Borsa Mania Forum


*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. 25 Mayıs 2012, 05:42:46


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2 3 4 5 +   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: OMER HAYYAM  (Okunma Sayısı 7148 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
manedan
Sıkı Dost
**

Rep Gücü: 0
Karizma: 0


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 155



« : 06 Mayıs 2008, 17:47:30 »

Tarihin en aykırı şairlerinden olan ömer hayyamdan zaman zaman şiirler yazacağım.
Severim bu şairi hem de çok. Dumanlı kafasıyla yazdığı şiirlerinin yanında ayık olarak yazdığı şiirleri de fena sayılmaz.   
Bilirsiniz, kendisi aynı zamanda matematikçi ve astronottur.
Logged

camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdırlar.
(George Nerbert)
manedan
Sıkı Dost
**

Rep Gücü: 0
Karizma: 0


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 155



« Yanıtla #1 : 06 Mayıs 2008, 17:59:42 »

Ey özünün sırlarına akıl ermeyen;
Suçumuza, duamıza önem vermeyen;
Günahtan sarhoşum, ama dilekten ayık;
Umudumu rahmetine bağlamışım ben.

Büyükse de isyanım, kötülüklerim,
Yüce Tanrıdan umut kesmiş değilim;
Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın
Rahmete kavuşur elbet kemiklerim.

Tanrım bir geçim kapısı açıver bana;
Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana;
Şarap içir, öyle kendimden geçir ki beni
Haberim olmasın gelen dertten başıma.
Logged

camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdırlar.
(George Nerbert)
manedan
Sıkı Dost
**

Rep Gücü: 0
Karizma: 0


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 155



« Yanıtla #2 : 06 Mayıs 2008, 21:31:46 »

Akıl bu kadehi övdükçe över;
Alnından sevgiyle öptükçe öper.
Zaman ustaysa bu canım nesneyi
hem yapar hem kırıp bin parça eder.

(Hayyam dedi diye kimse alkolle yakınlık kurmasın.
Şiir yazmış işte hayyam usta)
Logged

camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdırlar.
(George Nerbert)
manedan
Sıkı Dost
**

Rep Gücü: 0
Karizma: 0


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 155



« Yanıtla #3 : 06 Mayıs 2008, 21:33:22 »

Her sabah yeni bir gün doğarken,
bir gün daha eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.
Logged

camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdırlar.
(George Nerbert)
manedan
Sıkı Dost
**

Rep Gücü: 0
Karizma: 0


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 155



« Yanıtla #4 : 06 Mayıs 2008, 21:58:21 »

İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tesbih, post, seccade güzel:
Ama Tanrı kanar mı bunlara.
Logged

camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdırlar.
(George Nerbert)
cerre
Burası Artık Onun Evi
***

Rep Gücü: 1
Karizma: 1212



Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 919



« Yanıtla #5 : 06 Mayıs 2008, 23:09:42 »

..............Ömer Hayyam...........Manevi huzurunda , önünde ihtiramla eğilirim .............Onun kafası hiçbir zaman dumanlı değildi............Çünkü bu kainatta hakikatı , kendini bilen ender zatlardan biri idi................Her daim kendi derunundaki ben' i bilen ve farkında olandı...............Şiirlerindeki şifrelerin , ancak bilene nümayan olduğuda izahtan varestedir................Nesimi' nin buyurduğu  gibi     " Sofular haram demişler bu aşkın şarabına , ben doldurur ben içerim ,günah benim kime ne  "       anlayışı içinde , halkın zahir telakkisine zerre kapılmadan ,önem vermeden ,ancak ve ancak hakkı gözetendi kendileri...........İnsan hakka yakin olmak arzusunda ise , halkın kınamalarına zerre kadar önem vermemelidir..............Halk içinde itibarı asla gözetmemelidir..................Sevgili Neyzen' de ,halkın gözünde sarhoş,küfürbaz bir adamdı....Ama bazı şiirlerinde ,o masum ,nazik ,nazenin gönlünden ufak görüntülerde ortaya dökülmüş ve onun nasıl bir hakikat yolcusu olduğu bilene sır olmaktan çıkmıştır.....................
..Hakikatı bilen çok azdır...Kur' anın Ledün ilmi ile yazıldığı buyurulmuştur.....Allah , bu ilmi bir ben bilirim ,birde bana yakin olanlar buyurmuştur...................O halde bu dar anlayışımızla ,Ledün ilmindende bihaber olduğumuza göre ,insanları zahiren de olsa ,hem tek kelime eleştiremeyeceğimiz mükemmelikdeki eserlerine hayranlık belirtip,sonrada onları dumanlı kafa olmakla tasvir etmek uygun değildir kanaatındayım................Bu hususlarda tedbirli hareket etmenin bence kıymeti büyüktür..............
 .....Bu yazım hakka naz makamında ,mükemmel şiirler yazan Ömer Hayyam' a karşı benim bir vazifem olarak telakki edilirse ve hiç kimseyi hedef almadığım ve eleştirmediğim şekli ile kabul buyurulursa içim rahat edecektir sevgili dostlar ve sevgili manedan............ smitten
Logged

yetmişiki millete bir göz ile bakmayan,
halka müderris olsa hakikatte asidir..........
                         Yunus Emre....
strange
kuşlar kadar hür
Kral Tahtı
*****

Rep Gücü: 6
Karizma: 466


Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6115



« Yanıtla #6 : 07 Mayıs 2008, 12:42:13 »

sevgili manedan
hayyam ı seviyorsanız önce onu tanımaya ve anlamaya çalışmalısınız super
ayık kafayla,dumanlı kafayla gibi söylemler ne hayyam severe ne de bu yazıları okuyanlara saygısızlık olur düşüncesindeyim..biraz daha dikkat Smiley

Hayyam ve Bitip Tükenmez Sorular
Rüştü Şardağ, Bütün Yönleriyle Hayyam Rubaileri, Özgür Yayınları, S.29-32
Çocukken başlar sorularımız... Onlara karşılık aldıkça yineler, yineledikçe rahatlar gibi olur, sonra yine sorarız.

"Karamazov Kardeşler"de Dostoyevski, "Midya" adlı kahramanına yeryüzüne sorularımıza karşılık almak için geldiğimizi söyletir. İşte Ömer Hayyam, sistem kurmuş olayları açıklamış her filozof gibi, hayatı boyunca bu soruları sürdürmüştür.
Sonu gelmeden uzanıp giden, başı ve bitimi belli olmayan doğuya bakıp sorar. Nice zalim, kendini beğenen kralların başını yemiş, ne fidan boylu güzelleri, karıncaların, yılanların ağzına yem etmiş, gözü aç ölmüş nice azgın, zenginleri kara toprağa çekmiş, ne haksızlıklara, gönül kırmalara, ne gereksiz savaşlara ve didişmelere alan olan şu dünyayı süzmüş; sormuştur.
Hakçı, yumuşak, alçakgönüllü kağanları; hak yiyen, aşağılık, hain ve ölmeyeceğini sanan hükümdarların izlediğini görmüş; sormuştur.
Bir yıkık saraya bakmış, orada bir zamanlar keyif sürmüş şahların barındığını anımsamış; bugün yıkıntılarında kalbe ürküntü salan kuşların çığlıklarını duyarak sormuştur.
Doğanın güzel görünümlerini, yeşil, zümrüt bahçeleri, erguvan renkli gülleri, bin çeşit nazlı güzeli kıvançla ve uyanık bakışlarla gözleyip sormuştur.
Göklere bakmış, yıldızların, gezegenlerin dolanımlarını, bütün canlı varlıklan, onların en öncelerdeki (ezel) sırlarını ve çözülmesi zor nice zor sorunları düşünmüş, sormuştur.
Çöken akşamı, değişken bulutları, ay ışığını, onca doğa güzelliği arasında daha da güzel olan nice gençlerin, dönülmez yolculuğa çıkışlarını içi parçalanarak izlemiş ve sormuştur.
Bütün bu soruların genişliği de gösterir ki, ozanımız topluma insana, doğaya, insanoğluna eğilmiş, fildişi kulesinden, çok eski yüzyıllar içinde çıkmıştır. Aslında, Doğu edebiyatını, beylik ve incelemesiz bir tekerleme halinde, doğaya, topluma eğilmemiş göstermek zaten bir bilgi kısırlığı ve araştırma tembelliğidir.
Tarih boyu Doğu, en büyük uygarlıklara ya da yıkılıp gidişlere hep tek adamın yumruğuna dayalı yönetimler altında ulaşmıştır. Çoğu defa korku, baskı, sindiri ve zulme dayanan bu ülkelerdeki ozanlar, Hayyam'dan önce de şu hedeflere en dokunaklı söz oklarını fırlatmasını bilmişlerdir: (felek), (baht), (dehr), (devran), (dünya), (zaman).
Aslında bu sözcükler, toplumu simgeler. Biraz kazıdığımız zaman altından o günün toplumu çıkar. Hayyam'ı da her şeyden önce bu geleneğin içine alıyoruz ama, onu rubailerinde ozan yoldaşlarından ayıran ve ölümsüzlüğe ulaştıran şey, sanat üstünlüğü ve daha başka nitelikleridir.
rubailer ozanının evrenden, toplumdan, doğa ve insandan bunca ibretli ders almış olmasına karşılık şiirleri ders verici nitelikte değildir. Doğu edebiyatında Hayyam'a gelene kadar ozanın, çıkar ve dostluk uğruna övgüler düzüp yeri geldiğinde, bu dostları yergilerle yerin dibine batırdığı ya da didaktik (kuru bir öğreticilik ve ders veriş) öğütlerde bulunduğu hep bilinir. Böyle bir ortamda ders vermekten, vaiz görünmekten her zaman uzak kalmıştır. Gerçek şiirde ve sanatta aranılan lirizm ve içtenlik, bilgiç görünmekten uzak duruş, ders ve vaaz vermekten kaçınış, ozanımızın çok dikkat ettiği şeylerdir. Elbet, dörtlükleri okuyanlar, sonsuzluğa kadar bu küçük kıvılcımlardan tat alıp duygulanacakları gibi, ders de alacaklardır. Ama ozan ders vermeyi düşünmediği, okuyucuyu böyle bir soğuklukla karşılaştırmadığı için.
Hayyam'ın kendisini yakan her kıvılcım, kafasına takılan her soru, yüzyıllardan beri insanoğlunu yakıp kavurmuştur. Okuyucu, ozanın gizli inleyişlerini de sezinlemiştir. Ama İranlı bilgin Mohammed Ali Forogî'nin, Farsça "Robaiyyat" kitabının 12. yaprağında dediği gibi, "bu inleyişler, Hayyam'ın hançeresinde tıkanıp kalmıştır. İnsanoğlu için, dışa sızmamış olan bu inleyişler, yürek yakıcı olmuştur."
HAYYAM VE FELSEFE
Hayyam; Fitzgerald'ın üstün çevirisiyle Batı dünyasına yayıldıktan sonra, rubailerin taşıdığı felsefî görüşler hakkında çok çeşitli ve yaygın yorumlar, incelemeler yapılmıştır. Hatta bizde de İkbal kitabevi eliyle yayımlanan, Hüseyin Daniş ve Rıza Tevfik'in ortaklaşa hazırladığı "Rubaiyyat-ı Ömer Hayyam" adlı eserin ikinci bölümünde, Rıza Tevfik Bölükbaşı, bu alanda derin bir araştırmaya girişmiştir. Felsefenin zamanımızdaki kavramı ile geçmişteki anlamı açısından Hayyam'ı, onlardan farklı olarak ele almamız gerekiyor. Felsefe artık bir felsefe tarihi değildir. Bir takım düşünce, sanat ve bilimadamlarının, akıl sinirlerini zorlayarak doğaya, topluma, doğaötesine ve Allah kavramına kesin bir sonuç aramaları; önce kendilerini sonra da bizleri inanış rahatlığına kavuşturmak için bazı varsayımlar üzerinden yürüyüp ilkeler ortaya atmaları çağı, geçmişte kalmıştır. Felsefe;günümüzde olumlu bilimlerle birlikte yol almakta, olayların akışına kişisel bakışlarla bakmaktadır. Olumlu bilimlerin desteği altında toplumların, insanların mutluluğu için bilinç ve sezgi kapılarını zorlamaktadır.
Hayyam'ı, eski felsefe anlayışı içinde ele almak yanılgıya düşmektir. Çünkü O hiçbir çözüme ulaşamadan, hiçbir şeye, çözüm bulunamayacağını bilmenin burukluğu içinde, yine de karamsarlığa yuvarlanmadan yaşayıp gitmiştir. Eğer kendisini ve toplumu doyurabilecek bir dala yapışabilseydi, bu yolu tutsaydı, tarihin çeşitli çağlarını dolduran büyük filozoflar arasında ele alınabilir, O'nunda felsefesi işlenebilirdi.
Zamanında felsefe dersleri de veren ozanımız, bugünkü çağdaş felsefe anlayışına, insanların mutluluğunu istemesi bakımından yakın olabilir. Aslında olumlu bir bilimadamı olması da onu, yeni felsefecilerin arasına yaklaştırır gibi olur. Ama hemen söyleyelim: Hayyam, felsefeyle birlikte her şeyden, hatta bilimden de önce ozandır. Bu yanının ağır basması nedeniyle belli bir felsefe sınırı içine yerleştirilemez. Buna rağmen pek çok filozofun yer yuvarlağı kurulalı beri kafasını kurcalayan sorunlara felsefe yapmak için değil, şiirin havasıyla sürüklenerek, şiir diliyle dokunup dokunup geçmiştir. Tek bilinmesi gerekli nokta şu olmalı: Düşünce dünyasını, bilinçaltını ve sezgilerini yoğun bir araştırmaya yatıran ozan, bizi hiçbir zaman bir düşünsel yorgunluğa, hatta derin bir duygu çalkantısına götürmez. Böyle bir yorgunluğa düşmemizi önler. Bizler için kafası burgu gibi oyulan; beyni vakit vakit bunalımlar içinde çıkar yol arayan O'dur. Ama biz, bu rengi ve tadı bir daha zor yaratabilecek olan benzersiz rubailerle, yorucu bir düşüncenin, sarsıcı bir duygunun sınırına, hiç mi hiç yaklaşamayız.

Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
Kurt, köpek, çakal, makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam' ın bu sözlerine ne dersin, dedim;
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi.



Logged

kuyunun dibinde kurbağalar,

sanır ki gökyüzü ,kuyu ağzı kadar...

İMECE..
http://www.borsamania.net/forum/index.php?topic=7327.msg145749;boardseen#top
manedan
Sıkı Dost
**

Rep Gücü: 0
Karizma: 0


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 155



« Yanıtla #7 : 08 Mayıs 2008, 09:04:52 »

Yani siz hayyamın şarap içip içmediğini nasıl bu kadar kesinlikle iddia edebiliyorsunuz.
Biz onun şarabına karışmıyoruz, ama hiç bir şair, şarap içmeden bu kadar aykırı şiirler yazamaz
onun aykırı şiirlerini affettiren de bu şiirleri yazarken sarhoş olmasıdır. bundan dolayı hoş görülmüştür.
Aksi halde normal bir kafadaki insan bu kadar aykırı şiir yazmaz. yazdırmazlar da zaten. devrinde ona gösterilen bu tolerans onun çoğu zaman sarhoş olduğundandır. ki Bütün dünya hayyamı bu özelliği ile de tanıyor zaten.
Ona gösterilen hoşgörü bizim neyzen tevfik'e gösterdiğimizin aynısıdır. Eğer neyzen, şiirlerini ayık kafayla yazmış olsaydı inanın kafasını gözünü yararlardı. Delidir ne yapsa yeridir demiş işi kapatmışlardır.
Hayyam da aynı durumdadır. Sarhoş kafayla yazdığı kanaatında oldukları için ona da bu açıdan bakmışlardır.
Yoksa onun da kafasını gözünü hallederlerdi, hem de öyle bir devirde.
Sonra dumanlı kafa yazmışız diye neden bu kadar tepki gösterdiniz ki. Bu Hayyam'ın gerçek özelliğidir.
Kendisi şarapçıdır. Şiirlerini şarap içtiği zaman yazmıştır. Yani dumanlı kafayla.
Ayık iken matematik, astronomi ve diğer bilim dallarıyla ilgilenmiştir. ki ayık bir adam o şiirleri yazamaz, yazması da imkansızdır.
Biz hayyam şarhoş diye de ona ne kızar ne de onu aşağılarız. Ama gerçekleri de saklamak istemeyiz.
Logged

camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdırlar.
(George Nerbert)
manedan
Sıkı Dost
**

Rep Gücü: 0
Karizma: 0


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 155



« Yanıtla #8 : 08 Mayıs 2008, 09:18:40 »

Ey canlar, şarapla buldurun bana beni;
yakutlara çevirin kehruba çehreme;
Şarapla yıkayın beni öldüğüm zaman
Asma'dan bir tabut içinde gömün beni...

Adam daha ne desin. gizlemiyorki sarhoşluğunu, şarap severliğini.
Söylemek istediğimiz de bu zaten. O kafa dumanlı olmazsa bu şiirleri yazamaz ve hoşgörüyle de karşılanmazdı.
Ben zaten hayyamın bu yanını severim. kafasının dumanlı olmasını eleştirmedim. o kafada olduğu için böyle şiirler yazabilmiştir dedim.
Neyzene de itirazımız yoktur hayyama da.
Eğer şarap olmasaydı bu şairler de olmazdı zaten.
Logged

camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdırlar.
(George Nerbert)
Sayfa: [1] 2 3 4 5 +   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.2 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


© 2006 BorsaMania Tüm Hakları Saklıdır- Gizlilik - Kartvizit - Altın

YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir.
Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile
müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum
ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile
risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım
kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.