|
POLATYAZICI
|
 |
« : 16 Eylül 2007, 13:53:45 » |
|
Manipülasyon iki yönlü, ya fiyatı düşürerek, ya da fiyatı yükselterek yapılıyor. Borsada işlem gören 380 küsür hisse senedinden önemli bir çoğunluğu "KOBİ" bile olmayacak, oldukça küçük şirketlerden oluşmaktadır. Şirketlerin değeri düşük olunca onların hisse senetlerinin fiyatlarını manipüle etmekte oldukça kolay oluyor. Manipülasyon için öyle "ciddi" miktarlarda paralara ihtiyaç duyulmuyor. "Cebine" birkaç milyon YTL koyan ve "ekibini" oluşturan, fiyatı istediği düzeye, aşağı ya da yukarı, sürükleyebiliyor. Dikkat ederseniz manipülasyon yapılan hisse senetleri piyasa değeri düşük olan şirketlerin hisseleri ve piyasa değeri düşük olan hisse senedi sayısı da oldukça fazla.
Fiyat yükseltmek için
Öncelikle bir "tahta" belirleniyor(hisse senedi). Sonra bu hissenin fiyatı kademeli olarak yükseltiliyor. Tabi fiyatın düzenli olarak yükselmesi küçük tasarruf sahiplerinin dikkatini çekiyor ve bu artıştan "yararlanma" isteği oluşuyor. Doğal olarak küçük yatırımcılar hisseyi en pahalı fiyattan alan oluyor ve alımdan sonra fiyatın hızla gerilediğini görünce şaşırıyor. Fiyat önemli ölçüde gerileyince hisseyi satan küçük yatırımcı, kendisi sattıktan sonra fiyatın yeniden yükselmeye başladığını görünce "satış için erken davrandım, yeniden alayım bu sefer kazanacağım" düşüncesiyle tekrar alım yapıyor ve görüyor ki yine en yüksek fiyattan alan küçük yatırımcı oluyor ve fiyat hızla geriliyor. Bu süreç küçük yatırımcılar paralarının önemli kısmını kaybedene kadar devam ediyor. Ancak her zaman "yeni" küçük yatırımcı çıkıyor ve oyuna dahil oluyor.
Küçük Yatırımcı Oyuna Nasıl "Davet" Ediliyor?
Efendim, açıklayayım. Her yıl Ocak ayının ilk günlerinde ülkenin "büyük" gazetelerinde şöyle bir haber görürsünüz: "Eğer geçen yıl 1.000 YTL'niz olsaydı ve bu paranızı borsada her gün "en çok kazandıran" hisse senedine yatırmış olsaydınız yılsonu geldiğinde X milyon YTL paranız olurdu".
Hafta sonu gazetesini eline almış olan ve bu haberi okuyan vatandaşımız "bu kadar paranın kazanılabildiği" borsadan neden uzak durduğunu sorguluyor ve kısıtlı tasarrufunu hisse senedi piyasasında değerlendirmek için bir aracı kurumda hesap açıyor ve gazete haberine konu olan "performansı" sergilemek için gayret sarf etmeye başlıyor. Tabi bu performansı gösterebilmek için borsaya ilişkin analizlerin yapıldığı "dergileri" okuyor, gazete ve televizyonlarda "uzmanların" görüşlerini dinliyor, kendisine ulaşan "tüyoları" dikkate alıyor, piyasaları takip ediyor ve yıl boyunca işlemlerini buralardan sağladığı "bilgilere" dayanarak gerçekleştiriyor. Fakat yılsonu geldiğinde kendi performansının hiç de "gazetede" anlatılan gibi olmadığını görünce hayal kırıklığına uğruyor. Neden "herkes" kazanırken kendisi kazanamıyor diye düşünüyor.
Sevgili "borsa yatırımcısı" kardeşime şunu hatırlatmak gerekir; siz gazetelerde şöyle bir haberi hiçbir zaman göremezsiniz: Eğer yılbaşında 1 milyon YTL'niz olsaydı ve bu parayı borsada tesadüfen her gün en çok kaybettiren hisse senetlerine yatırsaydınız Şubat ayı gelmeden batmış olurdunuz. Çünkü böyle bir haberin "haber değeri yok". İnsanlar hep "başarı öykülerini" duymak istiyorlar. Çünkü finansal performansta başarısızlık çok sık yaşanılan, karşılaşılan ve daha gerçekçi bir durumdur. Dolayısıyla "haber" değildir.
Tabi "gazetelere" başka türlü haberler de konu oluyor. Örnek olarak sorayım. Türkiye'nin "falanca bölgesinde çok zengin petrol yatakları bulunduğuna ilişkin haberler kaç defa önemli gazetelere "haber oldu"? Hem de manşetten. Ancak şimdiye kadar "bu yataklardan" petrol çıktığını gören olmadı. Bu ve benzeri haberler çok sık "kamuoyunun" "dikkatine" servis ediliyor.
Küçük tasarruf sahiplerinin "kazanma" arzusu, piyasa manipülatörleri için bulunmaz bir fırsat olarak görülüyor. Basına yansıyan bilgilere göre, kurdukları "düzende" her tür ayrıntı düşünülmüş, işlemi yapacak aracı kurumdan, hisse senetleri hakkında "yorum yazacak" "gazeteci"ye kadar tüm "ekip" oluşturulmuş ve "para kazanmak" "hayalini" kuran küçük tasarruf sahiplerinin "hayallerini" sürekli ertelemek zorunda kalmasına yol açılmıştır.
Çok Sayıda Küçük Yatırımcı Var
Türkiye Sermaye Piyasaları Aracı Kurumlar Birliğinin (TSPAKB) web sitesinde yayınlanan verilere göre 2005 yılının sonunda borsada işlem yapan 880,304 bireysel yatırımcıdan 718,120 tanesi portföy büyüklüğü 10,000 YTL'nin altında olan yatırımcılardan oluşmaktadır. Diğer bir değişle borsada "işlem yapan" yatırımcıların sayı olarak %80'i küçük yatırımcılardan oluşmaktadır. Yine TSPAKB verilerine göre sadece 1,000 gerçek kişi hisselerin %30'una sahip.
Bu kadar çok sayıda küçük yatırımcının, yeterli bilgi ve veriye sahip olmadan borsada işlem yapıyor olması, manipülatörlerin "işlerini" kolaylaştırıyor. Diğer bir değişle "tilkiler" ile "tavşanların" mücadelesi yaşanıyor. Tilkiler her zaman tokturlar, çünkü o kadar çok tavşan var ki avlanamamaları mümkün değil
|
|
|
|
|
Logged
|
YASAL UYARI Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
|