Krizdeki gelişmiş ülkelerde kurumların riskli gruplara yönelmesine yol açan kâr marjı düşüklüğü gibi sorunları Türkiye'nin henüz yaşamadığını belirten Garanti Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cüneyt Sezgin, 'Ekonomi büyüdükçe Türkiye de bu sorunları yaşayacak' dedi.
ABD'de 2007 yılında "subprime mortgage" krizi olarak başlayan, giderek küresel finans krizine dönüşen kriz, gelişmekte olan ülkeleri de etkilemeyi sürdürüyor. Krizin etkilerini sermaye yapısı güçlü finans sektörünün etkisiyle azaltmaya çalışan Türkiye'de ise asıl sorunun düşük enflasyon ortamı, verimlilik ve rekabetteki artışla birlikte başlayacağı belirtiliyor. Ekonomik büyümenin kâr marjlarında düşüşe yol açacağını belirten risk yönetimi uzmanı ve Garanti Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cüneyt Sezgin, Türkiye'nin, krize giren ülkelerdeki sorunları henüz yaşamadığını ve Batı'daki krizden ders çıkartılması gerektiğini vurguladı.
Bugün için hayat kolay
Türkiye'de halen kâr karjları yüksek olduğu için reel ve finans sektöründeki kuruluşların belirli düzeyde risk alarak, büyüme ve kârlılığı sağlayabildiklerini belirten Sezgin, "Türkiye'de hayat bugün kolay. Ancak, düşük enflasyon dönemi, artacak rekabet ve verimlilikle birlikte Türkiye de kaçınılmaz olarak gelişmiş ülkelerin yaşadıkları makro ortamı yaşayacak. Bankalar ve şirketler ödeme gücü fazla olmayan müşterilerle çalışıp çalışmama sorusuyla karşı karşıya kalacak. O gün geldiğinde de bugünkü risk yönetim yaklaşımlarıyla bunu yönetmek kolay olmayacak" dedi.
Türkiye'nin de krizden faydalanabileceğini belirten Sezgin, gelişmiş ülkelerdeki krizleri yaşamadan kurumların işleyiş ve risk yönetim yaklaşım tarzının gözden geçirilmesinin gerekli olduğunu vurguladı.
Gelişmiş ülkelerde de bankacılık sektörü regüle edildiğinde buradaki risklerin daha az regüle edilen ya da hiç denetlenmeyen alanlara kaydığını belirten Sezgin, "Bankacılık sektörü çok sıkı denetlendiği için bankalar varlıklarını özel amaçla kurulmuş şirketlere kaydırdı. Riskler farklı şekilde paketlendi" dedi. Fizik kurallarına göre, havayı bir yerde sıkıştırdığınızda boşluk bulduğu yerden sıkışmadığı alana kaçtığını hatırlatan Sezgin, "Finans sistemi de böyle. Bankacılık ve finans sektörü de denetim sonucu ne zaman sıkışsa kendisine çıkış yolu bulacak henüz denetlenmemiş alanlar arıyor" diye konuştu.
Bütünsel denetim şart
Her krizin kendine göre farklı özellikleri olduğunu belirten Sezgin, "Günümüzde mortgage kriziyle ilgili önlemler alınıyor. Ancak, size garanti vereyim ki gelecekte bu sefer mortgage dışında başka bir yerden şiddetli sarsıntılar yaşanacak" dedi.
Yeni dönem finansal mimarisinin de olabildiğince kapsayıcı olması gerektiğine dikkat çeken Sezgin, tüm finansal kurumları içine alan bütünsel bir denetim ve gözetim yaklaşımının söz konusu olacağını vurguladı. Ülkeler arasında işbirliğinin de sağlanmasının gerekli olduğunu ifade eden Sezgin, risklerin böylelikle daha iyi denetlenmeye çalışılacağını kaydetti. Sezgin, Türkiye'de de şirketlerin kendi kendilerine risklerini daha iyi yönetmelerini sağlayacak önlemelerin alınması ve risk yönetim kültürünün şirket bazında oluşmasının gerekli olduğunu söyledi.
Türkiye'de sermaye yeterlilik rasyosunun yüzde 12 olmasının krizde faydasının görüldüğünü belirten Sezgin, "Ancak, sermaye yeterlilik rasyosunun yüksek olması, bankaların kendi dağıtabileceği kaynakların daha az olmasına yol açıyor. Bankacılık sektörünün büyümesini istiyorsak, büyüme zamanlarında yüzde 12 sermaye rasyosu yüksek bir oran" dedi.
Sezgin'in kriz tespitleri
* Küresel kriz, risk yönetimi ve ölçümü açısından zaaflar olduğunu gösterdi.
* Düzenleme ve denetim geniş bir alanı kapsamalı. Yoksa, regüle edilen sektörlerden daha az düzenlenen ve denetlenen yerlere kayış oluyor.
* Kurum içindeki risk yönetim anlayışının sağlıklı bir şekilde oturması şart.
* Türkiye'de ne zaman kâr marjları daha da daralacak, rekabet artacak o zaman Türk şirketleri de daha riskli gruplarla ve daha riskli ürünlerle çalışmak zorunda kalacak.
* Gelecekte daha büyük ve ekonomiden daha hızla büyüyen bir bankacılık sektörü hayal ediyorsak, günümüzde daha riskli kabul edilen şirket ve bireylere kayış olmak zorunda.
kaynak
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=133304