Borsa Mania Forum


*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. 24 Mayıs 2012, 10:42:06


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2 3 4 ... 23 +   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Haftalık Ve Aylık Raporlar  (Okunma Sayısı 19846 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ADMİN
YÖNETİCİ
*****

Rep Gücü: 1
Karizma: 4


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1060



WWW
« : 03 Mart 2007, 00:35:26 »

HAFTALIK EKONOMİ BÜLTENİ(DENİZBANK)

    Piyasalardaki Sarsıntı Devam Edecek mi ?...

    Global piyasalarda yine yürekleri hoplatan bir sarsıntı yaşantı. Bu tür sarsıntılarda hemen ön plana çıkan Türkiye’de de hisse senetleri hızla eğer kaybederken YTL (sepete karşı) bir haftada % 3 değer kaybetti (grafik). Böylece yıl başından beri elde edilen kazançlar geri verilmiş oldu. Fonlamanın altına kadar inen tahvil faizleri yeniden % 20’lere yaklaştı.

    Ekonomistler ve analistler de yine bu sarsıntının ardındaki sebepleri bulma yarışına girdiler. En çok konuşulan iki tanesi Çin’de hisse senedi fiyatlarının hızlı bir düşüş yaşaması ve eski Fed başkanıGreenspan’in ABD ekonomisinde korkulan resesyonun belki bu yıl sonuna doğru ortaya çıkabileceği söylemleriydi. Tam Greenspan konuştuğu sırada ABD imalat sanayinde siparişlerin Ocak ayında % 8 düştüğü haberi de gelince Greenspan’in konuşmasının olumsuz tarafı daha bir ön plana çıktı. Piyasalar ardı ardına sarsılmaya başlayınca sebep bulma yarışı hızlandı. Japonya’nın bir kaç gün önce gecelik faizi 25 baz puanarttırıp % 0.50’ye çekmesiyle "carry trade - düşük faizli para birimi ile borçlanıp yüksek faizli para birimine yatırım yapma" oyununun biteceği, ABD’de ipotek piyasasının iyice çöküp küçük ipotek bankaları
merkezli bir likidite krizi yaşanabileceği, petrol ve enerji fiyatlarının yeniden yükseliş trendine girdiği, bir kaç tane hedge
fonun sıkıntı yaşadığı ve iflas etmek üzere olduğu, ve hatta Çin’de halk borsaya girdi diye Çin bankalarında batık kredileri çevirebilecek mevduat (likidite) kalmadığı gibi had safhada saçmalayan görüşler ortaya çıktı.

    - Yatırımcıların Yaklaşımı Nasıl Olmalı ?...

    Piyasalardaki bu tür yorumlarla kafaların karışması gayet kolay. Yatırımcılar da düşüş sonrası global çalkantının büyüyüp Türkiye piyasalarını daha fazla karıştırmasından haklı olarak endişe ediyorlar. Bunun cevabı hakkında fikir edinebilmek için büyük resmi görebilmek gerekiyor. Bu oldukça zor çünkü piyasalar ve medya sürekli ağaçlarla kafaları karıştırıyorlar.

    Türkiye ekonomisi son yıllarda özellikle bütçe disiplininden kaynaklanan çok önemli olumlu adımlar attı. Özelleştirme kanalının açılmasıyla kısmen bu adımları ödüllendiren ciddi miktarda uzun vadeli ve yatırıma yönelik yabancı sermaye girişi oldu. Son 2 yılda Türkiye’ye bu şekilde 28 milyar $’lık doğrudan sermaye girdi. 2005 öncesi 10 yılın tamamındaki doğrudan sermaye girişinin 8 milyar $ olduğunu düşünürsek son 2 yılın önemi daha da ortaya çıkıyor.

    Öte yandan bu "yararlı" sermaye girişinin yanında özellikle ekonomide hakim olan yüksek faiz ortamının cezbettiği "spekülatif" sermaye girişi de var. Bunun güzel bir göstergesi olan yurt dışında yerleşik yatırımcıların tahvil portföyleri rekor yüksek seviyelere tırmanmış durumda (aşağıdaki grafik). Üstelik bu spekülatif getiriler geri kaçmasından çekinildiği için vergilenmiyor.

    Hedge Fon yatırımları önderliğinde son yıllarda çok büyüyen bu tür spekülatif yatırımların iki ana motivasyonu var.

    Birincisi, yatırımcılardan topladıkları fonların üzerine yatırım bankalarından büyük miktarlarda borçlanıyorlar (kaldıraç
kullanıyorlar). Diğer bir deyişle, hedge fonların kaynak musluğu aslında gelişmiş ülkelerde parasal koşullar. Dolar, Euro, Yen gibi dünyada kabul gören rezerv paraların faizleri düşük oldukça bu tür fonlar çok daha ucuza ve kolaylıkla kaldıraç imkanı elde edebiliyorlar. Bu imkanlar ortaya çıktığında risk almaya iştahlı hale geliyorlar.

    İkinci önemli motivasyon ise diğer ülkeler ve piyasalardaki yüksek getir imkanları. Bunlar da çoğunlukla istikrarsız gelişmekte olan ülkeler ve emtia piyasaları gibi riskli piyasalar. Spekülatif (hedge fon gibi) yatırımcılar globalleşen dünyada petrolden altına ve Türkiye tahvillerine kadar yüksek getiri imkanı gördüklere her yere kaldıraçla büyüttükleri fonlarını yönlendirebiliyor. Getirilerin normalden yüksek olması yani riskli olması şart. Çünkü bu fonların yöneticilerinin
becerileri ABD borsa endeksi getirisi gibi standart referansların ne kadar üstünde getiri sağlayabildikleri ile ölçülüyor ve ancak o şekilde para kazanabiliyorlar (fon yöneticileri bu standart getirilerin üzerinde kazandırdıkları kısımdan pay alıyorlar). Türkiye gibi hem doğru şeyleri yapıp katma değer yaratabilen ama aynı zamanda yüksekfaizler de vermeye devam eden ülkeler bu tür spekülatif yatırımcılar için bulunmaz hint kumaşı.

    O zaman yatırımcıların global piyasalardaki çalkantılara yaklaşımı şu şekilde olmalı.

    * Acaba son yıllarda global piyasalarda aşırı bir spekülatif yayılma oldu mu ? Gelişmekte olan ülkelerdeki parasal koşullar bu tür bir spekülasyonu destekledi mi ? Şimdi bu ortamın devamında bir sorun var mı ? Ya da gelişmekte olan ülkelerdeki para muslukları kapanıyor ya da yakında kapanacağı yönünde bir izlenim yaratıyor mu ?
    * Para musluklarının kapanmasında bir sorun olmadığı halde spekülasyon çok ciddi makro dengesizliklere sebebiyet vererek politik veya ekonomik ani ve beklenmedik herhangi bir şokla birdenbire tepişmeye başlar ve bu dönüp gelişmiş ülkeleri vurur mu ? Gelişmiş ülkeleri de yeniden para muslukları ile oynamak zorunda kalır mı ?

    - Henüz Para Musluklarında Sorun Yok...

    Son yıllarda global piyasalarda çok ciddi bir spekülatif yayılma oldu. Sadece gelişmekte olan ülkelere akan özel sermaye son 4 yılda 1.6 trilyon $’a ulaştı (aşağıdaki grafik). Son 2 yıldaki para girişi özellikle dikkat çekiciydi. Bu hızlı sermaye akışının ardında da gelişmiş ülkelerdeki parasal koşullar rol oynadı. Musluklar açıktı vespekülasyon bol ve ucuz kaldıraç imkanları buldu. ABD’de faizler 2002 sonunda son 46 yılın en düşük oranlarına indi ve 14 ay boyunca orada
kaldı. Euro, Sterlin faizleri Dolar’ı takip etti. Carry trade amaçlı stratejilerin 6 trilyon $’a kadar çıktığı tahminleri ortada dolaşmaya başladı. Ama içlerinde en ilginci Yen’in durumuydu. 1990’lu yılların ikinci yarısından itibaren resesyon yaşan Japon ekonomisi faizleri sıfırlamasına rağmen büyüyemiyordu. Yaşlı nüfusun tüketim gücü zayıflarken bankalar da kredi verecek bilançosu sorunsuz (ve borçsuz) şirket bulamıyorlardı. O nedenle sıfır faiz politikası çalışmıyordu. Japon Merkez Bankası daha da ileri giderek bankalara bilançolarında Yen likiditesi tutma zorunluluğu getirdi.

    Dolayısıyla carry trade stratejisinin en çok nemalandığı para birimlerinden biri Yen oldu. Hem kolay borç bulunabiliyordu hem de faizi düşüktü. Yen borçlananlar çok daha yüksek faizli ABD tahvillerinden riskli piyasalara kadar geniş yelpazede yüksek getiri peşine düştüler. Yen’in güçlenmesi bu oyunda ümit edilen getirileri yok edebilirdi. Ama Japon ekonomi yönetimi bunu pek istemiyordu. Çünkü Japon ekonomisi hala ihracattan destek alıyor ve iç tüketim istikrarlı şekilde ekonomik büyümeye destek veremiyordu. O nedenle Dolar, Euro veSterlin faizleri bir süre sonra yeniden yükselmeye başladığı halde Yen faizi o paralelde yükselemedi. Bu da carry trade pozisyonlarının iyice kemikleşmesini sağladı.

    Son bir kaç yılda enflasyon biraz yükselip ekonomi canlanır gibi olunca Japon Merkez Bankası bankaların ek Yen likiditesi tutma zorunluluğunu kaldırdı ve hatta faizi 25 baz puan arttırdı. Ama bu yıl Ocak ayında ekonomi yeniden titreyince herkes faiz % 0.5’e çıkar dediği halde hükümetten gelen baskılarla faizleri arttıramadı. Bu sefer de bağımlı hareket etmesi açısından çok eleştiri alınca faiz gecikmeli bir şekilde 10 gün önce %0.50’ye yükseltildi.
Logged

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
ADMİN
YÖNETİCİ
*****

Rep Gücü: 1
Karizma: 4


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1060



WWW
« Yanıtla #1 : 03 Mart 2007, 00:36:57 »

Oyakbank Tarafından Hazırlanan Haftalık Ekonomi Bülteni:
   
     Merkezi yönetim bütçesinde 2007’nin ilk ayında önceki yıldan kaydırılan harcamaların etkili olduğu görülüyor ... İlk ay itibarıyla, yıllık faiz dışı fazla hedefinin sadece %2.6’sı gerçekleştirildi...

    Gecikmeli yayımlanan Ocak 2007 merkezi yönetim bütçe verileri, Hazine’nin YTL 3.2 milyar nakit bazda faiz dışı fazla (FDF) kaydettiği yılın ilk ayında, bütçe açığının YTL 6.1 milyar, FDF’nin ise sadece YTL 925 milyon olduğunu göstermiştir. Söz konusu fark, merkezi yönetim bütçesinin tahakkuk bazlı izlenmesi nedeniyle oluşmuş olup, aslında bu uygulama verilerin yorumlanmasını zorlaştırmakta, dolayısıyla şeffaflığı azaltmaktadır. 2006’nın ilk ayında kaydedilen YTL 4.3 milyarlık FDF’nin yaklaşık YTL 1.5 milyarının Türk Telekom’un taksit girişinden geldiği dikkate alınsa dahi Ocak 2007’de kaydedilen FDF yıllık hedefe oranla oldukça küçük kalmıştır. Gelir ve giderlerin önceki yılın aynı dönemine
göre (yıldan yıla-YY) değişimlerine bakıldığında ise, bütçe gerçekleşmelerinin kötüleşmesinde ağırlıklı olarak hem faiz hem de faiz dışı harcamalardaki artışın etkili olduğu, buna karşın vergi gelirlerinin toplamda YY YTL 943 milyon arttığı görülmektedir. Faiz giderlerindeki artışın Hazine’nin bu yılki itfa takviminden kaynaklandığı yani itfasının önemli bir kısmını Ocak’ta gerçekleştirdiği düşünülecek olursa, bütçe dengesi açısından faiz dışı giderlerdekiartışın incelenmesi daha uygun olacaktır. Burada da hacim olarak memur maaşlarına yapılan zammın, sosyal güvenlikteki açığın ve mahalli idarelere yapılan transferlerin toplam giderlerdeki artışta etkiliolduğu görülmektedir. Daha detaylı olarak ise bu bağlamda merkezi
yönetim bütçe giderlerinde dikkat çeken noktalar şöyle özetlenebilecektir:

    - Toplam faiz dışı giderler YY %22.7 yani YTL 2.1 milyar artmıştır.

    - Oran olarak faiz dışı giderler arasında en hızlı YY artış mal ve hizmet alımlarında gerçekleşirken, YTL 2.1 milyarlık genel artışın %12.7’si personel giderlerinde, %11.6’sı cari transferlerde, %5.2’si mal ve hizmet alımlarında, %4.4’ü KÖY-DES projesine yapılan transferlerdekibüyümeden kaynaklanmıştır.

    Cari transferlerdeki artış büyük oranda sosyal güvenlik kurumlarına yapılan yardımlardan ve mahalli idarelere gelirden ayrılan paylardaki artıştan gelmiştir.

    Mal ve hizmet giderlerindeki YY YTL 359 milyonluk artışın ise %75’inin yeşil kart sağlık hizmet giderlerindeki büyüme olduğu görülmektedir.

    - Fonksiyonel sınıflandırmaya göre merkezi yönetim bütçe harcamalarına bakıldığında ise, yılın ilk ayı itibarıyla toplam
harcamalardaki YTL 6.8 milyarlık YY artışta en büyük payı faiz ödemelerinedeniyle borç yönetimi hizmet giderlerinin aldığı görülürken, onu, genel nitelikli transferlere ilişkin hizmetler, sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri, iskan ve toplum refah hizmetleri, sağlık hizmetleri izlemiştir.

    Fonksiyonel sınıflandırmaya göre toplam harcamalar içinde (borç yönetimi hariç) önemli paya sahip olan ve ödenek kullanımı YY belirgin düzeyde artan başlıca hizmetler ise yine iskan ve toplum refah hizmetleri, sağlık hizmetleri ve eğitim hizmetleri olmuştur. Söz konusuhizmetler için yılın ilk ayı itibarıyla ödenek kullanım oranları sırasıyla %11.1, %15 ve %7.6 olmuştur.

    Gelir tarafında ise bütçe sunumunda vergi dışı gelirlerde yeni bir ayrıma gidildiği, vergi gelirleri YY artarken, vergi dışında kalan gelirlerin toplam YY düştüğü görülmektedir. Vergi gelirlerindeki YYYTL 943 milyonluk artışta ise gelir ve kazanç üzerinden alınan vergilerdeki artışın, önemli kısmı ithalden alınan KDV’deki büyüme olmak üzere uluslararası ticaret ve muamelelerden alınan vergilerdeki artışın, BSMV tahsilatındaki büyümenin, tütün mamullerinden alınan ÖTV’deki artışın en büyük paya sahip olduğu görülmektedir. Tütünden alınan ÖTV hariç diğer dahilde alınan mal ve hizmet vergilerinin YY gerilemesi ise vergi gelirlerinin iç talep gelişmelerine duyarlılığını bir kez daha göstermiştir.

    Sonuç olarak, 2007’nin ilk ayında bütçe performansı oldukça ılımlı belirlenen yıllık hedeflere oranla dahi oldukça zayıf görünmektedir. Gelir tarafının ekonomik büyümeye bağımlılığı da önümüzdeki dönemde kırılganlığı artıran bir unsur olmaya devam edecektir. Bu bağlamda, harcamaların çok daha yakından izlenmesi ve olası ödenek aşımlarına karşın önceden önlem alınması önemli olabilecektir.

    Yılın ilk ayında dış ticaret açığı beklentiler dahilinde kaldı... Ama yıllık açık sınırlı bir artışla US$ 52.1 milyara yükseldi... Mineral yakıt-yağ net ithalatındaki artış dış dengedeki bozulmada etkiliolmaya devam ediyor...

    Yılın ilk ayında TÜİK, ihracatın US$ 6,492 milyon, ithalatın ise US$ 9,631 milyon olduğunu açıklamıştır. Böylelikle söz konusu ay ihracat YY %26.5, ithalat da YY %18.3 artmıştır. Dış ticaret açığı ise Ocak ayında YY %4.3 yani US$ 130 milyon artmış ve US$ 3,138 milyon olarakgerçekleşmiştir. Dış ticaret açığının bir önceki ay, kriz döneminden bu yana ilk defa gerilemesinin ardından yeniden yükselişe geçmesinde ise mineral yakıt ve yağ net ithalatındaki YY artışın etkili olduğu görülmektedir. Bir diğer deyişle, toplam dış ticaret açığının YY US$ 130 milyon arttığı Ocak ayında net mineral yakıt ve yağ ithalatı YY US$ 336 milyon artmış, yani enerji dışı dış ticaret dengesinde aslında kısmi bir iyileşme olmuştur. 12 aylık verilere göre ise Ocak 2007 sonu itibarıylaUS$ 52.2 milyara yükselen dış ticaret açığının US$ 25.3 milyarı net
mineral yakıt ve yağ ithalatıdır. 12 ay öncesine göre kümülatif açıktaki kötüleşmenin yaklaşık %77’si söz konusu enerji açığındaki artıştan gelmiştir. 12 aylık kümülatif ihracat ve ithalat rakamları ise sırasıyla US$ 86,639 milyon ve US$ 138,812 milyon olurken, 2006 yılındaki açık yaklaşık US$ 151 milyonluk artışla US$ 52 milyara revize edilmiştir.

    İthalatın alt kalemler itibarıyla değişimine bakıldığında ise, Ocak ayında yatırım malları ithalatının YY gerilemeye devam etmesi ve ithalattaki YY US$ 1.5 milyarlık artışın tamamen ara malı ithalatından gelmesi dikkat çekmektedir. Tüketim malı ithalatındaki YY artış da %6.5 ile önceki aylara göre bir hızlanma kaydetmiştir. Tüketim malları ithalatındaki artışta otomotiv sektörü ve motor benzini dışındaki ithal mal talep artışının etkili olduğu görülmektedir. Nitekim, yarı dayanıklı
tüketim malları ithalatındaki YY artış tek başına Ocak ayındaki toplam ithalat artışının %5.1’ini oluşturmuştur. Yatırım malları ithalatının geriliyor olması ise dış ticaret açığının yükselmeye devam ettiği bir ortamda risk algılamasını olumsuz etkileyebilecek bir gelişme olarak görülebilir. 12 aylık kümülatif verilere göre yatırım malları ithalatının toplam içindeki payı %15.9 ile 2003’ten bu yana en düşük seviyesine gerilerken, tüketim mallarının payı %11.6 ile yaklaşık 2006 sonundaki değerini korumuştur.

    Dış ticaret verilerinde dikkat çeken diğer detaylar ise aşağıdaki gibi özetlenebilecektir:

    - Seçilmiş fasıllar itibarıyla Ocak’taki YY US$ 1.5 milyarlık toplam ithalat artışının %29’u demir ve çelik, %16’sı mineral yakıt ve yağ, %10’u da inci, kıymetli taş ithalatındaki büyümeden gelmiştir.

    Daha dar kapsamda bakıldığında ise ham petrol ve doğalgaz ithalatındaki YY büyümenin toplam ithalattaki artışın üçte birini oluşturduğu görülmektedir.
Logged

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
ADMİN
YÖNETİCİ
*****

Rep Gücü: 1
Karizma: 4


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1060



WWW
« Yanıtla #2 : 09 Mart 2007, 19:00:05 »

Anadolu Yatırım Mart 2007

    2007 yılına yükselişle başlayan global piyasalar Mart ayında, Nisan – Mayıs 2006’da yaşananları tekrar edercesine, peş peşe gelen ABD’de resesyon ve Japonya’da faiz artırım endişeleri ile satış gördü. Piyasaların toparlanması da yine bu endişelerin azalması ile olmakta. Dolar / yen paritesinin 116,50 seviyesinin altına geri çekilmesi sonrasında yeniden dolar lehine yükselmesi, yen borçlanılarak gelişmekte olan ülkelerde alınan pozisyonların korunması olarak değerlendirilmekte. Öte yandan ABD’den son gelen istihdam raporu da eski FED Başkanı Greenspan’nin beklentisini ifade etmesi ile başlayan resesyon endişesini kırdı. Mart ayında dolar / yen paritesinin seyri ile birlikte Amerikan ve Japon Merkez Bankalarının faiz toplantıları da izlenecek. Japon Merkez Bankası’ndan faiz artırım kararı alması beklenmemekle birlikte piyasalar dolar / yen paritesinde yen lehine hareketlerden tedirgin olacaktır. İMKB’de ABD verilerinin iyimserlik yaratması ile 41,700 puan üstüne görülen yükselişin, global piyasaların seyrine bağlı olarak korunması halinde, yeniden 43,300 puan seviyesinin denenmesi bekleniyor. Nisan ortasından itibaren aday bildirimlerinin başlayacağı Cumhurbaşkanlığı seçimleri ise halen gündemde ağırlık kazanmadı.

    Bu bültenimizde 2006 - 2007 yılı makro ekonomik verileri ile piyasaları etkileyen yurtiçi ve yurtdışı gelişmelerin takip edildiği 2007’e bakış sayfaları ve aylık portföy önerilerimizle birlikte 2007 yılı nakit temettü ödemesi tahminlerine göre en yüksek temettü verimine sahip şirketleri çıkardığımız özel çalışmamız yer almaktadır.

Devamı Aşağıdaki Ektedir Ekleri Görebilmek İçin Üye Olmalısınız...
Logged

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
ADMİN
YÖNETİCİ
*****

Rep Gücü: 1
Karizma: 4


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1060



WWW
« Yanıtla #3 : 12 Mart 2007, 14:51:23 »

HAFTALIK EKONOMİ BÜLTENİ(DENİZBANK)


    Faizler Yüksek Seyretmeye Devam Edecek. Neden ?... Yurt dışındaki tedirginlik şimdilik sona erdi. Son 4 yılda çok açılan likidite musluklarının coşturduğu piyasalarda bu tür portföy hareketleri coşkunun çok arttığı dönemlerin ertesinde hep olacak. Arkasında çok inandırıcı sebepler de olacak. ABD’de riskli ipotek kredilerinin ve bunları veren kuruluşların batıyor olması, bunun ABD’de şiddetli bir resesyon yaratacağı ve Çin’den Brezilya’ya kadar gelişmekte olan ülkeleri de beraberinde sürükleyeceği gibi.

     Ama likidite musluklarına yönelik ciddi beklenti değişiklikleri olmadığı sürece bu tür dalgalanmalar uzun sürmeyecek. Pozisyonlarını riskini yönetemeyecek kadar abartmış olan spekülasyon piyasa dışına çıkacak ama diğerleri devam edecek. Bazı makro dengesizlikleri olsa da gelişmiş ülkeler özellikle para politikalarında hala itibarlarını ve güvenilirliklerini koruyorlar. Gelişmekte olan ülkelerin çoğu (bir kaç tanesi dışında) temel açıdan çok daha sağlam ve kısa vadeli spekülatif finansmana çok daha az bağımlı. Çoğu yüksek cari denge fazlası verdiği gibi döviz rezervleri de geçmişe göre çok daha yüksek. Örneğin, Çin çok büyük ekonomik sorun yaşayıp da kredilerinin % 25’ini batırsa (? 625 milyar $) bile bunun iki katı kadar döviz rezervi biriktirdiği için rahatlıkla bankalarının bilançolarına destek verebilecek durumda.

     Global piyasalarda asıl sorun yaratacak olan likidite musluklarının ciddi şekilde kapanacağına yönelik bir beklenti oluşacak olması. O da şimdilik gündemde yok.

    Öte yandan global piyasalardaki durulmaya paralel olarak Türkiye’de risk priminin azalacağını iddia etmek için henüz erken. Yatırımlarda ihtiyatı elden bırakmamak ve kesinlikle geceleri rahat uyuyabilecek miktarda risk almak gerekiyor. Türkiye’de faizler çok cazip. Kısa vadeli faiz zaten döviz bazında yeteri kadar kazandırıyor. Büyük lasılıkla orta ve uzun vadeli faizler de vade sonunda iyi getiriler bırakacaklar. Yeter ki, yatırımcılar vade sonuna kadar dayanabilecek şekilde yatırım yapsınlar (geceleri rahat uyumaktan kastettiğimiz de bu).

    Son 5 yılda Türkiye ekonomisi atılan olumlu bir çok adımın yanında global piyasalardaki spekülatif tepişmelerden çok etkilenen ve hedefleriyle pek uyuşmayan bir makro ekonomik yapı oluşturmuş durumda. Risk primi düşemiyor. Risk priminin bir süre daha yüksek seyretmesi faizlerin de yüksek seyretmesini gerektirecek. Böylece kısa vadenin cazibesi artarken orta ve uzun vadeninki azalıyor. 2007 yılındaki makro gelişmeler faizlerin uzunca bir süre daha yüksek risk primlerini telafi etmek zorunda kalacağını gösteriyor.    Bütçe Politikası Yıla İyi Başlamadı...

    2003-2006 dönemi Türkiye’nin bütçe politikası açısından çok başarılı bir yıldı. Bu 4 yıllık dönemde 150 milyar YTL (? 100 milyar $) büyüklüğünde faiz dışı bütçe fazlası verildi. Ekonomideki tüm olumlu adımların arkasında bu vardı. Bu yüklü tasarruf sayesinde yabancı yatırımcılar sadece yurt içinde 2 yılda 4 kattan fazla artarak 2002 sonunda 150 milyar YTL’ye çıkmış olan kamu borcunun ödenebilir olduğu konusunda ikna edilebildi.

     Bu borcun bir kaç yılda sorun olmaktan çıkması mümkün değildi. Çünkü çok sıkı götürülen para politikası ve risk primi nedeniyle YTL faizi çok yüksekti ve kamu borcu hala kısa vadeli olduğu için sürekli bu yüksek faizlerden yeniden döndürülüyor ve büyüyordu. Gerçekten de bütçeden bu kadar büyük bir tasarruf yapılmasına rağmen kamu borcu 4 yılda üçte iki daha artarak 250 milyar YTL’yi geçti (faiz yükü hariç).

    Bunun anlamı şu: Türkiye kamu borcu sorununu çözmek için daha uzun yıllar bütçeden çok ciddi tasarruflar yapmak zorunda. Üstelik 2006 yılındaki döviz krizi sonrasında faizlerin yeniden yükselmesi bu açıdan mevcut (ve seçimden sonra başa gelecek yeni) hükümet için güzel şeyler söylemiyor.

    Ama 2007 yılına bütçe hiç de iyi başlamadı. Geçen yılın Ocak ayında 4.3 milyar YTL olan faiz dışı fazla 900 milyon YTL’ye geriledi (yandaki tablo). Bu son 5 yılın en kötü ikinci Ocak rakamı. Ardında hem gelirlerin düşmesi hem de harcamaların yükselmesi var.

     Ekonomistler normalde gelirlere değil harcamalara bakarlar. Çünkü harcamalar kalıcı biçimde disipline edilmemişse gelirlerde dalgalanma olduğunda (örneğin, ekonomi yavaşlayıp vergi gelirleri azalınca) bütçe dengesi yeniden bozulur.

    O nedenle Ocak ayında harcamaların % 23 gibi yüksek bir oranda artmış olması kötü bir izlenim yaratıyor. Ama bize göre bu yıl için Türkiye’deki duruma farklı yaklaşmak gerekiyor. Kabul edelim ki, bu yıl seçimler var ve harcamalarda artış olacak. Ayrıca yıl sonlarında makyaj yapılmış olması da (bize göre) çok önemli değil.

    İstatistiklere yıl sonu giriyor diye bankalar da şirketler de hep bilançolarıyla oynuyorlar. Gerçekten de artışta geçen yılın makyajı kadar belediyelere yapılan transferler göze çarpıyor. Ama bir kez daha vurgulayalım, asıl önem verdiğimiz harcamalardan ziyade gelir tarafı.

    Çünkü gelirler iyi olduğu sürece harcamalar yüksek olsa bile bütçe dengelerini tutturmak mümkün. Aslında son 5 yılda harcamaların bir kısmı disipline edilmişti ama sosyal güvenlik, personel gibi büyük kalemlerde artış hızla devam ediyordu. Bütçe açığının GSMH’nın % 1’inin altına indiği 2006 yılında faiz dışı harcamalardaki artış % 16 oldu (nominal ekonomik büyüme kadar). 2005’de nominal ekonomik büyümenin de üzerinde % 18 gibi yüksek bir artış vardı. Ama bu yıllarda hızla büyüyen ekonomi ile coşan vergi gelirleri ile özelleştirme ve TMSF tahsilatları sayesinde gelirler tarafı da hızla artarak harcamalardaki artışı telafi edebilmişti.

    Ocak ayı rakamları bu yıl gelirlerde sorun yaşanabileceği olasılığını arttırdı. Sıkı para politikası ve politik belirsizlikler iç piyasada ciddi bir durgunluk başlattı. Yıl başından beri içerde ekonomik aktivitede ciddi bir yavaşlama var  ekonomi daha çok ihracattan güç alan bir durumda. Bunun da etkisiyle vergi gelirlerindeki artış çok düşük oldu. Vergi gelirleri 2005 Ocak ayında % 47, 2006 yılı Ocak ayında ise % 22 artmıştı. Bu yıl artış % 9 oldu (bu dönemdeki nominal büyümenin çok altında). İç piyasanın nabzını tutan bir gösterge olan KDV gelirleri Ocak ayında % 7 düşerken ÖTV sadece % 5 artabildi. 2005 ve 2006 Ocak aylarında KDV % 40 ve % 34 artarken ÖTV % 38 ve % 21 artmıştı.

    Sadece vergi gelirlerinde değil, vergi dışı gelirlerde de sorun var. Ocak ayında vergi dışı gelirler geçen yılın yarısından az geldi. Bu çok önemli çünkü son 5 yılda bütçe vergi dışı gelirlerden çok destek aldı. 2003-2006 döneminde vergi dışında yaratılan gelir yaklaşık 100 milyar YTL oldu (toplam gelirlerin yaklaşık % 20’si). Bu tür gelirler de daha çok kamu bankalarının faizler hızla düştüğünde büyük tahvil portföylerinden yaptıkları karlar, TMSF tahsilatları gibi bir kerelik gelirlerdi. Bu yıl ve gelecek yıllarda bunlar azalacak (Ocak ayında görüldüğü gibi).

    Ve vergi gelirlerine ihtiyaç daha da artacak. Bunun için de ekonominin hızla büyümeye (ve tüketmeye) devam etmesi gerekli (çünkü Türkiye’de tüketim vergileri toplanabiliyor, gelir vergileri değil).

     Özetle, son 5 yıldaki kazanımların en önemli sebebi olan sıkı bütçe politikası bu yıla iyi başlamadı. Risk primini arttıran önemli bir etken. Bir kaç ay daha böyle giderse hiç hoş olmayacak. Merkez Bankası da herhalde bunun farkında ve faizlerin seyrini düşünürken bunu da hesaba katıyor olmalı.

    Enflasyondaki Gelişmeler de Sevimsiz...
Logged

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
ADMİN
YÖNETİCİ
*****

Rep Gücü: 1
Karizma: 4


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1060



WWW
« Yanıtla #4 : 12 Mart 2007, 14:54:40 »

RAPOR-HAFTALIK STRATEJİ(MEKSA YATIRIM)
                  
    Global Büyümeye Yönelik Olumlu Algılamalar piyasalarda toparlanma sağlıyor...

    Geçen hafta global piyasalarda başlayan toparlanma IMKB endeksininde 42000 sınırına yükselmesine neden oldu. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet’in Avrupa Ekonomisindeki büyümenin sürdüğünü açıklaması ve bümüye beklentilerini %2.5’e revize etmesi piyasaların canlanmasını sağladı. Diğer yandan ABD tarım dışı istihdam rakamlarının olumlu algılanması ve dalgalanmanın sona ermiş olabileceği yönünde yapılan yorumların etkisiyle piyasalarda toparlanmalar başladı. Yurtiçi piyasalar global piyasalardaki toparlanmadan olumlu etkilendi.

    Piyasaların Asya borsalarındaki gelişmelere daha duyarlı olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle önümüzdeki hafta Asya piyasalarındaki takibin devam edeceğini bekliyoruz. Diğer yandan Perşembe günü açıklanacak ABD ÜFE ve Cuma günü açıklanacak ABD TÜFE dataları piyasalar üzerinde etkili olacaktır. Ayrıca ABD’de saatlerin bir saat geri alınması
sonucunda ABD dataları piyasalara her zamanki saati olan 15:30’da değil 14:30’da gelecek. Bu durum gelen datalara olan hassasiyeti etkileyebilir. Dalgalanmaya yönelik olumsuz düşüncelerin biraz daha yumuşadığını ve sona erdiği yönündeki eğilimlerin daha arttığını görmekteyiz. Piyasalarda oluşan iyimser hava önümüzdeki hafta da devam
edebilir. 42500 direncinin test edilmesi beklenirken, bu seviyenin kırılması durumunda 43100 seviyesi yeni hedef olacaktır. 41500 seviyesi ise güçlü destek görevini sürdürebilir.

    Merkez Bankası’nın Perşembe günü yapacağı PPK toplantısından faiz değişikliği beklemiyoruz. Ancak toplantı sonrasında yapılacak açıklamaların önemli olmasını bekliyoruz. Bono piyasasında Salı günü yapılacak Hazine ihalelerinin izleneceğini ve ihale sonrasında genel havanın durumuna gore gevşeme oluşabileceğini söylemek mümkün. Bileşiklerin %19.70 %20.15 aralığında dalgalanması beklenebilir.

    Döviz piyasasında ise geçen hafta TL’de görülen değerlenme devam edebilir. Dolar kuru’nun 1.41-1.43YTL arasında dalgalanması beklenebilir.

    Haftalık Hisse Önerileri

    TRAKYA CAM

    • 8.69x f/k çarpanı ile sektörde en düşük çarpandan işlem görüyor. Sektör ortalaması 13.7x seviyesinde.
    • Yatırım döneminden yeni çıkan şirket Düz Cam kapasitesini %22, Oto Cam kapasitesini ise %9 yükseltti.
    • Yatırımların sonucunda Trakya Cam’ın satışlarının 2007 yılında %20 seviyesinde artmasını bekliyoruz.
    • İnşaat sektöründeki büyümenin sürmesi şirketin faaliyetleri üzerinde etkili olmaya devam edecek.
    • 2006 yılı 9 aylık dönemde 115.7 milyon YTL kar açıklayan şirket için 2006 yılında 155 milyon YTL kar bekliyoruz.
    • 842 milyon USD piyasa değerinden işlem gören firma için 1.091 milyon USD (5.28YTL) hedef piyasa değeri belirliyoruz. Buna gore %30 kazandırma potansiyeli bulunuyor.

    ÇELEBİ HAVA SERVİSİ

    • Çelebi Hava Servisini yurtiçinde ve yurtdışında genişleyen faaliyet alanları nedeniyle öneriyoruz.
    • Macaristan Pazarı ve Antalya Liman işletmeciliği gibi yeni faaliyetler 2007 yılı için gelir beklentimizi yükseltiyor. Çelebi için 2006 yılında satışların 160 milyon USD, 2007 yılı için ise %15 artışla 190 milyon USD satış geliri bekliyoruz.
    • Şirket 2007 yılında yurtdışı faaliyetlere ağırlık vermeyi planlıyor. Cezayir Havalimanı ihalesinin sonucu bekleniyor.
    • Çelebi’nin 9 aylık dönemde net karı 21.9 milyon USD seviyesinde gerçekleşti. 2006 yılı karının yaklaşık 23 milyon USD seviyesinde olmasını bekliyoruz.
    • Devlet Hava Meydanları İşletmeleri Antalya Havalimanın 3 terminalinin işletmesi için 12 Nisan 2007 tarihinde ihaleye çıkacağını açıkladı. Sözkonusu beklenti’nin Çelebi hisseleri üzerinde ciddi beklenti yaratması bekleniyor.
    • 314 milyon USD piyasa değerinden işlem gören Çelebi için 422 milyon USD (44YTL) piyasa değeri öngörmekteyiz. Buna göre şirketin %34 kazandırma potansiyeli bulunuyor.

    ÜNYE ÇİMENTO

    • Ünye Çimento'nun satış gelirleri 2006 yılında, 2005 yılına kıyasla %33 artışla 185 milyon YTL (129 milyon USD) seviyesinde oluştu.
    • Şirket 2006 yılında net karını %19 artırarak 80.2 milyon YTL (56 milyon USD) düzeyine taşıdı.
    • FAVÖK rakamı %61 büyümeyle 111 milyon YTL (78.9 milyon USD) seviyesine ulaştı.
    • Brüt Kar Marjı %47'den %59'a yükselirken, FAVÖK Marjı ise %50'den %60 düzeyine ulaştı.
    • %60'lara ulaşan FAVÖK Marjı oldukça yüksek ve cazip bir rakam.
    • Şirket 6.8x f/k çarpanından işlem görüyor. Sektör ortalamasının altında.
    • Şirket hisse başı 0.8142YTL nakit temettü ödeyeceğini açıkladı. Bununla şirketin temettü verimi %14 düzeyinde bulunuyor.
    • 390 milyon USD piyasa değerinden işlem gören şirket için 457 milyon USD (6.80YTL) hedef belirliyoruz. Bu %17 kazandırma potansiyeline karşılık geliyor.

    GARANTİ BANKASI

    Garanti Bankası geçen hafta 5.45 seviyesindeki 50 günlük ortalamasını kırarak 5.60 seviyesinden kapanış gerçekleştirdi. Göstergelerdeki toparlanma hissenin önümüzdeki haftada çıkışını sürdürebileceğini gösteriyor. Endeks'teki toparlanmadanda olumlu etkilenmesini beklediğimiz hisseyi öneri listemize dahil ediyoruz.

    OTOKAR

    Zırhlı araç satışlarındaki artış performansı olumlu etkiliyor...

    Otokar konsolide olmayan 2006/12 UFRS bilançosuna göre, satışları yıllık bazda %19 düzeyinde artarak bizim tahminimiz olan 220 milyon USD'yi aştı ve 337,6 milyon YTL'ye (240 milyon USD) düzeyinde gerçekleşti. Satışların %23'ü son çeyrekte gerçekleşti. Zırhlı araç satışlarındaki artışın 3Ç'te 142 den 4Ç'te 87 ye düşerek yavaşlamasına rağmen genel anlamda 2006 finansal tablolarına damgasını vurduğunu söyleyebiliriz. Özellikle bu segmetteki kar marjlarının yüksek olmasından dolayı Otkar'ın karlılık oranları da olumlu etkilenmeye devam etti. 2005 yılında 178 adet zırhlı araç satan Otokar, 2006 yılında bu sayıyı %197 oranında arttırarak 529 adete çıkartmıştır. Zırhlı araçların toplam satışlar içindeki payı ise 2005 yılında %5'lerde iken 2006 yılının sonuna geldiğimizde %14 düzeyine ulaşmıştır. 2005 yılına kıyasla kar marjlarında görülen artış zırhlı araç satışları ile oluşmuştur.

    Son çeyrekde karlılık düştü

    Son çeyrekde satış artışının devam etmesine rağmen zırhlı araçların payının düşmüş olması, karlılığı bir miktar aşağı çekmiştir. 9 aylık'dan 12 aylığa net kar rakamının düşük oranda ilerlemesi buradan kaynaklanmış olabilir. Diğer yandan Faaliyet giderlerinde son çeyrekde görülen yükselişte bunda etkili olmuştur. Ancak 2006 yılı geneli için olumlu bir bilanço gördüğümüzü söyleyebiliriz.

    Karlılık 2006'da zirveye çıktı...

    Şirketin toplam satışları adet bazında neredeyse sabit kalırken, zırhlı araç kategorisindeki ihracata dayalı agresif yükseliş, 2006 yılında karlılıkta olumlu bir trend yakalamasını sağladı. Otokar 2006 yılında net karını 2005 yılına göre %343 arttırarak 41 milyon YTL (29,5 milyon YTL) olarak açıkladı.(Bizim net kar tahminimiz: 26,5milyon USD). Otokar'ın brüt kar marjı 2006 yılında 31%'e yükselirken esas sıçrama %6'dan %12'ye yükselen EFK marjı ve %8'den %14'e yükselen FAVÖK marjında gerçekleşmiştir. Faaliyet giderlerindeki artış hızının brüt kar rakamındaki artıştan daha az yükselmesi de karlılık performansını 2006'da önemli ölçüde etkileyen diğer bir faktör oldu.
Logged

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
ADMİN
YÖNETİCİ
*****

Rep Gücü: 1
Karizma: 4


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1060



WWW
« Yanıtla #5 : 12 Mart 2007, 14:56:18 »

RAPOR-ULUSLARARASI PİYASALARA HAFTALIK BAKIŞ(ANATOLIA CAPİTAL CTA)
                     
    Dolar: ABD’de bütün bir hafta geçtiğimiz Cuma günü açıklanan dış ticaret açığı ve istihdam verileri merakla bekleniyordu. Veriler açıklandığında Dolar olumlu bir hava oluştuysa da daha sonra FED yetkililerinden Bies’,n yaptığı açıklamalar Dolar olumlu havayı oldukça bozdu ve parite aşağı gitmek yerine bir olumlu bir olumsuz gelişme karşısında bir yere kımıldamadı. Hafta genel itibarıyla aşağı olsa da sıkışma devam etti. ABD’de faizler yükseldiği seviyelerde
tutunmaya devam ettiğinden piyasada Dolar satışı pek öyle kolay oluşmayınca beklentiler yukarı yönlü oluşmaya devam etti.

    Euro: Avrupa Merkez Bankası geçen hafta faizleri yükselterek 3.75’e yükseltti. Bununla birlikte Dolar ve Euro faizlerindeki azalma devam ederken AMB yetkililerinden gelen açıklamalar faizlerin hala düşük olduğu kanısının AMB bünyesinde yaygın olarak kabul edildiğini gösterdi.
    Hafta içinde açıklanan ekonomik verilere bakıldığındaysa veriler tam olarak Euro olumlu geldiği söylenemezdi. Almanya’daki KDV artışının olumsuz etkilerinin sanayi faaliyetlerinde görülmesi Euro’ya talep getirmedi.

    Sterlin: İngiltere’den gelen açıklamalar her zamanki gibi Sterlin olumlu kalmaya devam etti. Özellikle ev fiyatlarındaki yükselişin devam ediyor olması Sterlin olumlu olsa da aylardır durmaksızın oluşan yükselişin artık bir noktada balon olmaya başladığı konusunda beyanatlar arttı. Bu da Sterlin’in Dolar karşısındaki yükselişlerini imkansız kışlınca Sterlin genel itibarıyla yatay bir seyirle haftayı kapattı.
 
    Yen: Yen geçen hafta oldukça borsalara endeksli hareketlenmeye devam etti. Nikkei endeksinin toparlanmasıyla önceki hafta olan düşüşün kısa vadeli olduğu konusunda fikirler artınca bu sefer Japonya Merkez Bankası’nın faiz artırımları konusunda olumlu söylemlerinin devam edecek olması Yen Olumlu olsa da ABD’den gelen verilerin Dolar ve Yen faiz oranlarının açık kalmaya devam edeceği yönündeki beklentiler Dolar’a güç verince Yen geriledi. Bu nedene çok bağlı olarak Yeni Zelanda’dan gelen faiz artırımıyla beraber Yen ‘’Carry Trade’’ odaklı işlemler üzerine düşmeye devam etti.
    Altın: Ekonomilerin yavaşlayacağı beklentisiyle oluşan borsa düşüşlerine paralel olarak enflasyonun azalacağı beklentisiyle düşmüş bir şekilde haftaya başlamış altın fiyatları petrol fiyatlarının yükselmesi, borsa endekslerinin yükselmeye devam etmesi ve son olarak enflasyon beklentilerinin yeniden belirgin olması altın fiyatlarının
yükselmesine neden oldu.

    Petrol: BM ve İran arasında süregelen politik anlaşmazlıkların gölgesinde kalan petrol, ABD’de petrol stoklarının az açıklanmasıyla birlikte yükselmeye devam etti. Hafta sonuna girerken petrol stoklarının mevsimsel faktörlerin de etkisiyle yeterli olacağı beklentisinin ağır basması petrol fiyatalrının hafta sonuna girerken düşmesine neden oldu."
Logged

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
ADMİN
YÖNETİCİ
*****

Rep Gücü: 1
Karizma: 4


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1060



WWW
« Yanıtla #6 : 19 Mart 2007, 12:15:15 »

ULUSLARARASI PİYASALARA HAFTALIK BAKIŞ(ANATOLIA CAPİTAL CTA)

        Dolar: ABD’de ekonomik durumun geneline bakıldığında durum hiç de iç açıcı değildi. Emlak kredilerinin geri ödenmesiyle ilgili oluşabilecek risklerin piyasada yarattığı tedirginlikler Dolar üzerinde baskı oluşturmaya devam ederken diğer yandan açıklanan bütçe açığının son beş yılın üzerine yükselmesi Dolar olumsuz bir gelişmeydi. Daha sonra hafta sonuna doğru açıklanan veriler de ABD’de durumun iyi olmadığını teyit etti. Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksinin beklentilerin altında açıklanması ve sanayi üretimindeki belirgin yavaşlamaya karşın enflasyondaki gerilemenin devam ediyor olması stagnasyon beklentilerini ortaya çıkartınca Dolar’ın düşüşü iyice hızlandı. Bu arada ABD’de tüm getiri eğrisi aşağı yönlü hareketlenirken, faizlerin vade yapısına bakıldığında Ağustos ayında sonra faiz indiriminin gelme ihtimalinin hala güçlü olduğu gözleniyor.

    Euro: Avrupa’dan açıklanan verilerin geneline bakıldığında karmaşık bir resmin çizildiğini ve belirsizliğin devam ettiği gözlendi. Tek belirgin ve yön belirleyici hareketse OECD öncü göstergeler endeksinde yaşandı. Dolar’daki düşüklüğe bağlı olarak Euro yükselişine devam etti. Yükseliş belirgin bir şekilde hem Dolar’a hem de Yen’e karşı gerçekleşti.

    Sterlin: Geçen hafta İngiltere’den açıklanan veriler önem ve miktar açısından az olunca Sterlin / Dolar paritesindeki dalgalanmalar son derece yatay kalarak Sterlin’in yatay hareketlenmesine neden oldu.

    Yen: Çin ekonomisinin yavaşlayacak olmasına bağlı olarak Yuan’ın değerlendirilebileceği beklentisiyle yükselen Yen, geçen hafta borsa endekslerinin yukarı yönlü hareketlenmesiyle birlikte Yen yeniden düştü. Diğer yandan Japonya’dan açıklanan veriler bakıldığında ekonomik büyümenin durduğunu ve hatta bir miktar gerilediğini gördük. Ancak gayri safi milli hasıladaki yükselişin Yen olumlu etkisiyle birlikte Dolar / Yen paritesindeki yükseliş sert olduysa da yukarı yönlü momentumu bir miktar kesildi.

    Altın: Ekonomik yavaşlamalar kendini daha iyi hissettirmesine rağmen borsa endekslerindeki yükselişlerle birlikte altın fiyatlarının geçen haftaki düşüşü son bulurken yükseliş hareketi de sınırlı kaldı.Endekslerdeki toparlanma ve sonrasındaki konsolidasyonla birlikte altında da aynı hareketler dikkati çekti. Bundan sonraki hareketler yine endekslere ve petrol fiyatlarına bağlı olarak gerçekleşecektir.

    Petrol: Hafta başında borsa endekslerindeki toparlanmayla birlikte aynı şekilde petrol fiyatları da yükseldi ancak hafta orasında petrol stoklarındaki yükselişin beklentilerden az olmasına rağmen OPEC’in petrol üretimini sabit tutmasıyla birlikte petrol fiyatları endekslerin de düşmesinden güç alarak haftayı gerileyerek tamamladı.
Logged

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
ADMİN
YÖNETİCİ
*****

Rep Gücü: 1
Karizma: 4


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1060



WWW
« Yanıtla #7 : 19 Mart 2007, 12:20:28 »

RAPOR-VADELİ İŞLEMLER PİYASASINA HAFTALIK BAKIŞ(MEKSA YATIRIM)

    Cuma günü yeniden satışlarla karşılaşan ABD endekslerine rağmen Asya borsalarının haftaya olumlu bir başlangıç yaptığı görülüyor. ABD endekslerinin kritik desteklerin üzerinde tutunması ve bu destek seviyelerinin üzerinde dalgalanması tedirginliğin bir miktara azalmasında etkili oluyor. Bu hafta ABD’de yapılacak Fed toplantısı sonrasında dünya borsalarının yönü daha da netleşecektir.

    İMKB 100 endeksi bu hafta 40.750-42.500 bandı içinde dalgalanarak haftaya başlayabilir. Bu hafta 40.100 seviyesi önemli destek, 42.500 ise önemli direnç konumunda. Spot piyasadaki yatay hareket nedeniyle işlem hacminde gerilemenin görüldüğü Nisan vadeli İMKB 30 kontartında Cuma günü az miktarda pozisyonun kapatıldığı görüldü. Bu hafta Haziran ve Ağustos vadeli kontratlarda hareketlilik artabilir. Nisan vadeli İMKB 30 kontratında 50.750 ve 50.300 seviyeleri destek, 52.100 ve 53.350 seviyeleri direnç olarak izlenebilir.

     Dolar/YTL kuru 1.4000 üzerindeki yatay hareketini devam ettiriyor. Dolar/YTL’nin bu haftaki seyri global piyasalardaki trende bağlı olacak. Eğer piyasalardaki tedirginlik yerini olumlu havaya bırakırsa dolar/YTL güçlü 1.4000 desteğinin altına gerileyebilir. 1.4000’dan gelebilecek tepki yükselişilerinde ise ilk direnç 1.4150 seviyesinde bulunuyor. VOB’da işlem gören Nisan ve Haziran vadeli dolar kontratlarında yeni pozisyon açma eğilimi artarak devam ediyor. Nisan vadeli dolar kontratı için 1.4250 ve 1.4200 seviyeleri destek, 1.4400 ve 1.4450 seviyeleri direnç.
Logged

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
ADMİN
YÖNETİCİ
*****

Rep Gücü: 1
Karizma: 4


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1060



WWW
« Yanıtla #8 : 19 Mart 2007, 12:21:45 »

PİYASALARDA HAFTALIK GELİŞMELER/BEKLENTİLER(HEDEF MENKUL DEĞERLER)

    Cuma gününün büyük bir bölümünü tedirgin bir şekilde yatay ağırlıklı olarak geçiren Ulusal-100 Endeksi, öğleden sonra açıklanan ABD datalarının pozitif bir momentum yaratmasıyla beraber yurtdışı piyasalara eşlik ederek kapanışını alımlarla yapmıştır. Günlük değişim %1.52 olurken, kapanış 41,82 puandan olmuştur. Çin Merkez Bankası’nın faiz artırımını Asya Piyasaları’nda traderlar işlerin hala otoritelerin kontrolü altında olduğu şeklinde değerlendirirken, bunun piyasalara olumlu yansımasının hafta başlangıcı itibariyle endeksin açılışında da hissedileceğini düşünüyoruz. Bunun dışında ise kısa vadedeki sert düşüşün ardından toplarlanma arayan global piyasalar, yönlerini netleştirme açısından ABD konut verileri ile FED’in açıklamalarına odaklanacaklardır.

    Cuma günü kapanışının 41,500-41,250 bandı üzerinde gerçekleşmesiyle alım pozisyonlarının haftanın özellikle ilk yarısında daha istekli olması beklenebilecekken, ilk hedefler olarak ise sırasıyla 42,250 ve 42,650 dirençle değerlendirilebilecektir. Haftalık bazdaki stop-loss yine geçen haftaki 40,600’de yer alırken, tepe bölgeyi ise 43,800-44.000 olarak belirliyoruz.
Logged

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Sayfa: [1] 2 3 4 ... 23 +   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.2 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


© 2006 BorsaMania Tüm Hakları Saklıdır- Gizlilik - Kartvizit - Altın

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.
Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile
müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum
ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile
risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım
kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.