|
tsubasaa
|
 |
« : 18 Mart 2010, 12:03:46 » |
|
AK Parti'ye bu Cuma kapatma davası açılacak. Kesinlik kazanmayan bu duyum Ankara'da kulisleri hareketlendirdi.
Sansasyonel haberlere imza atan Taraf muhabiri Mehmet Baransu, AK Parti'ye kapatma davası açılacağı bilgisini aldı.
Bomba kulisi Yasemin Çongar bugünkü köşesinde yazdı.. Baransu'dan aldığı bu istihbarat sonrası üst düzey hükümet yetkililerine sordu. Erdoğan'ın kurmayları da böyle bir haberi bekliyormuşcasına cevaplar verdiler.
(...) Bütün günü Başbakan'la birlikte, Anayasa değişikliği paketi üzerinde çalışarak geçiren üst düzey bir hükümet yetkilisi, "Partiniz hakkında yeni bir kapatma davasının çok yakında açılmasını bekliyor musunuz?" dediğimde, şu cevabı verdi: "Dört beş aydır böyle bir hazırlık olduğunu herkes gibi biz de duyuyoruz, zaten gazeteler de yazdı. Başsavcı da, malum, 'onlar hissederler' diye keramet buyurdu. Şu anda böyle bir şey beklemiyoruz ama Başsavcı, elinde bu yetki varken akşamdan sabaha dava açabilir."
Aynı yetkili, "AKP hakkında bir kapatma davası açılmasının çok yanlış olacağını ilgili çevrelere ilettiklerini" de söyledi; buna karşın, son günlerde, "kapatma yönünde hızlı bir hazırlık duyumu almadıklarını" özellikle vurguladı.
Ama ben, bir kaynaktan "Cuma günü dava açılabilir" bilgisini aldığımızı aktarınca, "Bu işler hep cumaları oluyor zaten, borsayı düşünüyorlar herhalde" demekten de geri durmadı ve ekledi: "Kapatma davası olmaz mı? Oldu, oluyor, olacaktır..." Bu hükümet yetkilisinin "Eli kulağında bir davayı duymadık ama duysak da şaşırmayız" anlamına gelen sözlerinden sonra, AKP'nin ileri gelen bir başka ismine aynı "bilgi"yi aktarıp benzer sorular sordum.
Aynen şöyle dedi: "Maalesef bu anormallikler Türkiye'de normal hale geliyor. Her an her şey olabilir. Çünkü bazılarında demokrasi mevhumu, izan, vicdan söz konusu değil, önceki kapatma davasını hatırlamıyor musunuz?" Aynı yetkili, yeni bir kapatma davasının nasıl sonuçlanabileceği ve AKP'nin buna ne tepki vereceği konusunda ise şunları söyledi: "Diyelim ki partiyi kapattılar. Eskiden ne olduysa o olur. Yeni bir parti kurulur. Ve devlet adına millet üzerinden değil, millet adına siyaset yaptığımız için de, yine milletin desteğini alırız." Sonra sözü Başbakan Erdoğan'ın konumuna getirdi: "Kapatma davası açmakla ya da parti kapatmakla siyasi bir sonuç alamayacaklarını bilirler. Ama bunların ümidi Tayyip Erdoğan'ı yasaklamak olabilir. Bu yolla partinin oylarını düşürmek isteyebilirler. AK Parti yine de tuz buz olmaz. Tayyip Bey'in itici gücünü, parti her koşulda hisseder. Biz zaten, kendisi yasaklıyken iktidar olduk. Suyu tersine çeviremezsiniz."
Bu konuşmalardan sonra, yazının başına oturdum. Taraf yazıişlerinde karar verdiğimiz üzere, Baransu'ya ulaşan istihbaratı şimdilik bir "iddia", bir "duyum" olarak dikkatinize sunup, bu konudaki ilk tepkileri hükümet kulisinden aktarmak için... İstihbaratın "yanlış" çıkacağını ve hayırlı cumanın hayırsız bir dava haberi getirmeyeceğini umarak.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Elfida
|
 |
« Yanıtla #1 : 18 Mart 2010, 13:08:53 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Üyeye Bela Gelmez,mod Kızmadıkça, mod Kızmaz,Üye Azmadıkça Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. elfidanın saklı bahçesi saklı bahçede ki yazılar bana gelen maillerin paylaşımıdır http://www.borsamania.net/forum/index.php?topic=7099.new#top
|
|
|
|
Tyler
|
 |
« Yanıtla #2 : 18 Mart 2010, 13:15:07 » |
|
bari cuma günü tam saat 17 de açılsada etkilenmesek gerçi yarım saate kadar haberi düşürürler 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
alkanatakan
|
 |
« Yanıtla #3 : 18 Mart 2010, 13:20:06 » |
|
bari cuma günü tam saat 17 de açılsada etkilenmesek gerçi yarım saate kadar haberi düşürürler  Zannetmem henüz böyle bişey olacağını, geçen sefer acele edildi sonuç çıkmadı. Bu sefer daha derin hazırlıklar yapılır. Tyler hala seansın 17:30 da kapandığını farkedememişsin. 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
menderes
|
 |
« Yanıtla #4 : 18 Mart 2010, 13:56:18 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
**YAZILARIM KİŞİSEL FİKRİMDİR.KİMSECİKLERİ İLGİLENDİRMEZ.AL-SAT-TUT NE HADDİME** Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.Burada yeralan bilgiler yönlendirme amaçlı değildir.
|
|
|
|
SAYMİN
|
 |
« Yanıtla #5 : 18 Mart 2010, 14:25:46 » |
|
hırsından ayaklarını ısırıyorlar .... açılabilir .. ama sonuç değişmez . olayların kimin yaptığı kimlerin üstüne atıldığı ortaya çıktıkca millet ne olduğunu anlıyor... halk ne istiyorsa o olur.... 3-5 kişi ile de hukuk anayasa olmaz .. halk ne diyecek dinlenmeli .. gerçi halk cahildir diyen zihniyet var ..ama gelip geçici ................. bu devam eder gider .. bizim site 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
kartaliye58
|
 |
« Yanıtla #6 : 18 Mart 2010, 16:52:18 » |
|
gecen sene seans bittikten sonra haber düsmedimi pazarteside %7 civari düsmüstük dogru hatirliyorsam
|
|
|
|
|
Logged
|
İnsanlar başaklara benzer.İçleri boşken başları havadadır; doldukça eğilir
altın çöpe düşse değerini kaybeder mi tenekeyi parlatsan hiç çeyrek altın eder mi
! .sɹǝʇ nq ʞǝʇ ɹiq ɐp ɐpunloʎ ʎǝsɹǝɥ iʞuɐs
|
|
|
|
tsubasaa
|
 |
« Yanıtla #7 : 20 Mart 2010, 11:46:20 » |
|
Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, irticai yapılanmaların yakından takip edilmesine ilişkin Emniyet yazısını isteyerek AK Parti'nin dosyasına koydu
NAMAL İMZALI YAZI OLAY YARATTI
Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'na Ramazan Akyürek'ten sonra atanan Hüseyin Namal'ın gönderdiği yazılı talimat, ikinci bir yazı ile geri çekildi. Bu sırada Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya devreye girip iki yazıyı istedi.
BAŞSAVCI YALÇINKAYA'NIN PLANI
Anayasa Mahkemesi, daha önce "AKP irticanın odağı oldu" demişti. Başsavcı şimdi bu belgeyi örnek göstererek "irticanın odağındaki parti, kurumlara baskı yaparak irticai faaliyetlerin takibini engelliyor" diyecek.
Taraf yazarı Emre Uslu'nun yazısı gazetenin manşetine taşındı. Kapatma davası haberleriyle ilgili bugüne kadarki en cidddi verileri içermesi açısından önemli. Sözü uzatmıyor ve yazarın yazısına kulak veriyoruz:
"Bugün ilginç bir gün. Bu yazının konusu AKP'yi kapatma davası. Ben bu yazıyı yazarken açılmış bir dava henüz yok ama belki de siz okurken bu dava açılmış olacak.
Aslında şubat sonundan itibaren AKP'ye yönelik bir kapatma davasının açılacağı konuşuluyor. Sadece bu nedenle, cuma günleri, gazeteciler için ayrı bir heyecanla beklenen günler olmaya başladı. Mart ayı başında Ankara'ya yaptığım ziyarette de bir kapatma davası olasılığının çok güçlü olduğunu, mart sonu itibariyle bu davanın açılacağını duymuştum. Bu bilgilerimi de 2 mart günü Kanaltürk televizyonunda yayınlanan Merkez Siyaset Programı'nda açıklamıştım.
Aldığım duyumlara göre Cumhuriyet Başsavcısı'nın "1200 sayfa civarında bir iddianame hazırladığını, dosyaya yeni deliller eklenmeye devam ettiğini belirterek, mart ayı çıkmadan dava açılacak ve bu da kamuoyuna 'demokrasiyi koruma' adına lanse edilecek. Yani 'AK Parti kapatılmazsa darbe olacak, demokrasi rafa kalkacak' şeklinde bir izlenim verilecek" şeklinde aktarmıştım.
En son Mehmet Baransu'nun bilgilerine dayanarak Yasemin Çongar da bu ihtimale vurgu yaptı. Baransu'nun kaynaklarına göre davanın bu cuma açılabileceğini öğrendiğini söyledi. Baransu ile yaptığım en son görüşmede, belki biz yazdık diye dava açılma süreci ertelenebilir bu cuma açılmayabilir ama bu dava açılacak değerlendirmesinde bulundu. Bunu dayandırdığı ilginç kaynakları var Baransu'nun. Baransu'nun öğrendikleriyle benim bilgilerimi karşılaştırınca açılacak davanın en önemli delilinin Emniyet Genel Müdürlüğü'nce verildiği durumu ortaya çıkıyor. İddia şu: Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'na Ramazan Akyürek'ten sonra atanan Hüseyin Namal, istihbarat birimlerine bir yazı yazarak irticai yapılanmaların yakından takip edilmesine ilişkin bir talimat gönderiyor. Ancak talimatın içeriğinde sorunlar olduğundan talimat ikinci bir yazı ile geri çekiliyor. Cumhuriyet Başsavcısı bu noktada devreye giriyor ve Emniyet'e yazı yazarak bu iki yazıyı istiyor ve delil klasörlerinin arasına koyuyor.
Taraf muhabirlerinin ulaştığı Hüseyin Namal, bu tip uygulamaların rutin uygulamalar olduğunu, böylesi yazılan ve geri çekilen yüzlerce yazı örnekleri bulunduğunu ifade ediyor. Ancak savcılık bu geri çekme işleminin hükümetin baskısı ile yapıldığını değerlendirerek açacağı davanın en büyük delili olarak bu belgeyi iddianamenin ekine koyuyor.
Emniyet'teki uygulamalara bakılacak olursa evet böylesi rutin uygulamalar bulunabilir. Anladığım kadarıyla gönderilen ilk yazının geri çekilmesinin arkasında hukuki neden yatıyor. Gönderilen yazıda, Emniyet'in rutin dili olan "dinî motifli terör örgütleri" yerine, irticai yapılanmaların takibine ilişkin bir dil kullanılıyor. Emniyet'in hukukçuları da, hukuki açıdan tanımı yapılmamış "irticai faaliyet" gibi geniş bir kavrama dayanılarak kişilerin takibinin yapılmasının, hem takibi yapan personel açısından hem de emri verenler bakımından suç oluşturabileceğini değerlendirip yazının geri çekilmesini istiyor. Yani tamamen iç süreçlerle verilen bir geri çekme kararı, savcılığın iddiasında, hükümet baskısı ile geri çekilmiş bir kararmış gibi değerlendiriliyor. Burada Anayasa Mahkemesi'nin daha önce vermiş olduğu "AKP irticanın odağı oldu" kararı kritik bir önem kazanıyor. Savcı bu karara dayanarak yukarıda özetlediğim belgeyi de örnek gösterip "irticanın odağı olmuş bir parti, kurumlara baskı yaparak irticai faaliyetlerin takibini engellediği" iddiasına delil olarak o yazıyı gösteriyor.
Konya Emniyet Müdürü her ne kadar rutin bir uygulama olarak nitelese de ve gerçekten de başka iktidarlar zamanında da böylesi uygulamaların bulunabileceği olasılığı mevcutsa da Anayasa Mahkemesi'nin daha önce verdiği "irticanın odağı olmak" kararı nedeniyle AKP iktidarı döneminde "rutin" uygulama, kapatma konusunda delil olabiliyor.
Savcının elinde başka "deliller"in de olduğu iddia ediliyor ama en ilginç kulis iddiası, savcının bu davayı demokrasiyi kurtarma hamlesi olarak değerlendirdiği iddiaları. Buna göre savcının, olası bir askerî müdahaleyi, askerin daha assertive şekilde siyasete müdahalesini önlemek bakımından böylesi bir davayı açmaya mecbur olduğu iddiaları. Bu kulis/olgusal bilgilerin üzerine, sanırım 2006 ağustos ayındaki irtica tartışmalarını hatırlatmakta yarar var.
O dönem, Kara Harp Okulu konuşmasıyla irtica tartışmasını başlatan İlker Başbuğ ve onu ikişer gün arayla takip eden komutanlar yüksek tonlu irtica vurgusu yapıyordu.
2010 yılına gelene kadar geçen dönemdeki 30 Ağustos törenlerinde yapılan irtica vurgusu nedense 2006 yılındaki kadar yüksek perdeden değildi. Burada kritik nokta 2007 nisan ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleriydi. Cumhurbaşkanlığına istemedikleri birinin çıkmasını önlemek için askerler irtica vurgusu yapıyordu. Şimdilerde ise devlet eliti bütün umutlarını 2011 seçimlerine bağlamış durumda. Buna göre 2011 seçimlerine kadar yükseltilecek tartışmalarla Tayyip Erdoğan ve anahtar kadrolar yasaklı hale getirilirse büyük başarı sağlamış sayacaklar kendilerini. AKP içindeki yandaşları da şimdiden referandum olmasın yaygarasıyla o zemini hazırlamaya çalışıyorlar... "
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|