Global Bakış – 2007 Genel Görünüm ve Türkiye Ekonomisi Genel BeklentilerGLOBAL GÖRÜNÜM 2007 yılında global olarak dünya ekonomilerinin 2006 yılı kadar olmasa da büyümeye devam
edecekleri düşünülüyor.IMF tahminine göre Dünya ekonomileri 2007 yılında ortalama % 4 - % 4.5
oranında büyüyecek. Japonya’da büyüme beklenenden daha fazla ivme kazanırken , Euro Bölgesi
ekonomilerinde büyümenin 2007 de artarak süreceği tahmin ediliyor. 2006 yılının üçüncü çeyreğinde
konut sektöründeki hızlı yavaşlamanın ardından resesyon endişelerinin hakim olduğu ABD ekonomisi
sonradan gelen datalarla ve imalat sanayindeki canlılıkla beraber 2007 yılında %3 - % 3.5 aralığında
büyüme rakamına ulaşabileceği beklenmektedir. Global büyümenin lokomotifi ise son yıllarda olduğu
gibi başta Çin ekonomisi olmak üzere gelişmekte olan ülke ekonomileri olacaktır. ABD de FED
başkanının ekonomik dinamiklerdeki canlılığın devam ettiğini ve enflasyon riskinin kontrol altına
alınmaya başladığını açıklamasından sonra ABD de faiz artırım beklentileri oldukça azalmış, piyasa
oyuncularının bundan sonraki faiz hareketinin indirim yönünde olacağına yönelik beklentileri
kuvvetlenmiştir. Avrupa Merkez Bankasının faiz artırımlarında ölçülü davranacağı beklentisi
korunurken, Global likiditenin en büyük destekçisi Japonya Merkez Bankasının faizleri 0.50 ye
yükselttikten sonra , uzun süre sonra yakalanan büyüme trendinin sürdürülmesi konusunda endişeleri
olan siyasi otaritenin de baskısıyla bir süre sezsiz kalacağı anlaşılmaktadır.
Sonuçta büyüme dinamiklerinin süreceği ve başta petrol olmak üzere düşen emtia fiyatlarının verdiği
destekle enflasyon risklerinin azalacağı beklentisinin hakim olması ile 2007 yılında global likidite
koşullarında bir bozulma olmayacağı ve gelişmekte olan ülkelere yönelik fon akımının kesintiye
uğramayacağı tahmin edilmektedir.
TÜRKİYE EKONOMİSİTürkiye ekonomisinin 2007 yılında global likidite koşullarından ve risk iştahından gerekli desteği
alacağı anlaşılmaktadır. Yurtdışı olumlu gelişmelerin yanısıra AB üyelik sürecinde KKTC ye
uygulanan izolasyonların kaldırılması,doğrudan ticaretin başlatılması konusundaki gelişmeler, Kuzey
Irak ve PKK konusunda ABD ile olan ilişkiler ve yaklaşan Cumhurbaşkanalığı ve genel seçimlere
yönelik siyasi tansiyon ekonominin karşı karşıya kalacağı riskler olarak takip edilecektir.
BüyümeTürkiye ekonomisi 2006 mayıs ayında yaşanan dalgalanmadan sonra TCMB gecelik faizleri 425 baz
puan artırarak 17.50 ye yükseltmiştir. Faizlerin özel kesim yatırım ve tüketim harcamaları üzerindeki
etkileri 3.çeyrekte görülmüş ve büyüme %3.4 te kalmıştır.Ancak kasım ve aralık aylarında
beklenenden yüksek gelen ihracat rakamları ve imalat sanayi kapasite kullanım oranları 4.çeyrek
rakamlarının 3. çeyreğe göre daha yüksek olacağını teyit etmektedir. Böylece 2006 büyüme rakamı
tahminen %5.7 - % 6.2 aralağında olacaktır. 2007 yılında TCMB nın enflasyonu kontrol etmeke için
faizleri uzunca bir süre indirmeyerek, sıkı para politikası uygulayacağını açıklamasından hareketle yılın
ilk yarısında özel kesim yatırım ve tüketim harcamalarındaki yavaşlamanın azalarak devam edeceğini
Cumhurbaşkanlığı seçiminin atlatılmasının ardından düşen siyasi tansiyonun etkisiyle yılın ikinci
yarısında ekonominin yeniden ivme kazanacağı 2007 büyüme rakamının %5 civarında olacağı tahmin
edilmektedir.
Cari açıkCari açık 2006 yılında 31.3 milyar usd olarak gerçekleşmiştir. GSMH’ya oranı ise % 7.5 - %8 olması
beklenmektedir. Cari açığın yükselmesinde yüksek enerji faturası nedeniyle ihracattan daha fazla
artan ithalata bağlı olarak yükselen dış ticaret açığı etkili olmuştur. Ayrıca Turizm gelirleride 2005
yılına göre 1.4 milyar usd azalış göstermiştir.
Ancak çari açığın finansman tarafında olumlu gelişmeler yaşanmış doğrudan yabancı yatırımlar 19.7
milyar usd ile cari açığın %60 ından fazlasını finanse eder
hale gelmiştir. Yine yurtdışı sermaye girişlerinde uzun vadeli sermeyanin oranı hızla artarken kısa
vadeli sermaye girişleri oldukça azalmıştır. TCMB döviz rezervleri ise 62 milyar usd ye ulaşmış,
rezervlerin kısa vadeli sermayeye oranı ise % 155 seviyesine yükselmiştir.
2006 yılında başta petrol olmak üzere düşen emtia fiyatları ve yüksek faizler nedeniyle daralan iç
talebin etkisyle ithalatın yavaşlayacağı, ihracatın ise başta EURO bölgesi olmak üzere global
ekonomilerde devam eden büyüme dinamiklerinin desteğiyle ivmelenerek devam edeceği
beklenmektedir. Ayrıca Turizim gelirlerinin geçen seneden daha iyi gerçekleşeceği 2007 ocak ayında
yurtdışı ziyartçi sayısındaki artıştan anlaşılmaktadır. Bunun sonucunda 2007 yılında cari açığın 28- 29
milyar usd civarında GSMH’nın %6.5 - % 7 si oranında olabileceği düşünülmektedir.
Finansman tarafında ise global likidite koşullarının verdiği destekle herhangi bir sorun yaşanması
beklenmemektedir.Doğrudan yabancı yatırımların ve uzun vadeli sermaye girişlerinin devam edeceği
ve yine yüksek real faizler nedeniyle pörtföy yatırımlarında artış olacağı tahmin edilmektedir.

Enflasyon2006 yılı sonunda TÜFE enflasyonu %9.65 olarak gercekleşmiştir. Ocak ayında başta tarım ürünleri
olmak üzere gıda ve alkolsuz içecekler kaleminin aşırı yükselmesi nedeniyle aylık TÜFE rakamı %1
olmuş yıllık TÜFE rakamıda %9.98 e yükselmiştir. Ancak mevsimsel olduğu kabul edilen gıda hariç
bütün özel gösterge tüfe rakamlarının fiyatlar genel düzeyinde düşüşe işaret etmesi mevsimsellik
etkisinin ortadan kalkmasıyla ve nisan ayında yaşanacak baz etkisiyle mayıs ayından sonra TÜFE
enflasyonunda hızlı bir gerileme olacağını düşündürmektedir. Yüksek faizler nedeniyle iç talepte
yaşanan daralma da bu beklentiyi destekler niteliktedir. En son açıklanan TCMB beklenti anketinde
2007 yılı sonu TÜFE beklentisi %7.6 dır.
Bütçe Bütçe 2006 yılını son otuz yılın en iyi gerçekleşmesi ile kapatmıştır. Bütçe 3.7 milyar YTL ile
GSMH’nın sadece % 0,7 si kadar açık vermiştir. Bu performansı gelirler tarafındaki hedeflenenden
daha iyi gerçekleşen gelirler kalemi sağlamıştır. FDF 32.2 milyar YTL lik hedefin üzerinde 41.9 milyar
YTL gerçekleşerek GSMH’ye oranı % 7.5 olmuştur.
Ancak 2007 yılında yükselen döviz kuru ve faizlerin etkisiyle faiz harcamalarının artabileceği ve iç
talepte yaşanması muhtemel daralma ile dahilde alınan mal ve hizmet vergilerinin azalarak vergi
gelirlerini olumsuz etkiliyebileceği tahmin edilmektedir. Ayrıca seçim atmosferine girilmesi bütçe
disiplininden uzaklaşılması endişelerini ortaya çıkarmaktadır. 2007 yılına yönelik olarak risk
algılamalarını artırarak beklentileri bozabilecek
en büyük risk unsuru bütçe disiplininde yaşanacak sapmalar olacaktır. Bu nedenlerle mali disiplinin
bozulmadan sürdürülmesi eskiye göre daha da önem arz etmektedir.


Kaynak: Türkiye Finans