Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında anayasa değişikliği konusunda hükümete ciddi uyarılar yapıldı. YİK Başkanı Mustafa Koç, yeni laiklik tanımlarının peşinde koşulmaması gerektiğini belirterek, toplumun kaygılarının giderilmesini istedi. Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ da yeni bir toplumsal sözleşmenin yapılmasında uygun bir yöntemin seçilmesinin asli önemde olduğunu vurguladı. Toplantıya katılan Devlet Bakanı Cemil Çiçek, eleştiriler karşısında AK Parti anayasası yapmadıklarını, mevcut anayasanın da ilk üç maddesini değiştirmeyeceklerini belirtti.
İstanbul Sabancı Center'de cuma günü yapılan toplantıda Mustafa Koç, yeni anayasa etrafında bir kutuplaşma içine girilmesinin ekonomik ve sosyal sorunların çözülmesini güçleştirmenin yanı sıra, dış itibarı ciddi biçimde zedeleyeceğini ifade etti. Koç, "Yeni anayasanın yalnızca iktidar partisinin elinden çıkmamasını, geniş bir tartışma ve uzlaşmanın ürünü olmasını önemsiyoruz" diye konuştu.
Süreci ve icraatları yakından izleyeceğiz
Mustafa Koç, hükümetleri izlemek, icraatlarını değerlendirmek, eleştiri ve uyarılarda bulunmanın sivil toplumun temel işlevlerinden biri olduğunu, buna tahammül edemeyen siyasetçilerin çağdaş demokrasinin gereklerini benimsemediklerini ortaya koymuş olacaklarını söyledi. Koç, mevcut hükümet programının da seçim öncesinde açıklanan parti programının gerisinde olmasının izleme faaliyetinin önemini daha da artırdığına dikkat çekti.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ da yeni bir toplumsal sözleşmenin yapılmasında uygun bir yöntemin seçilmesinin asli önemde olduğunu vurguladı. Yalçındağ, anayasa tartışmalarında laiklik konusunun ön plana çıkmasının, bugün de görev başında olan bazı hükümet üyelerinin, parti mensuplarının, yerel yöneticilerin, geçmiş dönemlerdeki eylem ve söylemlerinden kaynaklandığını söyledi.
TÜSİAD'ın Türkiye gündemi ile ilgili olarak yaptığı bazı değerlendirmelerin hükümet kanadında tepki çektiğini dile getiren Yalçındağ, "Bu, TÜSİAD'ın alışkın olduğu bir tutumdur. Yine de demokrasi kültürü açısından, sivil toplum örgütlerinden gelen uyarılara gösterilen bu geleneksel tepkinin, iktidar partisinde hala kendisine yer bulabilmesini doğrusu yadırgadık" diye konuştu.
Anayasa tartışmaları toplumsal enerjiyi emiyor
Anayasa tartışmalarının toplumsal enerjinin önemli bir bölümünü emecek gibi gözüktüğünü ifade eden Yalçındağ, "Eğer, bireysel özgürlükleri geliştiren, demokratik siyasal işleyişin önündeki engelleri kaldıran, laiklik prensibini zedelemeyen, toplumu çağdaşlaştıran, gerçek anlamda toplumsal sözleşme niteliği taşıyan bir Anayasa oluşturulabilirse, atılım fırsatı yakalanabilir. Yeni bir toplumsal sözleşme yapılacaksa, buna uygun bir yöntem seçilmesinin asli önemi vardır" dedi. Yalçındağ, kökten bir değişiklik arayışı ile yola çıkılmışsa tüm kesimlerin katıldığı özel bir kurul oluşturarak taslak metni hazırlanması gerektiğinin altını çizdi.
"Anayasa tartışmalarında laiklik konusunun ön plana çıkması, bugün de görev başında olan bazı hükümet üyelerinin, parti mensuplarının ve yerel yöneticilerin, geçmiş dönemlerdeki eylem ve söylemlerinden kaynaklanmaktadır" diyen Yalçındağ, şöyle devam etti: "Hükümet, toplumun bu konudaki endişelerini gidermede yeterince somut ve ikna edici olamazsa, Anayasa tartışmaları kaçınılmaz olarak tek bir noktaya kilitlenecek ve 21'inci yüzyıla yakışan, özgür, demokratik, çağdaş, atılımcı bir anayasanın diğer unsurlarının tartışılması imkansız hale gelecektir. Anayasa çalışmasında öne çıkarılması gereken en önemli prensip, birleştirici, bütünleştirici olmaktır. 'Türkiye'de siyasal güçler rejim mücadelesine devam ediyor?' izleniminin sürmesine yol açacak bir anayasanın ülkeye yarar değil zarar getireceğine inanıyoruz.”
Küresel krize karşı dikkatli olunmalı
Yalçındağ, ABD ve Türkiye merkez bankalarının yaptığı faiz indirimlerinin olumlu bir hava estirse de krizin diğer piyasalara atlayarak genişlemesi gibi bir riskin orta vadede söz konusu olduğunu, bu gerçekleşirse küresel büyümede de ciddi olumsuz etkilenmeler gündeme gelebileceği uyarısında bulundu. Yüksek cari açığın Türk ekonomisinde olası küresel mali daralmalara karşı kırılganlık yarattığına değinen Yalçındağ, "Türkiye, cari açığı kontrol altına almasını sağlayacak bu dönüşümü, yıllık yüzde 7 büyüme hedefinden, taviz vermeden başarmak mecburiyetindedir" dedi.
Çiçek: Anayasa'nın ilk 3 maddesi değişmeyecek
Devlet bakanı Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, toplantıda yaptığı konuşmada Türkiye için çok önemli olduklarına inandıkları yapısal reform tasarılarının Anayasa'ya aykırılık sebebiyle geri döndüğünü belirtti. Anayasa ile ilgili çalışmalara yüzde 47 oy aldıktan sonra başlamadıklarını, Mayıs ayında başladıklarını vurgulayan Çiçek, şunları kaydetti: "1982 Anayasası yürürlüğe girdiğinden bu yana 12 kez değişikliğe uğramıştır. 175 maddeden 83'ü değiştirilmiştir. Toplumun tüm kesimlerinin hazırlanmasına katıldığı demokratik biçimde yapılacak yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğu açıktır."
Çiçek, 1982'den bu yana partilerin, sivil toplum kuruluşlarının anayasanın değişmesi gerektiğini dile getirdiğini anımsatarak, "Biz Ak Parti için anayasa yapmıyoruz, AK Partililer için de bir anayasa yapmıyoruz. Eğer el birliği ile birlikte başarabilirsek Türkiye için yepyeni bir anayasa yapmaya çalışıyoruz" dedi. Çiçek, yeni anayasada devletin temel niteliklerinin belirlendiği mevcut anayasanın ilk 3 maddesini de aynen aldıklarına dikkat çekti. Çiçek, "Bu konuda itham değil, eleştiri, bilimsel katkı bekliyoruz. 'Şu madde yanlıştır, gerekçeleri şudur şudur' diye katılım bekliyoruz. Tartışmalar olsun istiyoruz” diye konuştu.
Bakan Çiçek'in yanıtları işadamlarını rahatlattı
* TÜSİAD Yönetimi, toplantı öncesinde Bakan Cemil Çiçek ile bir saat süren bir toplantı gerçekleştirdi. Çiçek'e sorular anayasa konusunda yoğunlaştı.
* TÜSİAD YİK'lerde normalde konuk konuşmacı ile yapılan soru-cevap bölümü en fazla 20 dakika sürerken, Çiçek, bir saat boyunca soruları yanıtladı.
* Çiçek'e anayasadaki laiklik, kılık kıyafet, dini eğitim, düşünce özgürlüğü ve 301. madde başta olmak üzere birçok soru soruldu.
* Çiçek, "Anayasa'da 1926'da koyulmuş İnkılap Kanunu'nu içeren maddeleri aynen koruyacağız. Hatta öztürkçeye bile çevirmeyeceğiz" diye konuştu.
* Dini eğitim konusunda devletin sorumluluğunu olduğunu dile getiren Çiçek, devlet üzerine düşeni yaptığında kimsenin tekkelere gitmeyeceğini söyledi.
* TÜSİAD üyeleri, Çiçek'in sorulara ayrıntılı şekilde yanıt verdiğine dikkat çekerek, "Anayasayla ilgili açıklamalarını rahatlatıcı bulduk" dediler.
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=78879&ForArsiv=1