuş ve bunun Rönesans kemanı olarak bilinen eski bir keman türü için iyi bir tel olabileceğini düşünmüş.
Salle 600 yıl boyunca keman yayı üretiminin merkezi haline geldi ve Erasmo yay yapanların koruyucu azizi olarak kutsandı.
1905 ve 1933'teki kötü depremler Salle içindeki endüstriyi sona erdirdiyse de dünyadaki lider yay üretici firmalarından ikisi -D'Addario ve Mari- hâlâ Salle'li ailelerce işletiliyor.
1750'ye kadar tüm kemanlarda koyun bağırsağından yapılmış yaylar kullanıldı. Bağırsağın hayvandan henüz ılıkken çıkarılması ve yağ ve pislikten arındırılıp soğuk suya batırılması gerekir. En iyi kısımları şeritler halinde kesilir ve istenen kalınlıkta bir yay elde edilene kadar kıvırıp çekiştirilir.
Günümüzde de koyun bağırsağı kullanılıyor mu?
Her ne kadar keman meraklılarının çoğu bağırsaktan yapılan telin en yumuşak sesi verdiğini düşünüyorsa da, günümüzde yay yapımında bağırsak, naylon ve çelik karışımı kullanılmaktadır.
Çamur at izi kalsın
Richard Wagner nefret ettiği Brahms'ın itibarını sarsmak için berbat bir dedikodu yaydı. Brahms'ın Çek besteci Antonin Dvorak'tan "Bohemlere özgü serçe katleden bir yayı" hediye olarak kabul ettiğini iddia etti. Sözde, Brahms bu yayla Viyana tarzı evinin penceresinden gelip geçen kedilere rastgele atışlar yapıyormuş.
Wagner şöyle devam etti: "Zavallı hayvanları vurduktan sonra aynı alabalık avlayan bir balıkçı edasıyla ipini sararak odasına çekiyormuş. Sonra da kurbanlarının son nefeslerini verirken inlemelerini şevkle dinleyerek ante mortem (ölüm öncesi) gözlemlerini defterine not ediyormuş."
Wagner, Brahms'ı hiç ziyaret etmedi ya da evini hiç görmedi; böylesi bir "serçe yayı"nın bırakın Dvorak tarafından hediye edilmesini, varolduğuna dair herhangi bir kayıt bile yok gibi görünüyor.
Kediler diğer tüm türler gibi sessizlik içinde ölmeye eğilimlidir. Buna rağmen, bu kedi öldürme söylentileri Brahms'ın üzerine yapışmış ve bu iddia gerçekmiş gibi birçok biyografide tekrar edilmiştir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
buzzy
BorsaMania
     Rep Gücü: 2
Karizma: 146
Offline
Mesaj Sayısı: 2372
kiM geLmiŞ?
|
 |
« Yanıtla #3 : 10 Nisan 2010, 14:13:11 » |
|
Dünyada en fazla bulunan kuş hangisidir? Piliç, hem de açık ara. Dünyada yaklaşık 52 milyar piliç vardır: Yani insan başına dokuz tane. Bunların yüzde 75'i yemek içindir, ama neredeyse 3000 yıldır piliçler asıl olarak yumurtaları için besleniyorlardı, İngiltere'ye Romalılar gelene kadar kimsenin pilicin etini yediği görülmemiştir.
Dünyadaki tüm piliçlerin kökeni Kırmızı Orman Tavuğu (Gallus gallus gallus) denen Tayland'a has bir tür sülüne dayanmaktadır. Ona en yakın modern akrabası dövüş horozlarıdır.
Piliçlerin ve yumurtaların seri üretimi 1800'lerde başladı
Yemeklik piliç eti, yumurta üretiminin bir yan ürünü olarak ortaya çıktı. Önceleri sadece yaşlanıp yeterince yumurtlayamayan piliçler kesilip et olarak satılırdı. 1960'larda piliç eti hâlâ bir lükstü. 1970'lere kadar piliç çoğu ailenin et seçimi olmamıştır.
Artık seçme damızlıklar ve hormon uygulaması sonucunda bir pilicin olgunluğa ulaşması kırk günden az sürmektedir; bu, doğal yollardan büyümenin yarısı kadar bir süredir.
Dünyada beslenen tüm piliçlerin (buna organik olanlar da dahil) yüzde 98'i, üç Amerikan şirketi tarafından geliştirilmiş damızlıklardan üretilmektedir. Dünyadaki "broyler"lerin (yemeklik piliç) yarısından fazlası 1970'lerde Cobb Damızlık Co. tarafından üretilmiş olan Cobb 500 cinsinden üretilmiştir.
Amerika kıtasında piliç yoktu
Amerika kıtasında 1500'lerden önce hiç piliç yoktu. Kıtaya pilici ilk getiren İspanyollar oldu.
Britanya'daki tüm piliçlerin üçte birinden fazlası tek bir İskoç şirketi tarafından üretilmektedir: Grampian Country Food Group. Bu şirket tüm süpermarket zincirlerinin pilicini tedarik etmektedir ve Muhafazakar Parti'nin büyük bağışçılarından biridir. Biri Tayland'da olmak üzere sahip oldukları sekiz devasa entegre piliç ünitesi sayesinde haftada 3,8 milyon piliç üretmektedirler. Sloganlarıysa şudur: "Geleneksel Lezzet."
Yemeklik olarak satılan piliçlerin çoğu dişidir. Yemeklik olan erkekler hadım edilir ve "iğdiş horoz" olarak adlandırılır. Günümüzde hadım etme işlemi, testisleri çürüten hormonlarla kimyasal yollardan yapılmaktadır.
Endüstride pilicin ayağı için kullanılan terim "piliç pençesi"dir. Amerika'daki çoğu "piliç pençesi" Çin'e ihraç edilmektedir, hem de üç milyar piliç zaten orada yaşamasına rağmen.
Dünya da tavuk sesleri
Danimarka piliçleri gok-gok diye,
Alman piliçleri gak gak diye,
Tayland piliçleri guk guk diye,
Hollanda piliçleri tok tok diye,
Finlandiya ve Macar piliçleri kot kot diye,
Türk piliçler gıt gıt gıdak diye öter.
Fransız tavuklarıysa kot kot kodat diye öter.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|