İşsizlik büyük bir sorun olarak karşımıza çıkabilir.
Büyüme stop edip, işsizlik hortlayınca siz krizi görün
İş dünyası “Bize birşey olmaz” anlayışından son derece rahatsız. Dünyayı ablukaya alan krizin Ankara tarafından tam kavranamadığına dair şüpheler her geçen gün artıyor. Sözkonusu krizin sadece bir finansal kriz, Borsa krizi olarak algılanması ve “Bizim bankalarımız sağlam” açıklaması ile Ankara’nın durumu idare etmeye çalışması “öngörüsüzlük” olarak kabul ediliyor
İş dünyası acil önlemler alınmasını istiyor. Hem iç hem de dış piyasaların hızla daraldığına dikkat çekilerek, “Bunun devamında bizi bekleyen asıl büyük tehlike işsizlik. Nüfusu hızlı artan Türkiye’nin işsizler ordusu önümüzdeki aylarda çoğalabilir. İşsizlik, ödeme zorluğunu beraberinde getirir, sokakta, KOBİ’lerde, büyük işletmelerde bankalara kadar uzanan tıkanma olur” diyor
Önümüzdeki 3 ay içinde işsizlik çok daha büyük bir sorun olabilir
İç ve dış piyasaların daraldığına dikkat çeken Mustafa Koç, “İşsizlik büyük bir sorundu, daha da büyük bir sorun olarak önümüze çıkabilir. Bundan sonraki üç ay ya da önümüzdeki sene içerisinde…” dedi
KOÇ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, iç ve dış piyasanın daraldığına dikkat çekerek, “İşsizlik büyük bir sorundu, daha büyük bir sorun olarak önümüze çıkabilir. Bundan sonraki üç ay içerisinde ya da önümüzdeki sene içerisinde…” dedi.
Küresel krizin en önemli özelliğinin her an herşeyin değişmesi olduğuna dikkat çeken Koç, krizin nerede biteceğinin veya piyasaların nasıl toparlanmaya başlayacağının bilinmediğini vurguladı. Koç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye her ne kadar izafi olarak etkilenmemiş gibi gözükse de, dünyanın 17’nci en büyük ekonomisi olarak böyle bir krizden etkilenmememiz söz konusu değildir. Bunu borsa düşüşü olarak almamak lazım. Bu kriz 2001’den çok daha farklı. 2001’de bankalar çok ciddi yara almıştı. Şimdi çok şükür bankalarımız çok daha kuvvetli bir finansal yapıya sahip. Benim korkum reel sektörün etkilenmesi. Reel sektörde ödeme zorluğu yaşanırsa bu sistemde ciddi sorunlar yaratabilir. Hem iç piyasa, hem dış piyasa daralıyor. İşsizlik büyük bir sorundu, daha büyük bir sorun olarak önümüze çıkabilir. Daha önce de söylediğim gibi bence bir IMF stand-by anlaşmasının şu anda yapılması piyasaları psikolojik olarak fevkalade rahatlatır diye düşünüyorum. Paranın maliyeti çok artmaya başladı. Likidite azaldıkça ülkeden para çıkışı hızlanabilir. Bu da bizim işimize gelmez. O bakımdan dikkatli olmamız lazım.”
Yalçındağ: Bu yüzyılın krizi, hazırlık yapmalıyız
TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, Türkiye’nin yüzyılın en ciddi krizine 45 milyar dolarlık cari açıkla girdiğini belirterek, “Krizden zarar göreceğiz ve büyüme yavaşlayacak. Temkinli olmak zorundayız. Olumsuz gelişmelere karşı gerektiğinde çok hızla müdahale edebilecek biçimde her hazırlığı yapmalı, daha da önemlisi piyasaları hazırlıklı olduğumuza ikna etmeliyiz” dedi
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, dünyada yaşanan krizin, kapitalizmin sonu olmasa da son yüzyılın en ciddi küresel krizi olduğunu belirterek, “Olumsuz konjonktürel gelişmelere karşı gerektiğinde çok hızla müdahale edebilecek biçimde her türlü hazırlığı yapmalı, daha da önemlisi piyasaları hazırlıklı olduğumuza ikna etmeliyiz” dedi.
Krizin Türkiye üzerindeki etkilerine değinen Yalçındağ, ülkenin krize finanse edilmesi gereken 45 milyar dolarlık bir cari açık ile yakalandığının unutulmaması gerektiğini, reel sektör açısından en büyük ihraç pazarlar olan AB’de ve Rusya’da büyümenin yavaşlamasının ihracatı olumsuz etkileyeceğini söyledi.
Rakamlar tehlikeyi gösteriyor
Bu iki coğrafyada yaşanacak daralmanın bireysel gelirler üzerindeki olumsuz etkisi sonucu turizm gelirlerinin de etkileneceğini, azalan dış talebin 2007’de yavaşlamaya başlayan iç taleple birleştiğinde ekonomideki yavaşlamanın daha belirgin hale geleceğini kaydeden Yalçındağ, şöyle konuştu: “Gelişmelerin mali piyasalara yansımasını düşündüğümüzde özel sektörün 140 milyar doları bulan dış borcunu da önemli bir risk faktörü olarak dikkate almamız gerekiyor. Yurtdışı finansman imkanının bozulması, sadece finansal bir risk unsuru olmayacak, büyüme sürecini de sekteye uğratacak. Tüketim, kredi, ithalat rakamları ve benzeri büyüme hızının öncü göstergelerinin tamamı bir yavaşlamaya işaret ediyor. Sanayi üretim rakamları, ekonominin karşı karşıya olduğu tehlikeyi bütün çıplaklığıyla ortaya koydu. Yapısal reformlar tamamlanmış, mikro reformlar uygulamaya konmuş, IMF ile ilişkiler yeni anlaşmayla formüle edilmiş ve AB uyum sürecine hız kazandırılmış olsaydı, küresel dalganın sınırlarımıza ulaştığı bu günlerde biz de sınırlarımızı sağlamlaştırmış olurduk.”
Yatırım planlarımızı mecburen askıya aldık
Kemer sıkma döneminin başladığını söyleyen Tuncay Özilhan, önümüzdeki dönemde işsizliğin artacağına dikkat çekti. Özilhan, yatırımlarını mecburen beklemeye aldıklarını ve likitte kaldıklarını kaydetti
ANADOLU Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, dünya düzeninin değiştiğini, önümüzdeki 2-3 yılın zorlu geçeceğini söyledi. Kemer sıkma döneminin başladığına dikkat çeken Özilhan, “Şu aşamada yangın yerindeyken kimse yatırım düşünmez. Ya hiç kredi alınmaz ya da kredi talebi minimuma düşer. Türkiye küçülecek” dedi. “İhracat yavaşlayacak, turizm geliri düşecek ve yabancı sermaye ilgisi azalacak” diyen Tuncay Özilhan, bu yıl yüzde 5.5 büyüme hedefleyen Türkiye’nin yılı yüzde 3-3.5 ile kapatacağını öngördü. Özilhan, hükümetin zamanında harekete geçemediğini, uzun bir dönemi ekonomi dışındaki konulara odaklanarak geçirdiğini de ifade etti.
Reel sektörün dış borcunun da tehlikeli olduğunu belirten Özilhan, önümüzdeki dönemde işsizliğin artacağını ifade etti. Tuncay Özilhan, grubun yatırımlarını mecburen beklemeye aldıklarını, stokları minimize ettiklerini ve likitte kaldıklarını anlattı.
Bankalar vadesi gelmeyen kredileri istemeye başladı
ABD’de başlayan krizin tetikleyicisi olan güven duygusunun Türkiye’de yaşanmaması gerektiğine dikkat çeken İSO Başkanı , “Finans sektörüne büyük görev düşüyor. Kredi konusunda sıkıntı yaşayan üyelerimiz var. Hatta bankalar vadesi gelmeyen kredileri istiyor” dedi
İSTANBUL Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük, krizin büyümeyi ve ihracatı göğüsleyen reel sektörün desteklenmesi gerektiğini söyledi. ABD’de başlayan krizin tetikleyicisi olan güven duygusunun Türkiye’de yaşanmaması gerektiğine dikkat çeken Küçük, “Şu anda devam eden bir mali kriz var. bunun ekonomik krize dönüşmemesi için özellikle reel sektörün desteklenmesi şart. Özellikle finans sektörüne burada büyük görev düşüyor. Şu anda kredi konusunda sıkıntı yaşayan üyelerimiz var. Hatta bankalar vadesi gelmeyen kredilerin ödenmesini talep ediyor” dedi.
Tanıl Küçük, Türkiye’nin proaktif davranması gerektiğini ve radikal kararlarla krizden en az zararla çıkacağını da vurguladı.
kaynak
http://www.megahaber.net/is-dunyasindan-hukumete-cagri.html